• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Devrimci önce insan olmalıdır…

    Toplumsal muhalefet de  teorik ve pratik söylemle bir şeylerin savunucusu pozlarıyla birbirleriyle tartışma  halinde olanlar daha çok bölünmeleri geliştirdi.  Tartışmalarda en ufak bir görüş ayrılığı bahane edilerek ve/ya farklı görüş getirenler, eleştirenlerde şiddete maruz kalmakta ya da dönek/yılgın/kaçkın gibi yaftalarla dışlanmaktalar. Söyledikleri ve yaptıklarıyla çelişen bir yığın örgüt ve parti bu anlayışlara da önderlik ediyor. Doğru olan bir şey varsa  herkes kendine pay biçiyor, yanlış olan bir şey varsa yapanlar oportünist, revizyonist oluyor. Devrimin önünde engel görülerek ya tehdit edilir ya dövülür, ya  ajan-hain ilan edilir ya yaralanmak ya da öldürülmek istenir.

    Hataları ile kimse hesaplaşmak istemiyor ve de hatalarına mazeret aramayı ihmal etmiyor. Onun da teorisini yapıyor. Temel hatalardan ve eksikliklerden arınmış bir sosyalist anlayışla, iyi niyet ve dilek düzeyinde  bir komisyon oluşturmalıdır. Hiç olmazsa haksızlığa uğrayan tüm ilerici, devrimci, demokrat kesimden insanların gelip danışabilecekleri, sorunlarına çözüm bulabilecekleri arabuluculuk isteyebilecekleri bir alan olmuş olur. Böylelikle bir vesileyle, devrimci gruplar gelecek adaletli günler için yıllardır yapamadıkları bir şeylerin önünü açmış olurlar.

    Devrimciler üretken ve yaratıcı olmak zorundadır. Sosyoloji de, bilgeleşemeyenler gelişimden yana bir  çözüm de gösteremezler.  Sol Hareket, yıllardır yığınların yükselen sesine, direnişine bir bütün olarak sahip çıkacak ona yön verecek, emekten yana  güçlerin  muhalefetini yolundan saptırmayı amaçlayan tertipleri, oyunları, sahte yaklaşımları bozabilecek, teşhir edebilecek sosyalistlerin onurunu yükseltecek bir yaklaşımdan ne yazık ki yoksundur. Pratikte tüm örgütler kendilerinin ne kadar güçlü olduğunu tartışadursunlar milliyetçilik ve şeriatçılık almış başını gidiyor.

    Devrimciler arası ittifakların önünü tıkayan nedenler araştırılmalı, tıkanıklığı gidermek için hiç bir fedakârlıktan kaçınmamalıdır. Devrimci gruplar, adaletin ve hukukun devrimci insanda bütünleşmesi için bilimsel sosyolojiye, devrimci yönteme yönelmelidirler.
    Devrimciler arasında, Devrimci dostluk ilişkileri gereklidir. Devrimciliğin yaşanmadığı yerde, amacın arka plana itildiği bir kurumda, her zaman ilişkilerde bir iç çatışma kaçınılmaz olur. Sahtekâr ilişkiler  devrimciliği arkadan hançerler ve amaç ekseninden çıkarak bireyin ve ikiyüzlü sahtekârların egemen olmasına hizmet eder.

    Devrimciliğin en temel dayanağı, bireyin bilgeleşmesinden  kaynaklanmakta, gönüllü kolektif birlikteliği içermektedir. Ve gönüllü bir taraftarlığın olduğu yerde, birleşimde, yaklaşımda duyguların ve paylaşımın, devrimci olmanın yolunu açar. Birey olarak, örgüt-parti taraftarı olarak kendisini düşkün bir yaşamdan kurtaramamış ve hep birilerine yamanarak dalkavukça yaşamı içine sindiren bir mantıktaki silik kişilikli insan devrimcilerin saflarında olamaz, olmamalıdır. Bu insanlar zaaflarıyla güvenilmez insanlardır.

    Devrimci yaşam, gerçekçi bir yaşamdır. Bu birey ya da örgüt düzeyinde de olsa bireylerin karşılıklı güvenini içerir. Özellikle emek eksenli  karşılıklı güven ve açık olmanın, samimi ve bilinçli davranmanın  yolu demokrasi kültürünü güçlendirir. Toplumsal düşüncenin zehiri olan bencillik ve kariyerizm  kolektif emekten yana tavır koyabilir mi?

    Bencil ve kariyerist kişilik, devrimci yaşama gelecek vaat edemez. Kariyerist mantığıyla kendini dayatması devrimci bilgelik olabilir mi?

    Siyaset sosyolojinin etrafında olan insanlar arasında  devrimcilik hangi boyutta yaşanmalıdır? Kitle arasında, örgüt içinde  veya dışında devrimcilik (yoldaşlık)  pratikte zeminini ve koşullarını yaratır. Devrimciliğin sekteye uğramaması ve  parçalanmaması için devrimci  amaçların gerçekleşmesi pratikte uygulanmalıdır.

    Gerek kitle çalışmasında gerekse örgüt içi faaliyette sekter, popülist, kendiliğindenci  ve bir tarafın çıkarları doğrultusunda dayatılan ilişki devrimci ilişki olmaz, doğruda olamaz. Bireyin kendine, kurumlarında topluma yabancılaştığı ortamda, bireyin her ilişkisini devrimci olarak görmek mümkün değilse, kurumlarında toplumsal yaşamın çelişkileriyle  zorunlu bir araya gelenlerin bir arada bulunması devrimciliğin (yoldaşlığın) kurulduğu anlamına gelmez. Bilgeliğin ve bilincin mantığında bir arada olmanın amacı ve bu amaca  yönelik yaşamın pratiğe yansıması, gerçekleşmesi yönündedir.

    Alışılan her şey alışıldıkça yavaş yavaş hedefinden sapar, çözüm üreten diyalektik bilimin yansımasını tüketir. Alışkanlık geliştikçe kendine düşman olur ve yavaş yavaş öldüren bir zehire benzer.
    Devrimci insan Entelektüel birikimiyle  öne çıkmalı, topluma doğaya karşı sorumluluk da  uyum içerisinde olmalıdır.

    Kendi saygınlığı içindeki duygularda bilgeleşmelidir. Devrimci insan yüzleşme ile yakından ilgilidir. Provokatif tahriklerle politik yöntemler arasındaki farklılaşmayı iyi saptamak gerekir. Yoksa siyasal gelişmeler karşısında ya etkisiz kalır ya da olayların arkasından sürüklenir, kötü örnekleri çoğaltmaya devam eder.
    Sosyolojide, sosyal, siyasal, kültür üretiminde, körleşmiş duygular gelişim ve dönüşümün önüne geçtiğinde politika arenasının duyguları da körleşmiş olur.
    ” Her şeyin ölçütü insandır”


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları