• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    CHP ve kitle partisi

     

    Siyaset toplu yapılan bir iştir. Sonunda insanların bireyselleşmesini hedefleyen özgürlükçü bir siyaset söz konusu olduğunda bile kalabalıklar içinde, kitleler halinde yapılır.

     

    Bu yüzden de belli bir siyasi çizgisi olan bir siyasi parti ya da  grupta da, bu siyasetin seslendiği toplumda da bir konsensus, bir ortak paydalar sistemi olması gerekir. Siyasi partilerde bu konsesusu sağlayan zaten parti üyeleri arasındaki güçlü ideolojik birliktir, toplumun genelinde ise konsensusun kaynağı günün ihtiyaçlarından kaynaklanan ortak talepler ve sosyolojiden kaynaklanan ortak değerlerdir. Bunlar partilileri ortak davranmaya zorlar.

     

    Bu yüzden de siyasetçiler gerek kendi taraftarlarına gerekse daha heterojen bir topluluğa seslenirken konsensusu sağlayan bu ortak paydadan yola çıkarak söylemlerini oluştururlar.

     

    Geçen pazar günü Cumhuriyet Halk Partisi Maltepe İlçe Örgütü’nün başkanlık seçimini izledim. Elbette, köklü bir partinin ilçe kongresi olarak disiplinli ve düzenli bir organizasyondu. İkram da gayet iyiydi, isteyene döner dürüm ve ayran, isteyene balık ekmek, çay ve kahve de sular seller gibiydi.

     

    Kongreyi ilçemizin sevilen bir siyasetçisi olan Engin Özkan kazandı. Onu da kutluyorum tabii.

     

    Fakat kürsüye çıkıp salona seslenen partililerin çoğunun konuşması sade suya tiritti.

     

    Yani sadece yapılan konuşmayı dinler, nedenini niçinini sormazsanız kendi başlarına bir anlam ifade eder bu konuşmalar.

     

    Ama çoğu gündemin ihtiyaçlarını ve taleplerini karşılamaktan aciz ve birçoğu siyaset nostaljisi diyebileceğimiz içerikteydi ve bir önceki konuşmayla ilgisizdi. Büyük olasılıkla bir sonrakinden de kopuk olacaktı ve nitekim öyle de oluyordu.

     

    Bunun bence iki sebebi vardı ve bu fenomen CHP’nin birçok toplantısında ortaya çıkıyor.

     

    CHP maalesef günün ve gündemin ihtiyaçlarına ve toplumun güncel taleplerine cevap veren bir siyasi program izlemiyor. Böylece toplumsal ihtiyaçların dayatmasıyla ortaya çıkan bir siyasi programın sahibi olamadığı için de siyasi söylemleri sadece birbirinden kopuk, birbiriyle tutarsız olmakla kalmıyor, parti içinde bir ideolojik birlik de bir türlü oluşmuyor.

     

    Birkaç sene önce Melda Onur’la henüz milletvekiliyken gazetemiz için söyleşi yaptığımda “biz 134 birbirine benzemeyiz” demişti partideki dağınıklığı tarif etmek için.

     

    CHP’nin gündemden kopukluğu Türkiye’deki muhalefete ve demokrasi mücadelesine çok büyük zarar veriyor.

     

    Ama esas zararı bence Türkiye’nin bu en köklü partisi görüyor.

     

    Parti kendisini günün acil ihtiyaçlarına açsa, siyasetini toplumsal taleplere cevap verecek şekilde belirlese, üyeleri de böyle her telden çalamaz, kendisini tutarlı ve güncel olmaya zorlardı.

     

    O zaman parti üyelerinin konuşmalarında ortaya çıkan “en solcu benim”, “en Kemalist benim”, “en milliyetçi benim”, “en laik benim”, “en anti-emperyalist benim” yarışı sona erer, sloganların yerine pratik öneriler geçer, kürsüde art arda yapılan konuşmalar arasında bir tutarlılık olurdu.

     

    Bu da parti içinde ideolojik birlik olarak ortaya çıkardı.

     

    Partiyi hantallaştıran dağınıklığa ideolojik birlik önermek asla merkeziyetçilik olarak algılanmamalı.

     

    Bu dağınıklık ve tutarsızlık ‘kitle partisi’ olmanın sonucu olarak da açıklanamaz.

     

    CHP’de ‘kitle’ hazır da, parti nerede?

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları