• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    CHP ve Kılıçdaroğlu için büyük fırsat…

    CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun Mit tırları davasından tutuklanmasının ardından, CHP’nin başlattığı Adalet Yürüyüşü daha çok su kaldıracağa benzer.

    Aslına bakarsanız, yürüyüşün CHP milletvekilinin tutuklanmasıyla başlaması bile ‘adalet’ kavramına gölge düşürüyor. Çünkü Berberoğlu’na gelinceye kadar başta eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere HDP’nin çok sayıda milletvekili gözaltına alındı, tutuklandı.

    Demokratik teamülleri oturmuş bir ülkede “anayasaya aykırı olduğunu biliyorum” diye diye dokunulmazlıkları kaldıran yasaya geçit veren bir liderin aynı yasanın mağduru olunca yollara düşmesi çok alışıldık bir manzara değil elbette.  Gerçek bir demokrasilerde ana muhalefet partisi liderinin bir saat bile o koltukta oturmaması gerekirdi. Ama bırakın istifayı, Kılıçdaroğlu bugün yürüyüşe başladığı için Türkiye’nin Gandi’si diye onurlandırılabiliyor. Ama burası Türkiye…  Sıra dışının sıradan, normalin anormal kabul edildiği ülke.

    Neyse, asıl tartışmak istediğim bunlar değil…

    Aslında Adalet Yürüyüşü CHP ve Kılıçdaroğlu’na çok ama çok önemli bir kredi açtı.  Herkes dünü, dünden kalan her şeyi unutmaya hazır vaziyette. Hatta iktidarın fütursuz baskısı karşısında o kadar bunalmış ki, kimden gelirse gelsin yeter ki bir nefeslik yer açsın çaresizliği içinde her şeyde bir umut arıyor. Bu yürüyüşün Gezi gibi geniş toplumsal kesimleri buluşturarak etkili bir sivil itaatsizlik eylemine dönüşmesini arzuluyor. Bunu yeni bir otoriter rejim kurma yolunda epey yol kat etmiş AKP ve saray iktidarına karşı son şans olarak değerlendirenler de var.

    Soru şu… CHP gerçekten bu toplumsal beklentiye yanıt vererek, Adalet Yürüyüşü’nü kendi milletvekili ile mi sınırlı tutacak, yoksa HDP’li milletvekilleri için de bir yürüyüş haline mi getirecek? Bu yürüyüşün şimdiye kadar açıklanmış bir talebi de yok. Mesela yarın AKP CHP’ye “Gel anlaşalım. Bir formül bulalım” dese ve Berberoğlu’nu bıraksa yürüyüşe son verecek mi CHP?

    Kılıçdaroğlu’nun bu sorulara vereceği yanıtlar sanıldığı gibi sadece toplumsal bir beklentiyi tatmin etmeyecek, aynı zamanda CHP’nin kaderini de belirleyecek. Çünkü artık yeni bir Türkiye kuruluyor ve CHP de eski siyaset tarzında yolun sonuna geldi. CHP her zamanki ulusalcı- devletçi reflekslerine teslim olup sadece “odunumun parası” derse, bu yürüyüşten tek karlı çıkacak olan saray iktidarıdır.

    Daha önce de çokça yazdım, CHP 45 yıldır, devletçi refleksleri ile sosyal demokrasi niyeti arasında sallanıp duran bir parti. Bir yandan Kemalizm’in merkezinde oturan ulusalcı Beyaz Türklerin gerçek sahibi  olduğu, bir yandan sağ iktidarlar karşısında yoksul Alevilerin, solcuların sığıntı gibi sığındığı adres. Bu ikili yapı içinde tayin edici meseleler gündeme geldiğinde CHP hep ne yazık ki, sosyal demokrasinin evrensel kriterlerden değil,  kurucusu olduğu devletin bekasından hareket etti.

    Bugün farklı bir durum var ama… Artık eski cumhuriyetin yerinde yeller esiyor. AKP yeni bir rejim kurmaya çalışırken zorlanıyor ve yarının ne olacağı kimse için belli değil.

    Kim ne yapacaksa şimdi yapacak. Herkesin önünde bir yol ve bir uçurum var yani. Ve herkes tercih aşamasında…

    Adalet Yürüyüşü bu kaos ortamında Kılıçdaroğlu’na yeni bir siyaset tarzının da yolunu açacak altın bir fırsat sunuyor.  Kendi milletvekiline adalet istemek için yola düşen Kılıçdaroğlu bunu tutarlı bir demokrasi yürüyüşüne dönüştürüp en geniş kitleleri ortak edebilirse; daha net bir söylemle HDP ile yan yana yürümekten çekinmezse, Türkiye’de yeni bir çığır ve gerçek demokrasinin kapısı açılacak.

    Dün çekindiği Kemalist-ulusalcı tabanın gazabından da çekinmesine gerek yok Kılıçdaroğlu’nun. Artık onlar da sivilleşmek zorunda çünkü… ‘Merkez’ değil, ‘çevre’ler artık. Dün devletin gücüne ihtiyaçları vardı, bugün demokrasiye… Onlar da kendi varlıklarını, yaşam tarzlarını ancak demokrasi ile koruyabilirler. Tabanın kalan kısmı ise buna sıcak bakıyor, öyle olması gerektiğini seziyor. Kendi siyaset alışkanlıkları ve zihniyetleri dışında bir engel yok yani CHP yönetiminin önünde… Bir de iktidarın estireceği kuru gürültü var tabii… Ama  iktidarın psikolojik baskısını düşünecek zaman mı kaldı?

    Kılıçdaroğlu, dünü dünde bırakıp HDP’yle birlikte toplumun bütün muhalif kesimlerine “Gelin, birlikte yürüyelim,” dediği an Türkiye’de çok şey değişir. Fakat Kılıçdaoğlu gibi vizyonu düşük, görüş mesafesi kısa bir siyasetçinin bu ufku görmesi çok zor geliyor bana.

    Belki de asıl kulak vermemiz gereken şey, Kılıçdaroğlu’nun dudaklarından dökülecek sözcükler değil.

    Adalet için ilk kez yollara çıkanlar bunun demokrasisiz olmayacağını da er geç anlarlar. Yani adalet yürüyüşünü Kılıçdaroğlu başlatmış olsa da onun tekelinde değil. Yol öğretir,  dönüştürür,  özgürleştirir. Siyasetin de üstünde olan, kitlelerin dipten gelen talepleridir.

    Hadi “Göğe bakalım…”


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları