• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Devletin izansız ve pervasız tutumu

    Geçen pazar sabahı önce sosyal medyaya ve sonra ajanslara düşen bir haber, kamuoyuna, halklara bir kez daha devletin niteliğini sergilemiş oldu. Türkiye’de devlet kendisini halkların karşısında bir rakip, bir taraf olarak konumlandırıyor, kendi siyasi program ve ideolojisini halklara rağmen ve halklara karşı takip ediyor ve kamu vicdanının karşısına kendi tekçi zihniyetini koyuyor.
    Böyle olunca da iki seneden fazla bir zamandır Türkiye’de kamu vicdanını derinden sarsan Roboski katliamının üzerini parlamento ve yargı gibi kurumlarında örten, örtmeye çalışan devlet, bu yetmezmiş gibi, Roboski anaları, aileleri yeteri kadar gözyaşı dökmemiş gibi bir de köylerine sabaha karşı baskın düzenletiyor, katliamdan sağ kurtulmuş insanları askerlere gözaltına aldırtıyor.
    Bununla devlet, devletin ordusu kamuoyuna, demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren toplumsal güçlere ne demek istiyor olabilir? Toplumsal mücadeleler sonucu halkların kazandığı mevzilerin ya da kamu vicdanının taleplerinin kendisi nezdinde bir geçerliliği olmadığını mı?
    Peki, toplumsal gerçeklikten bu kadar kopuk bir devlet olabilir mi? ‘Devlet aklı’ denilen etken nerede?
    Ya aynı gün, Hrant Dink’in katledilişinin 7. yıldönümünde binlerce yurttaşın yürümekte olduğu Agos gazetesinin önündeki polislere beyaz bere giydiren zihniyet ne? ‘ Devlet aklı’ bunun neresinde? Ya da ‘devlet aklı’ dedikleri bu mu acaba? İntikam planları yapan, takıntı ve saplantılarından kurtulamamış, vicdandan ve adalet duygusundan yoksun bir yapı mı?
    Paraleli de düzü de bu değil mi bu devletin?
    Hangi vesayet ya da paralel yapı söylemi ile bu acımasızlık geçiştirilebilir?
    Bir gün içinde devletin hepimizi şaşırtan bir izansızlık ve pervasızlıkla sergilediği bu intikamcı ve provokatif tutumlar nasıl unutulabilir?


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları