• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    DEMOKRATİK ÖZERK KÜRDİSTAN GURURU

    14 Temmuz günü Kürt halkının özgürlük mücadelesi tarihinde en önemli kilometre taşlarından biri olarak kayda geçmiştir.  Demokratik Toplum Kongresi’nin sevgili Aysel Tuğluk tarafından okunan sonuç bildirgesiyle ilan ettiği Demokratik Özerk Kürdistan başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarının tümüne, dünya ölçeğinde ise uluslararası topluluğa hayırlı olsun derim. Kürt halkının onurlu barış şiarı ile yüceltiği Demokratik Özerklik’in 30 yıldır  süren bir savaşı bitirmenin siyasi yoluna işaret etmek ve ülke genelindeki demokratikleşme mücadelesine yön vermek gibi siyasi sonuçlarının yanı sıra bu ülkede bir arada yaşamın ahlaki gerekçesini oluştumak gibi bir etkisi de olacaktır. Diğer taraftan Kürt halkının onur mücadelesini taçlandıran Demokratik Özerklik ilanı bütün Ortadoğu coğrafyasında patlak veren isyanların yönünü tayin ederken, öncelikle Kürtlü ülkelere bir yol haritası da sunacaktır.

     

    Elbette hepsinden önemlisi uzun bir tarihi dönemi kaplayan 40 milyonluk bir halkın statüsüzlük durumunun sona ermesi ve Kürtlerin hukuki konumlarının yeni bir tanıma kavuşması olgularıdır ki, bu da 14 Temmuz’u Kürtler’in bir anlamda kurtuluş günü olarak anlamlandırmaktadır.

     

    Evet, Kürtler, Sayın Öcalan’ın Demokratik Özerklik tanım ve önerisinden bu yana kendi coğrafyalarında bu anlayışta bir yönetim biçimini  kurumlaştırmaya çalışıyor. Epey yol da alındı. Son aylarda Amed’e sıkça yaptığım seyahatlerde bunun coşkusunu ve heyecanını gözlemledim. Demokratik Özerk siyasi ve iktisadi yapılarımız, meclislerimiz, iş alanlarımız birer birer faaliyete geçmiş. Özellikle gençlerimiz dinamizleriyle Demokratik Özerkliği gündelik hayatın vazgeçilmez uygulaması haline getireceklerdir. Buna inanıyorum.

     

    Şimdi, bundan sonra yapmamız gereken Demokratik Özerkliği tabanda bir yaşama biçimine, üstyapıda ise siyaset pratiğine dönüştürme ve pekiştirmedir. Demokratik Özerk Kürdistan kimliğini tanıma bundan sonra TC merkezi hükümeti nezdinde de uluslararası toplulukta da Kürtler’le muhatap olabilmenin düzlemi olmalıdır. Kürt siyasetiyle iletişim artık bu kimlik üzerinden sürdürülebilmelidir.

     

    Demokratik Özerklik kısa ve orta vadede halkın gündelik yaşamındaki bariz iyileştirmeleri, siyasi alanda ise sorun çözücü etkisiyle  Kürdistan’da kök salarken, uzun vadede de Kürt halkının yaşam biçimine dönüştüğü ölçüde dünya demokrasi tarihine 21’inci yüzyılın özyönetim modeli olarak kaydolacaktır.

     

    Başbakan istediği kadar yine son konuşmasında yaptığı gibi tek tek diyerek teklese de Kürtler artık ikili hukuk yoluna görkemli bir kararlılıkla girmiş bulunmaktadır. Bir halkın statü ve hukuk talebini tekçi zihniyetin askeri önlemleri ile bastırmaya çalışanlar Kürt halkının gözünde evlatlarının katili olacak, Kürdistan coğrafyasındaki meşruiyetlerini tümden kaybedecektir.

     

    Bugün bir Kürt kardeşiniz, bir yoldaşınız olarak bir hasreti dindirircesine “Yaşasın Demokratik Özerk Kürdistan” derken, bunun Demokratik Özerk yapımızı geliştirme ve savunma yolunda her türlü görevi kabul etmeye hazır olduğum şeklinde de anlaşılmasını isterim.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları