• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “Dindar ve Kindar Nesil” geliyor

     

    Geçtiğimiz pazartesi yeni eğitim öğretim yılı başladı.

    Bu eğitim öğretim yılının bir özelliği daha var. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, bu özelliği açıkladı. Canikli’nin verdiği bilgiye göre 15 temmuz sonrasında 27 bin 715 öğretmene görevden el çektirilmiş, 9 bin 464 öğretmen ise “yürütülen soruşturmaların selameti açısından” açığa alınmış. Açığa alınıp göreve geri dönen öğretmen sayısı ise 455.

    Şunu belirtelim. Görevden el çektirilen öğretmenlerin büyük çoğunluğu Aktif Eğitim Sen üyesi. Aktif Eğitim sen AKP ile Cemaat arasındaki ilişki bozulunca kuruldu. AKP’nin üyeliğini teşvik ettiği, kendine bağlı kadrolar aracılığıyla herkesi neredeyse zorunlu üye yaptığı, üye sayısı bir anda 10 binlerden yüzbinlere ulaşan Eğitim Bir Sen’den ayrılan Cemaat’e yakın öğretmenler kurdu Aktif Eğitim Sen’i. KHK ile tümden kapatılan bu sendikanın neredeyse tüm üyeleri görevden alındı. Diğer öğretmenler ise devrimci öğretmenlerin örgütlendiği Eğitim Sen üyesi. Mücadeleyi ilmik ilmik örüp tüm zorluklarına rağmen kamu emekçilerinin, öğretmenlerin gündemine sendikalaşmayı sokan, bunun için en ağır bedelleri ödeyen, daha da ötesi bir direnişçi mücadele geleneği geliştiren Eğitim Senliler’in az kısmı görevden alınırken 10 bine yakın Eğitim Senli de bu hükümet tarafından açığa alındı. Açığa alınanların büyük çoğunluğu da sendikanın örgütlediği eylemlere katılan öğretmenler ki bu eylemlere katılmanın suç teşkil etmediği yine bu ülkenin mahkemelerince tescil edilmiş olmasına rağmen bunlar açığa alındılar.

    Türkiye ortalamasında her öğretmene yaklaşık 35-40 öğrenci düşüyor. Yaklaşık 37 bin 500 öğretmen bu yıl görevinin başında değil. Öğretmen açığının da resmi olarak 60 bin civarında olduğu belirtiliyor. Bu demektir ki yaklaşık 100 bin öğretmen açığı ile başlayan yeni eğitim öğretim yılında 3 buçuk – 4 milyon civarında öğrenci de öğretmensiz kalacak.

    Bu eğitim öğretin deniminin temel sorunu bir tek öğretmensizlik mi? İlk gün çocukların eline Erdoğan ve AKP propagandası yapan broşürleri sıkıştırıp sınıflarda, okulların konferans salonlarında onlara kanlı darbe görüntülerini izletenler, çocuklara her yıl dağıtılan kitapları bu yıl dağıtamadılar. Daha önce Talim Terbiye Kurulu’nun okullarda ders kitabı olarak okutulmak üzere onayladığı birçok kitap görevden alınan ve Cemaatçi, hatta darbeci oldukları iddia edilen öğretmenler tarafından yazıldığı için bu kitapların onayları iptal edildi. Bunların yerine yeni kitap da basamadıkları için çocuklar okullara kitapsız başladılar.

    Bunlar ayrı handikaplar. Başka handikaplar da var. 4+4+4 eğitim sistemini getiren hükümet okulları ilkokul, ortaokul ve lise olarak gruplandırdı. Bu arada 28 Şubatçıların kapattığı imam hatiplerin ortaokul bölümleri de açıldı. Ama nasıl açılma. Neredeyse her mahallede normal ortaokullar ile imam hatip ortaokullarının sayıları eşitlendi. Yeni sistemde eğitim de 12 yıl zorunlu. Durum bu iken ailelerin büyük çoğunluğu çocuklarını kontenjan yetersizliğinden normal ortaokullara kaydedemediler. Bu aileler çocuklarını okulsuz kalmaktan ise imam hatiplere göndermeyi gönülsüz de olsa tercih etmek zorunda kaldılar. Bu ortaokullardan mezun olacak çocuklar lisede de aynı okullarda eğitim görmeye devam edecekler.

    Durum tam da Erdoğan’ın geçmişte dediği yöne, yani “kindar ve dindar nesil” yetiştirmeye gidiyor ve bu olumsuz gidişatı engelleyebilecek hiçbir güç de görünürde yok. Mevcut gidişata karşı çıkana da damga hazır: FETÖ’cü…

    Eğitim öğretimin başka ciddi sorunları da var. Bunların bir kısmını Erdoğan’ın yeni eğitim öğretim yılı mesajından çıkarmak mümkün. En temel sorun da millinin de millisi bir eğitim süreci ile karşı karşıya oluşumuz. Topluma pompalanan ırkçılık, görünen o okullarda da yoğun biçimde işlenip Cumhuriyet’in ilk yıllarından da öte İslami tandanslı bir millicilik/milliyetçilik öğretilecek.

    Tüm bu yazılanlar bir çırpıda akıllara gelenler.

    Peşine düşülürse daha neler görülür, kimbilir.

    Hükümetin eğitim hesabı öyle sıradan bir proje değil. En az 20-30 yılı kapsayan uzun vadeli bir projeden söz ediyoruz. Bu demektir Cumhuriyet’in 90 yıl sürdürdüğü tırnak içindeki “modernist, çağdaş” eğitimin bu kez İslami yanı ağır basanını hep birlikte izleyeceğiz. Öğretmeni kendinden ve kendinden olmayanı da sus-pus, yöneticisi kendinden ve her işi yapmaya hazır emir kulu, velisi köşesine sinmiş ve ‘aman çocuğum zarar görmesin’ modunda bir Cumhuriyet taklitçiliği ile başlayacak İslami eğitim modeli, hiç kuşkunuz olmasın aynen dedikleri gibi “dindar ve kindar nesiller” üretecek. Bu da bir toplumun onlarca yılının daha elimizin altından kayıp gitmesidir. Cumhuriyet’in 90 yılda geldiği ucube eğitimin bundan sonrasında “dindar ve kindar nesil” yetiştirme projesinin bir okadar ucube ve belki de ondan fazla baskıcı/milli modelini hep birlikte yaşayacağız.

    Bilmem, engelleyecek güç var mı?

    Ya da daha doğrudan soralım; bu ülkenin özellikle de ana muhalefeti kendi altını da oyacak bu gelişmeden haberdar mı?


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları