• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Demokrasinin tehlikeli komplikasyonu; Çoğunluk Despotizmi-1

    Demagojik siyasetin en önemli unsuru hitabet gücü, yani retoriktir, despotik eğilimli olabilir.

                                                                                                                                                                      Alexis dê Tocqueville

    Tocqueville’e göre, eşitlik sağlandıkça insan içgüdüsel olarak daha fazlasını ister. Giderek artan eşitlik talebi, ayrıcalıklılara karşı nefreti doğurur. Doğuştan ayrıcalıkların ve zamanla ortaya çıkan iktisadi ayrıcalıkların önlenmesi devletin görevidir. Devlet bu görevi yerine getirirken giderek merkezileşir. Merkezi devlet eşitliği benimser ve destekler. Fakat devletin merkezileşmesi, buna paralel olarak giderek artan bir şekilde toplumsal ve ekonomik hayata müdahale etmesi demokrasileri yeni bir despotizm türüyle karşı karşıya getirir. Tocqueville’e göre, yeni dönemde, yani eşitlik çağında ortaya çıkan eşitlikçi toplumun fertleri bencildir; Tocqueville’in ifadesiyle “kişisel”dir. Modern toplumun fertleri, kendi kabuğuna çekilmeye ve sadece yakın çevresiyle ilişki kurmaya meyillidir. Toplumda ortaya çıkan bu tür bir bireyselleşme, devletin daha da despotikleşmesine imkan verir. Çünkü birey, merkezi devlet karşısında tek başınadır.

     

    Eşitlikçi modern toplumlarda, devletin despotikleşmesi nasıl engellenebilir?

    Bir toplumda eşitlik ve özgürlük aynı anda nasıl mümkün olabilir?

     

    Tocqueville’e göre bunun imkanı iki koşula bağlıdır:

     

    1. Koşul, siyasette adem-i merkeziyet (decentralisation) yani yerinden yönetimin tesis edilmesidir. Ülke içindeki bölgelere idari özerklik verilerek yönetimin tek elde ve tek merkezde toplanması önlenecek ve böylece siyasi özgürlük sağlanacaktır.
    2. Koşul ise siyasi, iktisadi, bilimsel, sanatsal vb. alanlarda insanların çeşitli birlikler (dernekler) kurmalarının önünün açılmasına, sivil toplum örgütlerinin teşvik edilmesine bağlıdır. Vatandaşlar bu tür birlikler (dernekler) aracılığıyla örgütlendikleri oranda kişisellikten kurtulacaklar, kamu işleriyle ilgilenmeye başlayacaklardır. Kısacası dernek (topluluk, cemiyet) faaliyetlerinde bulunmak vatandaşların sorumluluk duygusunun artmasını sağlayacaktır. Ayrıca bu örgütlenmeler insanların devlet karşısında tek başlarına (birey olarak) savunamayacakları çıkarların topluca savunulmasına da imkan verecektir. Böylece mutlak eşitlikçi despotizmin önüne geçilecektir.

    Bundan 200 yıl önce Amerikan ve Fransız demokrasileri ile hukuk kurallarını inceleyerek ilk karşılaştırmalı sosyolojik çalışmalardan birini  yapan Tocqueville’in bu düşünceleri ışığında Türkiyeyi incelediğimizde tüm koşulların ve mevcut iktidar uygulamalarının toplumu hızla Tocqueville ‘in tanımladığı Çoğunluk Despotizmi’ne götürdüğünü çok net görmüş oluruz.

    Bunu önlemenin hala mümkün olduğu bu tarihsel dönemeçte kendisi de Liberal düşüncenin referans kişiliklerinden olan Tocqville’nin 1. koşul ve 2. koşullarına başta Türkiye’nin kuruluşundan bu yana iktidar erkini elinde bulunduran liberallerin kendi iç muhakemesi ile öteden beri sol sosyalist düşünce savunucularıyla birlikte mücadelesi ile mümkündür diye düşünürüm. Sol sosyalistlerin sorunu olmaktan çıkan ve öncelikli olarak kendi varoluş koşullarınında ortadan kalktığı liberallerin başat sorunu haline gelmiştir. Bu nedenledir ki, Ali Koç’tan ya da Bülent Arınç’tan ya da herhangi bir liberalden mevcut politikalara çok net eleştiriler yapılabilmektedir.

    Liberal Alexis de Tocqueville’nin görüşleri ışığında bu tarihsel dönemde siyaset kurumlarının görev ve sorumluluklarını bir sonraki yazımda irdelemek üzere eşitlik ve özgürlük’ün bir arada egemen olduğu demokratik geleceklere hep birlikte…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları