• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Darbe ve savaş

    Aylardır söylüyoruz bunu. Bu köşede de yazdım. Televizyon programımızda da defalarca vurguladım. Bu savaş Kürdistan’da kalmaz, Batı’ya da sıçrar diye. Ne iktidarın destekçileri ne de ana muhalefet partisinin taraftarları dinledi bu uyarılarımızı. Ama bir şekilde sıçradı Batı’ya da bu savaş. Birçok etkisiyle beraber. Aslında bu darbe girişimi de, darbecilerin bütün yaptıkları da bu savaşın etkisidir. Sivillerin, insanların üzerine bomba yağdırmayı Kürdistan’da öğrenmiş askerler, aynısını darbe için kalkıştıklarında Ankara ve İstanbul’da da yaptılar. Kürt vekilleri tanımayan, darp eden, evlerini basanlar Ankara’da TBMM’yi bombaladılar.

    Defalarca şunu da söyledik: “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümeti Kürtler’le savaşta ihtiyaç duyduğu orduya elini kaptırdı, kolunu kurtaramayacak.” Öyle de oldu. Az kaldı devriliyordu. Öyle yetkilerle donattı ki askeri, İstanbul’un, Ankara’nın göbeğinde dolaşmalarının, kentlerde polisle yetki kavgasına girişmelerinin önünde engel kalmadı.

    Tabii bu darbe sürecinde insan haklarının, uluslararası hukukun ve savaş hukukunun da ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Darbe sürecinde öyle insan hakkı ihlalleri yapıldı, hukuk öylesine hırpalandı ki, toplumun büyük bir kesimi travma geçiriyor.

    Sivillerin üzerine ateş açıldı, nümayiş yapan insanlar topluca katledildi. Darbeyi püskürtmek için sokağa çıkan kitleler ise belki de neyin içinde olduğunun farkında bile olmayan genç askerleri acımasızca linç etti, katletti. Bir askerin kafasının kesildiği söyleniyor. Kemerle kırbaçlanan askerler gördük.

    Kürtler’e karşı senelerdir yürütülen savaşta yapılan insan hakkı ihlallerine, acımasızlıklara inanmak istemeyen, ikna olmayan bir kesim insan da böylece askerin de, milliyetçilerin de nelere hazır olduklarını anladı.

    Diğer taraftan devlet ve hükümetin propaganda amaçlı olarak kullandığı birçok kavramın aslında onları kullananlar tarafından hiç de önemsenmediği görüldü.

    Mesela Kürtler’e karşı savaşta “gazi” ya da “şehit” olan asker, darbe sürecinde “ölü olarak ele geçirilmeye” başlandı medyada.

    Pek umutlu olmasak da bu konuda, bu aşamadan sonra belki de siyasiler artık sorunların daha fazla otorite ile değil barış ve demokrasi ile çözülebileceğine ikna olur.

    Ya da toplum bu şiddet sarmalından çıkmanın yolunun barış olduğunu anlar ve siyasilere bunun için baskı yapar.

    Bakın, aylardır Kürt gençlerini hendek kazmakla suçlayan, savaşın bu yüzden çıktığı manipülasyonunu yapan, belediyelerine kayyum atamaya kalkan bir iktidarın yerel yöneticileri kışlaların önüne hendek kazmaya başladı.

    Kürtler ise hep darbe ile yaşıyorlar.

    Bunun ne demek olduğunu Batı’dakiler ne zaman anlar acaba?

     

     

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları