• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Demokratik özerklik ve belediyeler

    Kavram beş altı yıl önce kamuoyu önünde iyiden iyiye tartışılır, konuşulur olduğundan beri ‘demokratik özerkliği’ nasıl sevinçle karşıladığımı hissettiren, demokratik özerkliğin bu ülkede ve Ortadoğu’da Kürtler’in önderliğinde barış içinde bir arada yaşamın neden önkoşulu olduğunu irdelediğim çok yazı yazdım. Öyle ki daha o zaman bir yazımda ve bir konferans sunumumda İstanbul için de özerklik talep ettim ve bu nedenle tepki de topladım. Ancak bu defa daha da sevinçli ve heyecanlıyım. Çünkü yerel seçimlere doğru giderken BDP-HDP adayları demokratik özerkliği bir kez daha yoğun olarak kamuoyunun tartışmasına açıyor.
    PKK lideri Abdullah Öcalan’ın son görüşmelerde “Devleti beklemeyelim, özerklik için üzerimize düşeni yapalım” vurgusunu yapması, tartışmaya iyice ivme kazandırmış görünüyor.
    Geçen pazar günkü Özgür Gündem gazetesinin manşeti de bu konuya ayrılmıştı. Barış ve Demokrasi Partisi Eş Başkanı Gültan Kışanak ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuş olan Fırat Anlı, demokratik özerkliğe ilişkin önemli açıklamalar yapmıştı. Anlı, devleti ve Ankara’yı beklemeyeceklerini, Diyarbakır’da belediye meclisinin seçimlerden sonra yerel parlamento gibi işlev göreceğini söylüyordu. Anlı’ya göre belediye meclisi eski şehir devletlerin senatoları gibi çalışacaktı. Aynı gazetede BDP Şemdinli belediye başkan adayı Seferi Yılmaz da Şemdinli’nin seçimlerden sonra özerklik uygulamasına geçeceğini deklare ediyordu.
    ‘Demokratik özerklik’ fikri Kürt Siyasal Hareketi ve Kürt toplumunda artık olgunlaşmıştır ve olgunlaşmış bir fikrin önüne geçilemeyeceği de malumdur. BDP’li belediyeler iktidarda oldukları yerlerde epeydir bu fikri uygulamaya koymuş durumda. Kürtler’in yoğun olarak yaşadığı diğer kentlerde de demokratik özerklik nüveleri oluşuyor.
    Kürtler’i harekete geçiren, mobilize eden bu modern siyasal ve sosyolojik fikirler ve kavramlar devlette ise statükoyu koruma tepkisine yol açıyor. Kürtler hareket ettikçe, yaşam biçimlerini ve yönetim tarzlarını modernize ettikçe devlet daha da statükocu oluyor. Bu da müzakere sürecini akamete uğratıyor. Kürt yurttaşlar bulundukları her yerde diğer halklara, Kürt siyasetçiler ise parlamentoda, sivil toplum kurumlarında siyasetçilere, gazetecilere demokratik özerkliğin ne olduğunu ve niçin gerekli olduğunu anlatmalıdır. Halkların Demokratik Partisi’nin de bu seçim sürecinde en önemli misyonlarından biri Batı kentlerinde demokratik özerkliği anlatmak olacaktır. Geçen pazar günü Şişli’de HDP adayları birer birer tanıtılırken bir yandan da bunları düşündüm.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları