• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Benim dileğim

    İnsanların arasına önyargılardan duvarların çekildiği, toplumsal hayat içinde iletişime geçtiğimiz ortamların labirente dönüştüğü, slogan ve nutuk seslerinin barış taleplerini duyulmaz kıldığı bir dönemden geçiyoruz.

    Ön yargıları yerinden oynatmak öyle zor ki vazgeçiyor insan. Oysa bilinmeli ki o duvarlar gelmekte olan tehlikenin işareti. Duvar çatladığında, çatlaktan uzanacak el barışmaya değil öldürmeye yoğunlaşmış olabilir.

    Toplumsal barış için yola çıkmış insanlar kayboldukları labirentte çaresizlik içinde. Halklar yalnızlaşıyor. “Halkların kardeşliği” diyenlere, neredeyse “Neden ‘halkların düşmanlığı’ demiyorsun?” diye soracaklar. Barış bu kadar politikleştirildi. Oysa barış herkesin isteğidir. Kimse yapılan bütün propagandalara rağmen, ölmek istemez çünkü.

    Ama propaganda makinesi de durmuyor işte. Amaç insanları birbirinden uzaklaştırmak.

    Bir ömrü barışa adayabilir, kendinizi bu yolda çalışmalara vakfedebilirsiniz. Buna bakmazlar artık. Kimliğiniz, doğduğunuz yer, anadiliniz yeter sizi düşman görmelerine. Umurunda olmaz önyargı sahibinin, sizin bir ömür boyunca ne yaptığınız. Siz düşmansınızdır, çünkü önyargı iletişim değil basit cevaplar ister. Barış basit bir cevap değildir savaşa ama acil biçimde verilmesi gereken bir cevaptır. Yukarıda bir insanın ömrü boyunca yaptıklarının, önyargı sahiplerince umursanmadığını söyledim. Bu dönemde artık ömrün kendisi de umursanmıyor. İnsan hayatlarına kolayca son verildiği bir dönem bu. İdeoloji, ölümlerden kahramanlık ya da hukuk çıkarıyor. Öldürüldüyseniz ya kahramansınızdır ya suçlu.

    Kimse düşünmez eve ekmek götürmek, sevdiğinizle buluşmak, sıcak yuvanıza dönmek için yola çıktığınızı.

    Esas kahramanlık budur. Patlayan bombalara rağmen barışçıl hayatını sürdürmek çabası ve kararlılığı insanın…

    Belki de kimilerine göre esas suç bu; şiddete yönelmemek yani. Şiddete karşı çıkmak.

    Ama yine de söylüyoruz: “Barış, hemen şimdi.”

    Kan kanla yıkanmaz. Her öldürme yeni ölümlerin yolunu açar.

    Genç hayatların sona ermesi hepimizin utancıdır.

    Bu yüzyıl da bu ülkede utanç içinde mi geçecek?

    Çocuklarımıza, torunlarımıza böyle bir ülke mi bırakmak istiyoruz?

    Geçen haziranda yayımlanan kitabım ‘Barışa 100 Adım’ı ben torunuma ithaf etmiştim oysa, “Barışta büyüsün diye”.

    Bunu istiyorum ben. Dileğim bu benim.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları