• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    CHP ve demokrasi

     

    AKP’nin antidemokratik uygulamaları ve kurduğu otoriter rejimden yakınanların, sanki daha önce Türkiye siyasetinde faşizan eğilimler yokmuş gibi bir algıyla hareket etmeleri ya da böyle bir algı yaymaları sahiden çok rahatsız edici. Oysa AKP de gökten zembille inmedi bu ülkeye. AKP, bu ülkedeki gündelik faşizmin siyasi zemininde yetişen gıda ile besleniyor. Ve bu gıdadan bu ülkedeki bütün statükocu partiler, paylarına düşeni alıyor.

    Şu son dönemlerde CHP üzerine bolca tartışılıyor yine. Referandumdan sonra CHP’nin takındığı tutumun iler tutar tarafı yok çünkü.

    Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu daha sonuçlar açıklandığı andan itibaren referandumdaki adaletsizliklere ve yapıldığı iddia edilen yolsuzluklara yönelik partisinde oluşmuş ve oluşacak tepkileri söndürmek için harekete geçti.

    Bu tavır sonraki günlerde de devam etti. Her ne kadar CHP kurum olarak çeşitli hukuki mercilere başvurma cihetine gitse de, öncelik sokaktaki CHP’lileri evlerine döndürmeye verildi. Kemal Kılıçdaroğlu, referandumdan birkaç saat sonra Başbakanla verdiği fotoğraflarla CHP’lilere kendilerinin devletin bir uzantısı, hatta sahibi olduğunu hatırlatıyordu.

    AKP, referandumdan evet çıktığı iddiasını adeta CHP üzerinden meşru kıldı.

    Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu bir yandan da iştahlanmış ve sanki yüzde 50 hayır oyunun hepsi kendisininmiş gibi 2019’daki olası zaferinin tablolarını çizmeye başlamıştı.

    Her dönemin heveslisi Deniz Baykal ise televizyonlarda kendisine görev tayin ediyor, ya başkan ya da başkanı işaret eden duayen siyasetçi konumunu kendine uygun gördüğünü belli ediyordu.

    CHP’nin selef-halef ikilisinin 2019’daki başkanlık hedefini epey ciddiye aldıkları, sonraki günlerde iyice netleşti. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu,Cumhurbaşkanı’nda imrendiği tek adamlık giysisini hemen parti içinde kendi üzerinde prova etmeye başladı. Ve parti içinde farklı görüş belirtenleri, genel merkeze muhalefet edenleri “kapının önüne koyacağını” gerinerek, koltukları kabararak yüksek sesle ifade etti. Kılıçdaroğlu, bu tek adamlık provalarında pek zorlanmayacaktır. Çünkü bu otoriterlik, CHP’nin zaten hamurunda var. Baksanıza Gürsel Tekin’e, Kılıçdaroğlu’nun muhaliflere hitaben bu babalanması yetti ve Kılıçdaroğlu’nun Atatürk’ten sonra gelmiş en büyük lider olduğu iddiasında bulundu.

    Referandum sürecindeki hayır kampanyası ve alınan sonuç, bu ülkede demokrasiyi kurtarmak için yapılmış en önemli, en kritik hamledir. Bu süreçte oluşmuş olan muhalefet cephesi CHP’ye emanet edilemeyecek kadar kıymetlidir.

    Kendi içinde demokrasiyi geliştirememiş herhangi bir yapı, bu cephedeki birikmiş enerjiyi heder edecektir.

    CHP bu haliyle bundan sonra bu cephenin öncüsü değil ancak ardılı olur. Ve belki de iyimser bir değerlendirme ile bu cepheden muhalefet etmeyi öğrenir.

    Elbette bütün bunları yan yana durduğumuz demokrat CHP tabanını tenzih ederek söyledim. Bu demokrat taban, referandum sürecinde kendisinin solundaki muhaliflerle iş yapabileceğini ortaya koymuştur.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları