• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Bilgi ve Bilinç ile Yüzleşmek

     

    Bireycilikle, toplumculuğun kişide iki kaynağı bulunmaktadır. Bireycilik, insan güdülerinin ürünüdür. Güdüler hep ‘ben’ demektedir. Örneğin yemek, içmek, giymek, bireysel gereksinmelerin herkesten çok karşılanması ve giderilmesini ister. Bireyciler, insan güdülerinin oluşturduğu dar dünyalarında büzüldükçe büzülürler ve bulundukları çukurdan bir türlü gökyüzüne çıkamazlar. Toplumcu düşünce ise sadece ‘beyin’ işidir. Bunlar, güdülerinden önce beyinlerini kullanırlar. Beyinlerini devrimci kimliğin oluşmasına, materyalist felsefenin yaratılmasına katkı sunan Newton, Darwin, Hegel, Galileo, Spartaküs, Edison, Sokrates, Şeyh Bedrettin, Marx, Lenin, Troçki, Rosa Lüksenburg, Che Guevera vb birçok insan, insanlık tarihine bilgi ve bilinçle, sosyoloji ile çok büyük katkılar sunmuştur. Bugünkü bilim çağımızın öncüleri olmuşlardır. Onurlu ve mücadeleci yaşamlarıyla insanlığa aydınlık bir tarih bırakmıştır. İnsan, tüm bunları aydınlatabilmek ve zorlukları aşabilmek için en başta bilgi’ye ihtiyacı vardır. ”Işığı emen ve yansıtan değişik cisimlerin nitelikleri, beynin duyum faaliyetlerinde renk duyumları biçiminde ortaya çıkar. Aynı şekilde nesnelerin ilişkileri beynin düşünme faaliyetinde kavramlar şeklinde biçimlenir” Ve yine bireylerin gerçek akıl zenginliği, tamamen onun gerçek bağıntılarının zenginliğine bağımlıdır. Bilgimiz varabilecekleri son nokta olan nesnel gerçeğin doğru yansımaları olarak meydana getirilmiştir, denenmiş kavramlarımızın bir toplamıdır” İşte tüm toplumsal zorlukları aşıp, yeni oluşumların öncüsü olanlar bilimin temsilcileri olmuşlardır. Tarihsel materyalizmin devamı olan bilimsel sosyalizmin politik temsili ise devrimci yaşamdır. Devrimci yaşamın tarihsel kesitinde güven ihtiyacı, korunma refleksi insanı bir takım sığınaklara iter. Korku insanı sığınak sınırları içinde tutabilir, sorgulayan ve başkaldıran kimlik, özgürlüğün kapılarını aralar. Özgürleşme bilinciyle tanışan birey, baskı karşısında sinmeyi değil, karşı duruşu seçer; edilgen değildir, yaratıcı bilinci ile devrimci iradenin kimliğini benimser. Devrimci bilinç kolektif yaşamın gerçekçi bir yaşamıdır. Meteryalist insan, duyguları, düşünceleri, tercihleri, gereksinimleri olan ve farklılıklar karşısında (Burjuva yaşama karşı) etkin bir tutum sergileyendir. Devrimci bir projenin hayata geçirilmesinin ilk adımı, kişinin hem kendi yaşam koşullarını, hem de toplumsal koşullarını dönüştürecek devrimcileşme süreçlerini başlatmasıdır. Meteryalist insanın biçimlenmesi, birden fazla kökten beslenir. Diyalektik ve tarihsel materyalizm, ideoloji (sosyalist düşünce), siyasal mücadele (parti, örgüt içinde örgütlü mücadele, kolektif etkinlikler) devrimcileşme sürecini gerçekleştirir. Devrimcileşme eyleminin iki boyutu vardır, bireysel ve toplumsal olarak baktığımız bu boyutlara diyalektik bir bakış açısı olmazsa, devrimci kimlik oluşumunun eksik kalacağı ve hayata yön veremeyeceği açıktır. Bu düşünceden ayrı kalındığında veya ortak amaç doğrultusunda organik bir yaşam oluşturmayan devrimci bireyler bir süre sonra kapitalist toplumun koşulları tarafından ağlarına düşürülmekten, sistem içinde erimekten kurtulamazlar. Meteryalist başkaldırı, Sosyalist düşüncenin felsefi ve ahlaki özüdür. Ancak devrimci süreç, salt başkaldırı ile gerçekleşmez, daha doğrusu tam içeriğini tamamlamaz yarım kalır ve tek yönlü negatif bir gelişmeye yol açar. Devrimci başkaldırı, zorunluluktan özgürlüğe, nesnelden öznele, maddi varlık düzeyinden bilinç düzeyine diyalektik geçişi içeren pozitif bir süreç içinde olgunlaşır. Metaryalist bilinç, her türlü kulluğa, dalkavukluğa ve edilgenliğe, başka bir deyişle yabancılaşmaya karşı bir duruştur. Bu yüzden, her türlü soysuzluğun, alçaklığın, edilgenliğin, çıkarcılığın, kişiliksizliğin palazlandığı, düşünce ve davranış biçimlerinin laçkalaşarak egemen duruma geldiği bir ortamda, ilkeli ve boyun eğmeyen düşüncenin sahipleri metaryalist düşünceyi koruyanlardır. Ancak olumsuzluklara karşı bilgi ve bilinci veya sosyalist yaşam modeli referansına sahip değilsek ya da bunları gerçekleştirecek bir gücü taşımıyorsak, meydan yıkıcı bir çatışmadan öteye gitmez.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları