• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    BİR ŞEYLER…

    Dilimin harf değmemiş yerlerini keşfetmeye çalışıyorum boşluğa dolanan ıslaklığında… Bir suskunun içine kaç feryat gömülebilir! Bir denizin karanlık yerlerinde oynaşan adı bilinmedik balıkların özgürlüğüne imrenirler mi, bilmem kaç rıhtım uzaktan…

    Hiçbir şeyin yenisi de değiliz eskisi de… Bir şeyler kayıp gitti alın çizgilerimin uçurumlarından… Bir şeyler, yabancı meşrebiyle birikmekte kekremsi zamanda…

    Şimdi karşının ölülerinin gözyaşlarını içime sindirip gidebilirim belki güzün yüzünden. Kübik bir yolculuk gibi değebilir zamanın mumu yarılmış bilincin metaforlarına…

    Uzun, çok uzun tuz gölünde gözümüzü alan beyazın perdesinden kaçar gibi yeni kentleri keşfe çıkmak… Belki bir sevgilinin yarım bakışlarınyla düzeltmek hayatın kaymış şirazesini…  Damladan çizgiye dönüşüp akabilirsin o gizli şelalenin kenarından kendini yok etme pahasına.

    Gözlerine bakıyorum, suskunun dehşetli sesi birikmiş bakışlarının bıçağına… Kendini hep bir şeylerle sağlamak zorunda değilsin ey hayat. Sen de kendine güven biraz.

    Bazı şeyler vardır küçük kalmayı özler… Küçücük hayatların sıcaklığına sarılmak, şömine başında kestane patlatmak içinize düş sıcaklığı bırakacak kadar sizden uzaksa, bayağı bir ayaz iklimlerden geçmişsiniz demektir.

    önder yeni yazı görsel

    Kırılabilirsiniz yürürken… Kendinizi paramparça edebilirsiniz, içe gömülmüş bir panik atağın pençesinde kıvranıp dururken. Her şey olasıdır, vardır… Ama bitmeyen şeylerin hatırı başlamayan şeylerin umuduna tahvil edildiğinde dinmez içinizdeki fesleğen raksı. O fesleğen kokusu ki, mahpusta, akşamın yalnızlığında, bir sabah dağınıklığında pekâlâ gülümsetebilir insanı…

    Bazen parkta yürüyorum huzursuz, ivecen adımlarla… Bu hareket, bu yalpalayan gidiş düşüncelerimi kovsun, üzerimden tır geçmiş gibi beni çürüğe çıkartmış panik atağın artçı depremlerini yorsun, unuttursun istiyorum…  Ne kadar kaçarsan kendinden, o kadar gidersin kendine…

    Geçmişe dönüyorsan, geleceğin alacakaranlığındandır. Ölülerin müzesinde yaşamak gibidir geçmişi kanaviçesini bugün yeniden oyalamak… Anılar kararında güzeldir, ne olduğunu hakkında fikir verir ama ne olacağını söyleyemez sana…

    Biraz Turgut Uyar, biraz Edip, biraz Nazım’ın dizelerinde kendini arayıp ölüm orucunda kaybettiklerinin gülücüklerinde cesaret arayabilirsin elbet. İnsani bir haldir. Hatta sevgilinden ayrıldığında Deniz Gezmiş heykeliyle dertleştiğin andaki soruyu en esaslı soru halinde güncelleyebilirsin. “Nerede kaybettik Deniz. Başaramadık galiba…”

    Yine de dolmuşa sıkıştırman,  rakı sofrasına oturtman, birileriyle tanıştırman gereken ellerin, gözlerin, ağzın, kulağın, ismin, cismin var…  Seni iyi bilenlerin hatırına iyimser olmanı gerektiren bir şeyler…

    Ve kendini en dibe gömdüğünde bir aşk gelir yoklar seni… Mümkünsüzü mümkün kılmak gibi bir şeydir.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları