• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Bizim cici kölelerimiz

    Şunu peşin peşin söyleyim, bu yazı bir polemik ya da hiciv yazısı değil. Soruları birlikte sorup yanıtlara birlikte ulaşalım istiyorum.

     

     

    Bilirsiniz, sosyo-kültürel seviyesi görece yüksek orta sınıf insanında, evde özellikle kedi köpek gibi büyük cins hayvan beslemek kültürel bir dışavurum, uygarlık belirtisi haline geldi. Bu kesimin oldukça samimi hayvanseverler oldukları kuşku götürmez. Evinde köpek besleyen bir kadın arkadaşımın, sokakta araba çarpmış, dış organları dışarı taşmış bir kediyi kucaklayıp, üstübaşı kan içinde, veterinere yetiştirmesini anlatırken nasıl ağlamaklı olduğunu hala unutmam. Çok erdemli bir duyarlılık bu. Köpeği öldüğünde birlikte yaşadıkları eve giremediğinden evini satışa çıkartan, her ay köpeğinin mezarına çiçek bırakan insanlar da tanıdım, anladım onları. Hayvan dostluğu güzeldir. O size hiç bağırmaz. Bir tutam yiyecek verin, peşinizden ayrılmaz. Sinirlenip bağırsanız sesini çıkartmadan kuyruğunu arkasına alır gider. Kucağınıza alıp derdinizi anlatsanız, insanoğlu gibi sinir bozucu yorumlarla akıl vermeye kalkmaz, melul bakışlarla dinler sizi, arada bir yüzünüzü yalar tatlı tatlı.

     

    Bunların hepsi güzel. Ancak mesele bundan sonra başlıyor.

     

    Soruyu şöyle soralım, bizim bunca duygusal ihtiyacımıza yanıt veren, örneğin bir köpeğin doğasının bu ilişkideki yeri ne? Onların bizim duygusal tatminimizin bir nesnesi olmasının ötesinde değeri ne? Mesela 13-14 yıllık hayatını insanlara ait eşyaların içinde yaşamış bir köpek, nasıl köpekçe yaşamış sayılabilir ki? Zaruretten köpeğini eve kilitleyip işe giden sahibinin ayak tıkırtılarını duyunca “beni dışarı çıkartacak” diye kapıları tırmalayan, çiftleşemediğinden insanların üzerine zıplayan köpekleri de biliyorum ben. Onlar insanoğlunun duygusal boşluklarını kapatırken kendi doğalarını yaşayamıyorlar bile. İnsanın duygusunu tatmin eden hayvan köleler haline getiriyoruz onları ve üstelik bunu da ‘üstün hayvan sevgisi’ ile kamufle ediyoruz. Hatta işi o kadar ileri götürenler var ki köpeklerine  bebek elbisesi giydiriyorlar. Peki köpeğe sordun mu hanımteyze, insan gibi giyinmek ister misin, diye. Bu hiç insanca ve hayvanca değil artık.

     

    Mesela şöyle bir yöntem denenemez mi? Bir köpeğin aylık bakım masrafı nereden baksanız, 200 liranın üstünde. Bu miktar bir havuzda toplanıp hayvanseverler derneklerince her şehirde doğal yaşam alanları kurulamaz mı? Teknik olarak mümkün ama emin olun evinde köpek besleyen hayvanseverlerin de yüzde doksanı, değil 200 lira, kendi yanında olmayan, duygularını tatmin etmeyen köpekler için 10 lira bile vermezler. Çünkü onlar bizim yanımızda, bizi mutlu ettiği oranda kıymetlimizdir.

     

    Kabul edelim ki, bir hayvan teki olarak yok onlar bu ilişkide. Sadece “bizim kedimiz, köpeğimiz” olarak varlar. Cici sahipleriyiz biz onların. Onlar da bizim dilsiz ve sevimli kölelerimiz. Sadece bu.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları