• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Bir Kırılma Noktası: Cumhuriyet Davası

     

    9 aydır cezaevinde tutulan Cumhuriyet gazetesi yazarlarının davasına nihayet başlandı. Nihayet diyoruz, çünkü gazetecilerin ne zaman hâkim karşısına çıkarılacağı konusunda yakın zamana kadar ciddi endişeler vardı.

    Malum, OHAL koşullarında yaşıyoruz. Ancak tam da OHAL denemez yaşadığımız günlere. Çünkü OHAL’in de anayasada tanımlı sınırları var. Ancak bugünün Türkiye’sine bakınca hukuk nerede başlıyor, nerede bitiyor, gerçekten başlıyor mu,  belli değil. Kimse bugünkü davaların siyasi erkin cezalandırma amaçlı operasyonları olduğu konusunda kuşku duymuyor. Sıkı bir AKP’liyi bile ikna edemezsiniz buna.

    Cumhuriyet iddianamesine kabataslak baktığınızda bile suçlamaların hiçbir dayanağının olmadığını anlarsınız. KCK’den tutun, FETÖ bağlantılarına, Bylock suçlamalarına kadar her şey doluşturulmuş.

    Cumhuriyet yazarları ile FETÖ’yü, KCK’yı bir araya getirmek… Hakikaten komik kaçıyor. Bu yüzden işin hukuki yanına ilişkin söyleyecek çok da bir söz yok aslında. Yani Turhan Hoca’nın FETÖ’cü olmadığını ispata kalkışmak akıl işi mi?

    Davanın Basın Bayramı olarak kabul edilen sansürün kaldırıldığı güne denk getirilmesi de ayrı bir simgesel anlam taşıyor. Basın gününde de yargılarız sizi, diyorlar kısacası…  İstediğimizi istediğimiz gibi itham ederiz, yargılarız. Yani herkesin başına her şey gelebilir. Bu büyük bir güvensizlik ve kolektif korku yaratma yöntemi…

    Duruşmanın ilk gününde Cumhuriyet Vakfı Başkanı Akın Atalay, yazar Kadri Gürsel ve Cumhuriyet çizeri Musa Kart savunmasını yaptı.

    Kadri Gürsel’in CNN Türk’te Nagehan Alçı ve Nazlı Ilıcak’la tartışmalarını hatırlıyorum Dört Bir Taraf programında…  O zamanlar Nagehan Alçı ve Nazlı Ilıcak AKP-Cemaat ilişkilerine toz kondurmazken Kadri Gürsel, Cemaatin devlette nasıl yuvalandığını ve bunun Türkiye’yi nerelere götüreceğini savunuyordu Altan Öymen’le birlikte. Sonra Nazlı Ilıcak Cemaat-AKP ayrışmasında AKP’ye karşı tavır aldı. Şimdi FETÖ’den tutuklu. Nagehan Alçı her zamanki cin gözlülükle dünkü söylediklerini yine unutmayı tercih etti. O gün de el üstünde tutuluyordu bugün de…  FETÖ’ye karşı her dönem açıkça tavır almış sol kimliği ile bilinen Kadri Gürsel ise şimdi FETÖ ile suçlanıyor. Var mı bir ciddiyeti?!

    Ama ben en çok Musa Kart’ın savunmasına bayıldım. Binlerce sayfa analiz yapsanız bazen bir karikatürün

    Anlattığı şeyleri anlatamazsınız. Tabi, Musa Kart’ın mahkeme salonunda karikatür çizecek hali yok. Ama espriyi patlatmaktan da geri kalmıyor. “Bugün espri yapmayacağım. Çünkü düşene vurulmaz” diyor. Hadi bakalım, kim yargılayan, kim yargılanan şimdi.

    Hiç kuşku yok, Cumhuriyet davası da Dreyfus davası gibi tarihe geçecek bir dava. O salonda yargılanan FETÖ, Bylock filan değil,  muhalif gazetecilik… O yüzden AGİT dava günü açıklama yapıyor, gazetecileri derhal serbest bırakın, diye. Demek ki, sadece Türkiye’de değil, dünyada da kimse inanmıyor Cumhuriyet’in FETÖ’cülüğüne…

    Peki,  herkesin gördüğü bu gerçeği iktidar görmüyor mu? Neden hala bu tatsız oyunu sürdürüyor?

    Sürdürüyor çünkü artık geri dönemez. Yeni bir kuruluşa giderken umdukları hiçbir şey olmadı. Biriken o kadar çok şey var ki,  kamuoyunun bu gerçeklerle yüzleşmesini istemiyorlar. O yüzden muhalif basın hedef tahtasında.

    Ama mahkeme önünde biriken kitleye bakınca bu işin o kadar da kolay olmadığı görülüyor. Onca OHAL baskısına rağmen yüzlerce gazeteci mahkeme önünde “Gazetecilere özgürlük” diye haykırıyor. Öyle sanıyorum ki, Cumhuriyet davası Türkiye’nin demokratikleşme hikâyesinde önemli köşe taşlarından biri olacak.

    Cumhuriyet’e de iyi gelecek bu…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları