• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Bizim Renkli Duvarlarımız-2

    Aradan iki yıl geçti ve üniversiteye girmiştim. Artık kadınlarla etkileşimim oluyor, bir iki yatak tecrübesinde yıllardır süregelen erkek olmanın hiçbir vasfını yerine getiremediğim için kendimden utanmaya başlıyordum. Bu konuya mutaassıp çocukların tavsiyesiyle ilişki öncesi ilaç bile kullanmışlığım olmuştu. Erkekliğin güç ve gövde gösterisinden, laf kalabalığından ve kabadayılıktan öte bir kudret olduğunu çocukluğumdan beri düşünüyordum. Mini etekli kızları veya sahil kenarında bikinili akranlarımı ele geçirsem neler yapacağımı en afilli sözlerle yanımdakilere erkeklik taslamak için anlatır dururdum. İş pratiğe geldiğinde olayın hiçte öyle sanıldığı kadar kolay olmadığını görüyordum.

    Bir akşamüstü okul arkadaşlarımla kızlı erkekli bir kafeye gittik. Biralar içilip sohbetin kıvamı zenginleştiği sırada, iki yıldır görmediğim Gürsel abi bize doğru yürüyordu. Cildi çukurlaşmış, dudağında koyu kırmızı bir ruj, üzerinde askılı bir çiçekli elbiseyle 10 adımdan daha kısa bir mesafe kalmıştı. Gözlerime inanamıyordum, yaklaştıkça gözaltlarında ve vücudundaki morluklara, boynundaki yara izlerine gözüm takıldı. Belki dayak yemişti, belki bir yerden düşmüştü. Bir ayağının aksadığını, gözlerimle aşağı doğru süzerken indiğimde topuklu ayakkabı giydiğini gördüm. Masadakilerin birbirini dürtmesi, bize geliyor demesiyle onların da dikkat kesildiğini fark ettim. En az bir dakika göz göze bakıştığım Gürsel abi, ne söylese duyacağımız kadar yakına vardığında başımı masaya çevirip bizimkilerin dikkatini dağıtacak bir soru yönelttim. Başımda bir gölge gibi dikilmişti. Dönsem, baksam, konuşmak için cesaret bulacak, derdini sıkıntısını anlatacaktı. Altı ay önce vefat eden babamı öğrense belki de hıçkıra hıçkıra omzumda ağlayacaktı. Yanımdakilerin beni aşağılamasından, hakkımda farklı düşünceleri ve olur olmaz yerlerde arkamdan dönecek dedikodulara mahal vermemek için ona bakmadım. Bir süre sonra masaya yansıyan gölge yok oldu.

    Bir ay sonra okuldan çıktığım bir akşam eve gitmek için metroya yöneldim. Peronda oturup beklerken, birlikte duran iki genç kadından biri gelip yanıma oturdu. Önce metronun güzergâhındaki duraklardan birini sordular, ben de tarif ettim. O tarafa kadar gidip gitmediğimi sordular, bir durak sonra ineceğimi söyledim. Metro geldi, birlikte bindik. Aynı kişi yine yanıma oturdu. İnecekleri durağa gelmek üzereyken burada ineceksiniz dedim. Teşekkür ettiler, yanımda oturan kalkarken adımla seslendi. Bir mektup uzatıp, sorumlu değilsin, kendine pay biçme dedi. Şaşkınlık ve korku içinde elimde mektup eve gidene kadar arkamı kolladım. Erkeğiz ama bir yere kadar…

    Mektup Gürsel Abiden;

    Bir anda beynimden vurulmuşa döndüm, şaşkınlıktan elim ayağım buz kesti. Babama olan aşkını, o öldükten sonra kendisini uyuşturucuya verdiğini anlatıyordu. Fare, tuvalet ve tavla oynama bahanesiyle seviştiklerini söylüyordu. Yaşım ilerleyip aklım ermeye başladıkça babamın ona başka ev tuttuğunu, aslında hiç genel müdür olmadığını, kendisini benim sütannem olarak gördüğünü anlatıyordu.

    Devam edemedim, mektubu yırttım. Her hafta sonu bir fatihayı esirgemediğim babamın mezarına bir yıl boyunca uğramadım.

    Zaman geçtikçe ölü bir adamla arama koyduğum mesafeye neden olan duyguyu sorguladım. Her yeni gün belleğe atılan sürüme göre değişen, dönüşebilen duyguların kanıksamasıyla artık babama kızmıyorum. Ve her yeni gün artan şiddet olaylarından sonra babam ve Gürsel gibilerin korkularını düşünerek haksızlık ettiğimi düşünmeye başladım. Sözüm ona ülkemin en çağdaş, en modern kentinde iki arabanın karşılıklı park edemeyeceği dar sokaklarda yaşanan eşitsizliği, ötekileştirmeyi ve bu tür olayların ayan beyan ortaya döküldüğünde dışlanmayı gördükçe babamla gurur duymaya başladım. Yaşadığı sürece Gürsel’e destek olup, onu bir an yalnız bırakmadığı ve dünyanın en asil duygusu olan aşkı iliklerine kadar yaşayıp hissettiği/hissettirdiği için gurur duydum.

    Ve o “erkek” diye büyüttükleri çocuk olarak ben; cinsel ilişkilerinde ilaç kullanan, eski sevgilisine şiddet uygulamaya kalkan, sevgiden yoksun bir birey olarak yetiştirildiğim için tüm topluma sevgi ve saygılarımı arz ediyorum…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları