• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Beş Silahşorlar

    Uzman, Cix35, Alex_De_Souza, Matkap_Pump ve mcansn17 olarak beş kişiydik. Okul sıralarının üzerine kazıdığımız imzalardan, henüz yeni tanıştığımız kızlara kadar hemen herkesin aklına böyle yerleşiyorduk. Lise dönemi arkadaşlıkların dostluğa uzandığı, yeniliklerin ilk kez keşfedildiği, (erkekler açısından) eğer biraz yakışıklı, biraz ağzınız laf yapıyorsa karşı cinsle ilk tensel dokunmaya girilen dönemdir ve dolayısıyla çok önemlidir. Her keşfin bir çağ başlangıcı vardır, demiş kâşifin biri… Çok haklı demiş üstat. Bizim de birbirimize zaaflarımız vardı; ilk başlarda anlaşılamayan kavgalarımız olmuştu. Birbirimize laf sokmalarımız, boğaz boğaza birbirimizi sıkmamız ve yaşadığımız bölge Ege’ye has “it dalaşı” ile sonlandırdığımız çığ gibi anılarımız vardı.

    Zamanla birbirimize alıştık ve kavgalar yerini ortak korkulara bıraktı, mahallenin uslanmayan köpek çetesi tarafından kovalandığımız ve sonunda bir arabanın veya tanımadığımız insanların üzerine çıkarak son bulan o korku dolu anlarla yakınlaştık. Her biri ile ayrı hikâyelerim olmuştu.

    Sarmaşık isimli internet kafenin arka beşlisini pazar sabahı 11’den akşam 22’ye kadar gasp ederdik. Savaş, futbol, araba yarışları ve son saatlere doğru çöpçatanlık sitelerinde kendimizden büyük kızlarla yazışarak ve onlarla düzüşebileceğimiz ihtimalini sesli düşündükçe kahkaha atardık. Kafe sahibi Selim ve o dönemin popüler porno oyuncusu Sibel Kekilli’ye benzeyen karısına arada bir göz atar, askerden kaçan Selim’i şubeye şikâyet etmekle ilgili şerefsizce hikâyeleri aklımızdan geçirirdik. Şu an bu durumu hatırladıkça kendimden utanıyorum, gençliğin verdiği cehalet, ergenliğin pompaladığı cesaretle bunları düşünebiliyorduk, diye bu konudan sıyırmak istiyorum.

    Zamanla içine heyecanla dâhil olduğumuz fakat sonunda –olması muhtemel- hüsranla sona eren gönül oyunlarının, Konak Vapur İskelesi’nin karşısındaki Rengahenk isimli meyhanede kusuncaya kadar rakı içip son bulduğu geceleri anımsıyorum. Lisede bir başka sınıftan olan arkadaşımız Selçuk’un dayısının mekânı bir türkü bardı. O dönem içimizde ufak tefek bulundurduğumuz devrim aşkıyla gerek Ahmet Kaya ağırlıklı şarkılardan, gerekse araya sıkıştırılan Kürtçe parçalardan haz alarak en az üç ayda bir kere ve bayramların birinci akşamında soluğu orada alırdık.

    Yine bir Ramazan bayramı arifesinde hep beraber sözleşerek ve yanımıza da üç arkadaş, -Hafız, Uğur D.D., İbocan- ekleyerek Rengahenk’in yolunu tuttuk. Bayramın birinci günü vesilesiyle her birimizin cebinde Marlboro sigaralar, Zippo marka çakmaklar ve yeni alınmış gıcır kıyafetlerle iki taksi tutup Yeşilyurt’tan Konak İskele’ye indik. Küçük bir umutla güzel hatunların yan masamıza kıvrıldığı bir akşam hayal ederek Rengahenk’den içeri adımımızı attık. Cix kendine has üslubuyla “Selamın aleyküm dayı, bize sahne yakınından yerin var mı?” diye giriş yaptı. Dayı bizi tek tek süzdü, yolunacak tavuk bunlar, dedi. Ama o da ne; şu, şu arkadaki sarı gömlekli oğlanı bir yerlerden gözüm ısırıyor gibi baktı. “Yerim var, bir 70’lik açtırırsanız neden olmasın” dedi.

    *** Devam edecek…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları