• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE AYDINLARA GELEN TRAKA GELEN TRAK

    Hep sorular sordum; hayatımı, yaşadığım yeri enine boyuna sorguladım. İtaatkâr olmadım hiç! Önce de böyleydi, şimdi de… Sorgulayanın ben değil de biz olması için neleri vermezdim. Asıl sorgulayanın üstünde durduğum toprak, altında durduğum gökyüzü olması gerektiğinin bilincindeyim. Doğa, biliyorum ki kendine ihanet eden insanlardan er ya da geç intikamını alıyor. Kirlenen su, kirlenen toprak ve ağaçlar, bitkiler, otlar… Selle, çöküntüyle, heyelanla bir şekilde kendinden alınanın intikamını alıyor. Alıyor almasına ya, hep fakirler, hep ezilenler oluyor bu felaketlerdeki başroller…

    Kirlenen doğa kendini bir yerde temizlemeyi başarıyor ki, bu bir dengedir. Peki, kirlenen, ihanet eden insan nasıl temizlenecek, kendini nasıl arındıracak? İnsanlar hayallerini bilgi ve becerilerle zenginleştirdiğinde ileri gider, biliyoruz önceki nesillerden… Hayallerini gerçekleştiren insanları hep gıpta ile izledim. Zorlukları nasıl aştığını, bu uğurda nasıl örselendiklerini, yaralandıklarını biliyorum, biliyorsunuz. Bu dünyaya katkı yapanları nasıl minnetle anıyorsak, kötülük yapanları ise kahır defterimize yazıyoruz mutlaka…

    Dünyanın geçtiği demokrasi yolundaki bütün evreleri, savaşları ve yapılan barışları elbette biliyoruz. Avrupa’nın, Amerika’nın, Afrika’nın demokrasi yolundaki özgürlük mücadelelerini de… Halen demokrasi ve özgürlük yolunda katledilen insanları, halkları da…  Tüm bunların, tüm halk ihlallerinin, katliamların bir ülkeyi, nasıl geriye götürdüğünü ya da yerinde saydırdığını elbette biliyoruz. Zorbalarla ve işbirlikçilerle mücadele etme yolunun bilinçlenmeden geçtiğinde, sanırım hemfikiriz de…

    Peki, nasıl bilinçleneceğiz, nasıl bilinçlendireceğiz? Aydınlanmanın bütün ateşini yakan ve taşıyan aydınlar elbette bu işin her devirde baş aktörleri… Aydınlar her devirde üzerine düşeni yapmak isterler istemesine ya, her daim engellerle karşılaşırlar. Bu engelleri bazen halkın desteğiyle aşarlar bazen de bu uğurda yerle yeksan olurlar.

    Ülkenin bütün çıkarcıları, işbirlikçileri, kapitalistleri, çalıştırdıkları işçilerin emeğine göz dikerek onları zor koşullarda çalışmaya, üç otuz para ile geçinmeye mahkûm ederler. Madenlerde, ocaklarda, fabrikalarda ve inşaatlarda gün olmasın ki bir ya da birkaç emekçi hayatını kaybetmesin… Öyle olur ki, haklarını aramalarına dahi müsaade etmedikleri bu ezilen sınıfı, devlet adına yaptıkları kanunlarla, din adına örgütledikleri kurumlarla ve din adamlarıyla durdurur ve yıldırırlar. Çoğunluk, mutlu bir azınlığın elinde yavaşça bilincini yitirir.

    Bunca yapılan despotluğa hatta tiranlığa rağmen aydın sınıfına, işçi sınıfına sahne deyimiyle trak gelmiş olmalı ki, aydın insanlar resmen durmuş, üstlerine düşen oyundaki rolünü unutan aktör ya da aktrislere dönmüş durumdalar.

    Bir oyunda iki çok büyük aktörle, Zihni Küçümen ve Ali Yalaz ile ‘Hababam Sınıfı’ oynanıyor. Sahnede laf unutulunca ‘trak girdi’ denir. 10 saniye asırlar gibi gelir aktöre o sırada. Bir gün, Ali Yalaz’a trak giriyor, Zihni Küçümen lafı döndürüyor dolaştırıyor, bir dakika geçiyor, hala laf yok. Perde oluyor, Ali Yalaz diyor ki; “Zihni gördün mü? Bana trak girdi.” Zihni de cevap veriyor; “Ona trak denmez antrakt denir.”

    Evet, hepimize trak girmiş olmalı ki bir şey yapmak için kılımızı kıpırdatamıyoruz.

    Fırsat eşitliği denilen olgunun sadece esamisi okunur da nedendir bilmem kendisi hiç olmaz hatta olamaz. Eğitimde, sağlıkta, adalette hep kaybeder o büyük insanlık… Üstelik etini, kemiğini hatta iliğini yitirirken bunun farkında dahi olmaz o muhteşem çoğunluk…

    Bu durumu yazmak, anlatmak isteyen gazeteler, dergiler, televizyonlar kapatılır. Yazan gazetecilerse çeşitli gerekçelerle mahkûm edilirler.

    Bu her kapitalist devlet için aynıdır da bazıları için daha acı gelişir. Demokrasi Avrupa’nın her yerinde az çok uygulanır. Eğitim ve sağlık şartları nispeten daha iyi ve ulaşılabilir düzeydedir. Asya ve Afrika devletleri için bunu söylemek ne yazık ki halen çok zordur.

    Demokrasinin sadece sözde var olduğu ülkelerde işçiler, emekçiler bilinçlenme ve mücadele yolunda daha çok yol kat etmek durumundadır.

    Ümidim odur ki bu oyunda yaşadığımız trak fazla sürmez de meydanlarda gereğini yapabiliriz…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları