• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Bitişin Huzuru

    Onu tekrar görmek, sesini yeniden duymak rahatsız edici bir deneyimdi; aylardır devam eden nekahet dönemim bir hamlede yerle bir etme tehlikesi vardı.

    Ve sıra bana gelip de kendi hayatımı anlatmaya başladığımda, ne kadar uğraşırsam uğraşayım ağzımdan çıkan her cümlede sanki marazi bir takıntı vardı. Öyle ki her sözün arkasında ona hafiften de olsa, ikimizin arasında çok sayıda ortak nokta varmış ve birleşmemiz kaderlerimizde yazılıymış fikrini iletmeye çalışıyor gibiydim.

    Birdenbire beynimin içindeki güvenlik kamerasında kendimin bir resmini gördüm; karanlık gecelerde kadınları taciz eden adamlardan birinin resmiydi bu; donmuş bir kare içinde kendimin, kadınları izleyen bir tacizci olarak portremdi. Ancak onun gözlerinde bu imgenin aksi yansımıyordu, her zamanki gibi doğal ve rahattı, kendine güvenen zarif bir kadının kusursuz bir resmiydi o.

    Sohbetimiz devam ederken, artık bu hayal oyunları ile hem onu hem de kendimi huzursuz etmek istemediğimi anladım ve kafamı sakinleştirmek amacıyla bir iki sıradan soru sordum ona. Ne gariptir ki, her söylediği kelimeye takılıp kalıyor, bu sohbeti bir tür kriz ânı gibi algılıyordum ama aynı zamanda onun için tüm bunların sadece eve giden yolda karşılaştığı geçici bir oyalanma olduğunun da pekâlâ farkındaydım.

    Sorularıma gönülden cevaplar verdi.

    Evet, erkek arkadaşı ile çok mutluydular. Uzun bir zamandan beri beraberdiler. Onunla benim aramda ileride bir beraberliğin olup olamayacağı konusundaki soruma sadece: “Pek mümkün görünmüyor,” dedi ve, “ama beni beğenmen beni çok memnun etti yine de” diye ekledi. Biraz daha ondan bundan konuştuk ve sonra nazik ve kesin bir tavırla, “Bana müsaade, artık gitmek zorundayım, fakat seni bir kez daha görmek iyi oldu,” dedi.

    Benim kristal kentin titremeye başlaması pek gecikmişti ama o, üzerimdeki büyüyü öylesine nazik bir biçimde kaldırmıştı ki kendimi hepten de perişan hissetmedim. Kız, bir şekilde, yalnızca Karşıyaka’nın pitoresk çevresinde yaşamayı seç­mek suretiyle, bana gelecek için saklamak üzere bir sürü çok gü­zel fragman bırakmıştı.

    Tepemde bir kule gibi yükselen ve artık kullanılmayan demiryolu köprüsüne baktım. Bazı insanlar hep yıkıntıları yeniden inşa etmek ister, diğerleriyse onları tamamen yıkıp yok etmeyi. Fakat o anda benim açımdan bu köprü kemeri, bütün kusurlarına rağmen, belki de bundan dolayı, kesinlikle kusursuzdu. Her nasılsa köprü, yitirdiklerimi hoş görmemi, hatta yitirme olgusunu hoş bir şey gibi görmemi sağlayan bir araç oldu; isteklerimi gerçekleştirememiş olmayı estetik bir form haline getirmeyi başardı. O, benim sürekli devam eden ilgime karşı sabırlı davranmak suretiyle bana belirli bir hedef seçerek semadan onun erişilmez olduğunu keş­fetmenin dünyanın en kötü, en olumsuz deneyimi olması gerekmediğini öğretmişti.

    Bilakis bu tür bir deneyim, insana, o kişiyi elde etmek veya kaybetmek gibi bir durumda asla öğrenemeyeceği şeyleri, örneğin mesafenin -ve uzaklarda saklanan düşlerin- anlamı ve değeri gibi bir şeyi öğretebilirdi. Bu son sohbetimizden bana kalan bu oldu işte. Ancak tamamen ona ne ifade etti­ğini nasıl bilebilirim? Belki de bu kadar az tanıdığı bir kimsenin ona böyle tuhaf ve resmi bir biçimde ilam aşk etmesini çok garip karşılamıştır. Belki de bu her zaman başına gelen bir olaydır. Büyük olasılıkla bu karşılaşmanın üzerinde bir an bile düşünmedi.

    Ah! Benim için ne tatlı bir azat edilme duygusuydu o. En sonunda her şeyin bittiğini hissettim.

    • Son

    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları