Siz böyle üstüme üstüme
Siz böyle köpüklü ağız
Hoş mu gelmişsiniz? Hadi oradan
Naçizane şimdi kibarca
Ne söylenir ki…
İnce küfür de bilmem, bu darlıkta
Serde dar küçede eyvallah etmeyişimiz var bir kere başıbüyüğe
Dağkapıda ince belli çay
Sur dibinde acı kahve
Direkhanede rakı
İçmişliğimiz de var dost elinden
Bizi en çok
Bir dağı görememek uzaktan
Ve bir şehre gidememek incitir; bilin!
Ben, yıktığınız her sokağı, her evi
Kurarım yeniden çocuk düşlerimle
Taştır, topraktır, köşedeki kastaldır
Bir cami, bir kilise
Her ne lazımsa yeniden, yeni baştan
Siz güneşimize yağdırın karı, boranı
Zulumhaneye atın her delikanlıyı
Bunca kan, bunca ölüm
Sizi kesmez, bizi ise zerre-i miskal incitmez
Taş bu, kökü imanıma tükenmez
Öldürmekle özgürlük inancımız da bitmez
Bir söz var bizi birbirimize bağlayan
Ölmezsek kurarız biz eski şehri karataştan
Uzat elini kardaşım
Barışalım; yeniden yeni baştan







