• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “Biri” tanımadı ki alt mahkeme tanısın!
    “Biri” tanımadı ki alt mahkeme tanısın!
    18 Ocak 2018 11:55
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Gün geçmiyor ki Türkiye’de devletin asli görevi olan düzgün ve etkin işletilmesi gereken adalet mekanizması köklü reformlarla beli kırılmasın! Türk hukuk tarihinde ilk kez, üst mahkemenin verdiği kararı alt mahkeme tanımadı. Neden? Siyasi müdahale.

    12 Eylül Anayasa değişikliği halk oylaması ile birlikte 2012 senesinde hayatımıza giren bireysel başvurudan bahsediyorum. Bireysel başvuru, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlalinden dolayı mağdur olduğunu iddia eden kişiler tarafından yapılabiliyor. Geçen hafta, Anayasa Mahkemesi tutuklu gazetecilere emsal olacak nitelikte bir karar verdi. Mahkeme, gazeteciler Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın bireysel başvurularına ilişkin “hak ihlali” olduğuna hükmetti. AYM’nin bu kararı, tutuklu bütün gazeteciler için tahliye yolu açtı, ki artık politik ve keyfi tutuklulukların önünde caydırıcılığı olacağı düşünülüyordu. Fakat Türkiye yargı teşkilatı hiyerarşinin en üstünde yer alan Anayasa Mahkemesi’nin’ (AYM) kararını, ilk derece mahkemesi tanımadı. Mahkeme, AYM’nin gerekçeli kararının henüz yazılıp kendilerine gönderilmemesini, tahliye talebini reddettiği kararına gerekçe gösterdi. Üstelik bağımsız ve tarafsız Türkiye mahkemelerine, yürütmeden müdahale gecikmedi, Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’dan geldi. “Bireysel başvuruları karara bağlarken Anayasa Mahkemesi, anayasa ve yasaların kurallarıyla bağlıdır. Anayasa ve yasaların belirlediği sınırları aşamaz, ilk derece veya istinaf ya da temyiz mahkemesi gibi hareket edemez, hiçbir kurala bağlı değilmiş gibi karar veremez” ifadesini kullandı.

    AYM’nin yetkisini aştığı eleştirileri, yargının bağımsızlığı tartışmasını gündemden indirmiyor. İki ağır ceza mahkemesi,  yargı üzerinde yapılan bunca operasyondan sonra iktidarı arkasına almadan “Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanıyorum” diyemeyeceği için bu tartışma sürüyor. Tek parti, tek adam rejiminin yargısının betonları bugünden örülüyor sözün bittiği yerde. AYM’nin denetim ölçüsü Anayasa’dır. Kanun çercevesinde, hukukilik denetimi yapar. Esastan incelemeyi, kanun çercevesinde ölçülülük ve orantılılık ilkelerine başvurarak tutukluluğu bu ilkeler çercevesinde değerlendirir. Anayasa Mahkemesi, esastan inceleme yetkisini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararından alır. İç hukuka uygunluğunu denetler ve delilleri baştan tartışabilir. Anasaya Mahkemesi’nin kararları bağlayıcıdır ve “direnme hakkı” kesinlikle yoktur. AYM’nin kararları Anayasa’ya göre de kuruluş yasasına göre de yürütme dahil bütün organları bağlayan bir nitelikte. Anayasanın 89. maddesi de AHİM’in bu kararını iç hukukun önünde tutuyor.

    Doğru tektir. Kişiye özel hukuk uygulanması, hukuk güvenliğini ortadan kaldırır. Mahkemenin, Anayasa Mahkemesi’nin kararını uygulamaması, keyfiliği beraberinde getiriyor. En vahim ve tehlikeli olanda bu. Bekir Bozdağ’ın siyasi müdahalesiyle Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını yok hükmünde sayması, Anayasanın 90. maddesini ihlal etmiş olur. İktidarın yarattığı suni ahlak ve hukuk anlayışı bir devletin temeli olan, adalet ve onurlu yaşam hakkının en önemli dayanağının bağımsız yargı olduğu apaçıktır.


    Yorumlar



    İlgili Haberler