Cumhuriyet gazetesinin tutuklu yöneticilerinin duruşmasının üçüncü günü İstanbul Çağlayan Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Bugünkü duruşmayı ulusal ve uluslararası basın kuruluşu temsilcileri ile birçok siyasetçi de izliyor.
İlk 2 günde Cumhuriyet gazetesinin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu, karikatürist Musa Kart, okur temsilcisi Güray Öz, Cumhuriyet Vakfı Danışma Kurulu Üyesi Mustafa Kemal Güngör, gazetenin yayın danışmanı Kadri Gürsel, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Önder Çelik ve Bülent Utku’nun savunmaları alındı. Savunması henüz alınmayanlar ise, gazetenin köşe yazarı Hakan Kara, kitap eki yayın yönetmeni Turhan Günay ve gazetenin muhabiri Ahmet Şık.
Mahkemede heyeti tüm savunmaların alınmasının tamamlanması için Cuma gününü işaret ediyor.
Bugünkü duruşma başlamadan önce mahkeme başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, “Dün avukat arkadaşlarımızın biri anlamlandıramadığımız bir eylem yapmış. Bu avukat arkadaş yere 100 dolar atmış” diyerek olayın dava avukatları tarafından onaylanan bir fiil olmadığını belirtti.
HAKAN KARA: İDDİANAME YOKKEN HAİN İLAN EDİLDİK
Bugün ilk olarak köşe yazarı Hakan Kara savunmasını yapmaya başladı. “FETÖ ile bir tek fotoğrafım yok, Pensilvanya’ya gitmedim. Hüseyin Gülerce gibi FETÖ’den maaş almadım. Ne benim ne ailemin boğazımızdan tek kuruş haram para geçmedi. Şimdi FETÖ’cü Hüseyin Gülerce tanık, ben ise burada sanık olarak bulunuyorum” diyerek konuşmaya başlayan Kara şunları söyledi, “Cumhuriyet Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt bir gazetedir. Gazetenin ismini Atatürk koydu. 40 yıldır Cumhuriyet gazetesi FETÖ ile mücadele etti. Dün FETÖ’cüler Cumhuriyetçileri ‘Ergenekoncu’ diyerek hapse attılar. Bugün ise FETÖ’cülük ile suçlanıp içeri atıldılar. Amaç hep aynı. Ayrıca böylece medyaya bir gözdağı verilmek isteniyor. Cumhuriyet asla taviz vermedi. Bağımsızlığını her zaman korudu. Hapse atıldığımız süre içerisinde yandaş medya bizim için henüz iddianame bile hazırlanmadan hain ilan etti
İklim değişikliği ve bitkilerle ilgili yazılar yazdığını ayrıca İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde 10 yıl ders verdiğini söyleyen Kara, 50’ye yakın panel ve konferansa da konuşmacı olaral katıldığını belirtti. “Dijital bir medya kurmamız lazım dedim. Çünkü gelecek buradaydı. Cumhuriyet bu konuda harekete geçti. Arşivin DVD haline getirilmesi gibi uygulamalar benim projelerim. Boş vakitlerimde kod okudum. Kod okumak felsefe okumak gibi zordur. Koda daldığınız zaman şaşırabilirsiniz, şiir okumuş gibi olursunuz. Dijital medyaya ayak uydurmayan medya ayakta durmaya zorlanır. Yıllarca habercilik yaptım” diyerek kendisini tanıtan Kara daha sonra suçlamalarla ilgili şunları söyledi, “Birincisi Bylock ve HTS kayıtları… Bütün bu iletişim kayıtları çok önemsiz bir şekilde iddianamede yer almış. HTS kayıtlarından 2 kategori var. 1 arama, 2 mesajlaşma. İki Bylockçu ile konuşmuşum. E.A. adlı kişiyi tanımıyorum. ‘Kimdir bu E.A.?’ diye düşündüm. HTS kayıtları geldiğinde ise durumu öğrendim. 18 saniye sürmüş iletişim kaydı. Durum bundan ibaret. İddianameye göre birden çok Bylockçu ile görüşmüşüm. Yok böyle şey.”
E.A. adlı kişinin ‘Bylockçu’ olmadığını HTS kayıtlarına baktığında anladığını belirten Kara, “2013’te aramış. Bylock raporunun ek birinci belgesinde sürümleri var. Bylock programının sürümleri var. İlk sürümü 9 Nisan 2014 piyasaya çıkmış e güzel de bu E.A beni 2013’te aramış. Ortada Bylock yokken benim bir Bylockçu ile görüşmem mümkün değil. İkinci kişiyi Şubat 2014’te ben aramışım. O aramamış. Fakat o da Bylockçu değil. Çünkü o tarihte henüz bir Bylock yok ortada. İkinci gruba geliyorum. N.K. ile iletişim nasıl olmuş. Ben mesaj atmışım. Bu kişiyi de tanımıyorum. İnceledim nedir diye? Temel bir sorun çıkıyor ortaya. 2013 yılında Fethullah Gülen cemaatine mesaj geçmek suç mudur? Buna karar vermek lazım. Benim iletişim kaydımın oluşmasından 5 ay sonra dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Fethullah Gülen’i Pensilvanya’da örgütün liderini ziyaret etti. Burada 2 saat görüşme yapıldı. Ben suçluysam bu durumda Ahmet Davutoğlu da suç işlemiş oldu mu? 2 bin 431 hakim ve savcı FETÖ’cüymüş. Danıştay’daki tutuklu sayısı 41. Tutuklu HSYK üyesi 3. Şimdi bu iddianamede niyet okuma denilen bir şey var. Niyet okumaya kalkarsanız FETÖ’cülerle irtibat kuran kişiler suçludur dersem Türk yargısı çöker. Tatil için rezervasyon yaptırdığım şirketle görüşmek suçsa 2014’ten bu yana rezervasyon yaptıran 2 milyon 400 bin suçlu aramızda dolaşıyor. ‘Bylock’cularla görüşmek suçsa Türkiye’de 12 milyon suçlu var. Son olarak şunları söylemek istiyorum: Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönüşmüş. Basın özgürlüğü denilince Uganda’nın bile gerisindeyiz. Gazeteciler baskı altında. Bağımsız gazeteciliğinin kökü kazınmak isteniyor. Bu doğru değil” dedi.
BAŞKAN: YÖNETİMDE USULSÜZLÜK KONUŞULDU MU?
Kara’nın savunmasının bitmesinden sona mahkeme başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, “Vakıfta gazete yönetimi olarak yayın politikası konusunda bir usulsüzlük olduğu konuşulur mu? Mesela keşke şu haber yayımlanmasaydı gibi?” diye sordu. Hakan Kara ise, “Hayır. Vakfın yapacağı iş değil bu” yanıtını verdi. Mahkeme savcısı ise, “Görevi kötüye kullanmak, FETÖ’ye yardım yataklık suçlamalarıyla ilgili savunmanızı yaptınız. FETÖ dışında DHKP-C, PKK ile ilgili bir savunma yapacak mısınız?” diye sorunca Kara, “Ben bütün terör örgütlerine karşıyım. Hem PKK hem DHKP-C gibi bütün terör örgütlerine karşıyım” dedi.
TURHAN GÜNAY: SAVCI BEY SAYESİNDE ÖĞRENDİM
Kara’nın ardından Cumhuriyet Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay’in savunması başladı. Günay, şunları söyledi: “Cumhuriyet gazetesi kuruluşundan bu yana baskılara maruz kalmış bir gazete ve yöneticileri yargılanmıştır. Peki ben Cumhuriyett’e ne yaptım? 33 yıldır Cumhuriyet’te çalışıyorum. 1992 Nisan ayında Cumhuriyet gazetesinin Kitap Eki’nin başına geldim.
Kitap fuarlarına davet için çağrıldığım telefon konuşmaları suça delil sayılmış. Sırf bu nedenle 267 gündür tutukluyum, şaka gibi.
Hiçbir zaman vakıf üyesi olmadım ama dosyada vakıf yönetim kurulu üyesi olduğum yazıyor. Annem ben 2 yaşındayken ölmüş, ölüm tarihini bilmiyorum, savcı bey sayesinde öğrendim, teşekkür ederim.”
Hakim araya girerek “Kitap ekini yönetirken herhangi bir yazıdan, isimden içerikten dolayı kime karşı sorumlusunuz?” diye sorunca “Kitabın tanıtımıyla, içeriğiyle ilgili ben karar veririm. Hiç kimse karar vermedi” dedi.
‘ENTELEKTÜEL DEĞİL GAZETECİYİM’
Hakim, “Çalışmalarınız esnasında genel yayın yönetmeniyle bir koordinasyonunuz oldu mu?” diye sorunca Günay “Hayır” yanıtını verdi.
Savcı ise Günay’a “Örgüt üyeliği ile suçlanıyorusunuz Türkiye’nin en iyi enteGönaylektüellerindensiniz. DHKP-C, PKK, FETÖ’ye hizmet etmiş olabilir misiniz?” sorusunu yöneltti. Günay şu karşılığı verdi:
“Ben bir entelektüel değilim bir sanat gazetecisiyim. Bir düşünce üretmiyorum düşünce üreten insanların kitaplarını tanıtıyorum. Hiçbir örgütle bağlantım yok. Bunlara bir hizmet yaptığımı düşünmüyorum. Kitaplarını tanıtmam. Benim için kitabın iyi olması önemli. De da’yı ayırmayan bir yazarın kitabını hemen bırakırım.”
KİMLER TUTUKLU YARGILANIYOR?
Cumhuriyet gazetesi davasında, Akın Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Hakan Kara, Turhan Günay, Musa Kart, Önder Çelik, Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör ve Ahmet Şık tutuklu yargılanıyor.
KİMLER TUTUKSUZ YARGILANIYOR?
Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç, yazarlar Aydın Engin ve Hikmet Çetinkaya, muhasebe çalışanı Gülseli Özaltay, eski çalışan Bülent Yener ise davanın tutuksuz sanıkları. Gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ise dosyada ‘firari sanık’ olarak yer alıyor. Cumhuriyet gazetesinin muhasebe çalışanı Yusuf Emre İper de tutuklu bulunuyor ancak dosyası bu davaya dahil edilmedi.
Kimler izliyor?
Cumhuriyet davası için IFJ, EFJ, IPI, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, PEN gibi çok sayıda uluslararası gazeteci ve yazar örgütlerinin temsilcileri Türkiye’ye geldi. CHP, HDP, Haziran Hareketi, EMEP, Halkevleri, DİSK gibi birçok parti, sendika ve kitle örgütü de adliye önünde yer aldı. Duruşmayı bugün takip eden isimlerden bazıları şöyle: Hasan Cemal, Zeynep Oral, Kemal Göktaş, Erdem Gül, Aslı Aydıntaşbaş, Tayfun Atay, Burcu Karakaş, Bülent Şık, Oğuz Güven, Oya Baydar, Oktay Ekşi.







