‘FETÖ/PDY ve PKK/KCK örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’le yargılanan 11’i tutuklu 17 Cumhuriyet gazetesi çalışanı 9 ay sonra hakim karşısına çıktı.
“FETÖ PDY, DHKP-C ve PKK terör örgütü propagandası yapmak ve bu örgütler adına suç işlemek” iddiasıyla tutuklanıp (TCK 220/6 ve 8. madde), “söz konusu örgütlere üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek” (TCK 220/7) suçlamasıyla yargılanan Cumhuriyet gazetesi çalışanları 9 ay sonra hakim karşısına çıktı.
Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasının suçlama konusu edildiği dava kapsamında, 11’i tutuklu, 17 Cumhuriyet gazetesi çalışanıyla birlikte toplam 19 kişi yargılanıyor.
Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında, 267 gündür tutuklu bulunan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Kitap eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay, yayın danışmanı ve yazar Kadri Gürsel, okur temsilcisi Güray Öz, çizer Musa Kart, yazar Hakan Kara, gazetenin avukatları Bülent Utku ve Mustafa Kemal Güngör ile yönetici Önder Çelik, 206 gündür tutuklu olan muhabir Ahmet Şık ve tutuksuz yargılanan İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç, yazarlar Aydın Engin, Hikmet Çetinkaya, muhasebe çalışanı Günseli Özaltay ve gazetenin eski çalışanı Bülent Yener hazır bulundu.
CHP Milletvekilleri Selina Doğan, Ali Şeker, Oğuz Kaan Salıcı, Musa Çam, Yakup Akkaya, Barış Yarkadaş, Sezgin Tanrıkulu, Gürsel Tekin, Mahmut Tanal, Onursal Adıgüzel, HDP Milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu, Garo Paylan, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, şair, yazar Adnan Özyalçıner aralarında Uluslararası Kıdemli Avukatlar Projesi’nden Mariette Cauchi, PEN Belçika’dan Isabelle Rossaert, PEN Almanya’dan Regula Venske, PEN İsviçre’den Maria Emilia Arioli, Uluslararası Basın Enstitüsü’nden Steven Ellis, Henri Koponen, Barbara Trionfi ve Marty Steffens, PEN Norveç’ten Jorgen Lorentzen, ECPMF’ten Nora Wehofsits, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’ndan Mogens Blicher Bjerregård, Sınır Tanımayan Gazeteciler’den Johann Bihr ve Erol Önderoğlu ile AB milletvekilleri Arne Lietz ve Rebecca Harms’ın da bulunduğu yabancı heyet davayı izleyenler arasındaydı.
Duruşmayı izlemeye gelenlerin sayısının çokluğu nedeniyle 150 kişilik salonda yer kalmadı. Cumhuriyet gazetesinin tutuklu çalışanlarının salona girmesiyle davayı izlemek için salonu dolduranlar, sıraların üzerine çıkarak alkışlamaya başladılar. Mahkeme heyeti başkanı Abdurrahman Orkun Dağ ise salonu, “Burada önemli olan bu insanların savunmalarını sükunet içerisinde yapmaları. Bu nedenle alkışlarla onların savunmalarının önüne geçmeyin” diye uyardı.
Duruşma sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Kimlik tespitlerinin ardından Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasının suçlama konusu yapıldığı 302 sayfalık iddianamenin 2 sayfalık özeti okundu. Sanıkların sayısının fazlalığı nedeniyle savunmaların sağlıklı bir şekilde alınabilmesi için duruşmalar, sesli ve görüntülü kayıt (SEGBİS) yöntemiyle kayıt altına alınacak.
Mahkeme heyeti ilk olarak Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’nun savunmasını dinlemek istedi. Ancak Sabuncu, savunma evraklarına el konulduğunu belirterek savunmasını yarın yapmak istediğini ifade etti. Bunun üzerine gazetenin avukatlarından Abbas Yalçın söz alarak 9 aylık tutukluluk sürecine ilişkin bir girizgah yaptı. Yalçın, gözaltı, sorgu ve tutukluluk sürecinde yaşanan zorlukları anlattı. Avukatların dahi sorgu aşamasında kısıtlılık kararı nedeniyle dosyaya ulaşamadığını, iddianamenin yazıldığını ve soruşturmaya ilişkin diğer detayları savcılığın servis ettiği medya aracılığıyla öğrenilebildiklerini, haftada 1 gün 1 saat avukat görüşü sebebiyle savunmaya zor şartlarda hazırlanıldığına değindi. Yalçın, “Bu hikayede; Vicdan yok. Hak, hukuk, adalet yok. Silahların eşitliği, masumiyet karinesi, adil ve hakkaniyetli bir şekilde yargılanma yok. Bu hikaye; bu salondaki sanıklara, ailelerine ve avukatlarına bizzat yaşatıldı. Adil Yargılanma hakkı kapsamındaki taleplerimiz ise heyetiniz tarafından reddedildi. Savunmaya bize reva gördüğünüz bu şartlar altında hazırlandık. Hatırlatmak boynumuzun borcudur” dedi.
Avukat Yıldız İmrek de söz alarak OHAL kapsamında çıkarılan KHK nedeniyle getirilen 3 avukat kısıtının kaldırılmasını istedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca hazırlanan iddianamede, 1924’te Atatürk’ün talimatıyla kurulan gazetenin son üç yıllık dönemde özellikle 15 Temmuz darbe teşebbüsüne uzanan süreç ve sonrasında yayın politikası, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu’nda yaşanan değişiklikler ile eş zamanlı olarak 90 yıllık geçmişinin ve kuruluş felsefesinin tam aksi yönde değişime uğradığı ileri sürüldü. Cumhuriyet gazetesine silahlı terör örgütü FETÖ/PDY tarafından özellikle 2013 yılından itibaren adeta el konulduğu öne sürülen iddianamede, “Şüpheli Can Dündar’ın gazetenin başına geçmesi ile birlikte gazetenin, amaç ve hedeflerinin dışına çıkarak farklı bir yörüngeye oturduğu belirlenmişti” denildi. Gazete bu dönemde adeta FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C terör örgütlerinin savunucusu ve kollayıcısı olduğu belirtilen iddianamede, “Basın özgürlüğü ve evrensel hukukun sağladığı ağır eleştiri içeren haber ve yorum yapma hakkının çok ötesinde geçmiş, kayıt dışı illegal siyasete zemin hazırlayarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı asimetrik savaş yöntemleriyle hedef tahtası haline getirmek üzere yoğun bir algı operasyonu başlatmıştır” ifadelerine yer verildi.
İddianamede, PKK terör örgütü elebaşlarından Cemil Bayık ile Kandil’de yaptığı röportaj, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden teröristlerle telefon görüşmesi yapması ve bu görüşmeyi haberleştirmesi, MİT TIR’ları savcısının cezaevinden gönderdiği yazıyı haberleştirmesi ve sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımları delil gösterilen gazeteci Ahmet Şık’ın “PKK ve DHKP/C Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Halen yurtdışında olan Can Dündar ile birlikte Mehmet Murat Sabuncu, Mehmet Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın da “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan 7,5 yıl 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.
Gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüpheliler Bülent Utku, Hacı Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın ise “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları istendi. Şüpheliler Güray Tekinöz ve Turhan Günay’ın “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından 8,5 yıldan 22 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. Twitter’daki “jeansbiri” hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu’nun da “Silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” suçundan 15 yıldan 22,5 yıla; firari şüpheli İlhan Tanır’ın “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edildi.







