• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Darbeye karşı demokrasi

    Önce 9 Temmuz Büyük Adalet Yürüyüşü Mitingi, sonra 15 Haziran Şehitleri’ni Anma etkinlikleri kapsamında yapılan miting, gösteri ve demokrasi nöbetleri ile Türkiye sokakları büyük kitlesel toplantı ve nümayişlere sahne oldu. Resmi siyaset bir anlamda etkinlik ve işlevini yitirmiş parlamentodan çıkıp sokaklara iyice yerleşmiş oldu. Ve öyle ki orta vadede parlamentoya geri dönecek gibi de görünmüyor.

    Normalde kitlelerin sokakta mobilize olarak taleplerini seslendirmesi demokrasi açısından olumlu bir durumdur. Demokrasiyi besler, uzun süre çözümsüz kalmış problemlerin çözümüne ivme kazandırır.

    Ama bunun için kitlelerin seslerinin sadece yükselmiş olması yetmez, bu sesi duyacak niyet de gereklidir bir yerlerde.

    Ancak Türkiye’de kutuplaşma öyle bir raddeye gelmiş durumda ki iki taraf da birbirinin sesini duyamıyor. Evet, birbirinin varlığından ve kitlesel mobilizasyonundan korkuya kapılıyor ama ne dediğini önemsemiyor. Yani kitlelerin bağırışları duyuluyor ama ne dediği dinlenmiyor ya da hatta algılanmıyor.

    Nitekim Adalet Yürüyüşü’nün ardından 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sırasında hayatlarını kaybedenleri darbenin bastırılışının birinci yıldönümündeki anma ve Demokrasi Nöbeti etkinlikleri öncesinde 80 milyonu kucaklayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı, daha bir hafta önce Adalet Mitingi’nde muhalefetten yükselen adalet ve eşitlik çağrılarını pek de önemsemeyerek yine maalesef kutuplaştırıcı bir söylem tutturdu ve muhalefeti  kriminalize eden açıklamalar yaptı. Diğer taraftan muhalefetten gelen açıklamalar da bir askeri darbeyi bastırmış bir toplumda bekleneceği üzere toplumsal barışa katkısı olacak nitelikte değildi. Ve iktidarın sertlik yanlısı politikalarının sonucunda bunun böyle olması da normal.

    Oysa daha bir yıl önce darbe atlatmış bir toplum bu zaferini kutlarken demokratikleşme yönünde çok daha fazla umut veriyor olmalıydı.

    Eğer Türkiye darbeler ve darbe girişimleri dönemini kapatmak istiyorsa, iktidarda kim olursa olsun çabaları demokrasi ve onun olmazsa olmazları adalet ve barış yönünde olmalı.

    AKP bugün kendisi iktidarda olduğu ve yerini iyice sağlamlaştırdığını düşündüğü için bir daha askeri darbe olmayacağına kanaat getirmiş olabilir.

    Sahiden de en kötü sivil yönetimin en iyi askeri darbeden – sanki bir askeri yönetim iyi olabilirmiş gibi- daha iyi olduğu herkes tarafından kabul edilmeli ve herhangi bir askeri darbe girişimin önüne bütün toplum set çekmelidir.

    Ama burada da en büyük görev aslında iktidara düşer.

    Siz ne kadar askeri vesayeti yok etmiş olursanız olun, eğer kitlelerde demokratik bilinci yükseltmez, tam tersine otoriteryan yöntemlerle demokratikleşmeye fren yaptırırsanız, yarın bir gün sivil siyasete dışarıdan gelecek bir müdahalede otoriter yönetime alışkın, alıştırılmış toplum derhal pasifize olur ve yeni yönetime de itirazsız uyum sağlar.

    Hangi kanattan olursa olsun sivil siyasetçinin gelecek güvencesi demokrasidir


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları