• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “Diren Kal” ülkesi

    Gazeteci Fehim Taştekin’i yakından takip etmeye çalışıyorum. Ortadoğu ve Suriye üzerine analizlerindeki derinlik beni her zaman çekmiştir. Gazeteciliğin namusu objektiflik ilkesi, keskin bakış açısı ve sıkı bir araştırmacılık bütün yazılarına ruhunu geçirir Taştekin’in…
    Sanırım, benim gibi birçok insan da sırf bu nedenle Ortadoğu’da şok bir gelişme olduğunda “Fehim Taştekin bu konuda neler söyleyecek acaba?” diye onun analizlerini bekler oldu.
    Bu haklı güven ve kabulün ne derece isabetli olduğunu, geçtiğimiz haftalarda İletişim Yayınları’ndan çıkan “SURİYE Yıkıl Git, Diren Kal!”kitabını okuduğumda bir daha anladım.
    Taştekin 2011’den bu yana süren Suriye Savaşı’nın nasıl adım adım örüldüğünün, ABD, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerin Esad diktatörlüğünü bahane ederek Suriye’yi nasıl kan gölüne çevirdiğinin sarsıcı portresini çiziyor kitabında…
    Suriye ve Ortadoğu’daki gelişmeleri çok farklı kaynaklardan gün gün takip eden, bununla da yetinmeyip savaş bölgelerinin yıkıntıları arasında gezerek canlı tanıklıklara başvuran Taştekin, Suriye’nin kanlı haritası içinde yaşama sarılan insan hallerini es geçmeyen bir duyarlılıkla kaleme almış kitabını…
    Suriye kitabı, geçmişten bugüne gelerek Suriye’yi, Ortadoğu’nun yakın siyasi tarihi içinde anlaşılır bir yere konumlandırıyor.
    Daha önce de böyle düşünüyorduk ama kitabı okuyunca bu düşüncemiz iyice perçinlendi; şunu gördüm, Suudi Arabistan, Türkiye, Katar ve ABD’nin Arap baharının yarattığı rejim bunalımlarını fırsata dönüştürerek Suriye’yi de yiyip bitirmek için yapmadığı şey kalmamış. Esat’ın diktatöryal icraatları sadece bir kılıf onlar için…
    Esat rejimi tarafından değil ama bugün esamisi okunmayan ÖSO bileşeni örgütler tarafından demokrasi talebi ile başlayan barışçıl gösterilerin üzerine nasıl kaç sıçratıldığını ayan beyan görüyorsunuz kitapta. Türkiye’nin bu şiddeti kaşıyan ülke olması, şahsen bir kez daha yüzümü kızarttı benim. Bilmediğimiz şeyleri yeni öğrendiğimizden değil, Suriyeli o masum insanların, savaşın çaresizliği içindeki o ülke dramının müsebbibi olmaktan…
    Dış güçler tarafından silahlandırılan ve dünyanın dört bir yanından toplanıp Suriye’ye getirilen Cihadist selefiler aç sırtlanlar gibi dişlemişler Suriye’yi… 700’ün üzerinde silahlı örgüt var. Kimin elinin kimin cebinde belli değil.
    Sağlıklı enfermasyon konusunda hiç de güven duyulamayacak bir savaş ülkesi Suriye… Batılı kaynaklar, Esat karşıtı El Cezire gibi televizyonlar çubuğu muhaliflerden yana bükerek maksatlı bir yayın politikası izliyorlar. Örneğin Türkiye’de aşağılamak için hep ‘Nusayri azınlığın diktası’ diye lanse edilen Esat rejiminin üst kadrolarının çoğunluğu Sünni ve Lazkiye sokaklarında kimse mezhebi kimliğini dillendirmek istemiyor, bunun Suriye’ye karşı bir komplo olduğunu sokaktaki çocuk bile biliyor.
    Kitabı okuyunca El Kaide yavruları IŞİD’in, El Nusra’nın, Ahrar El Şam gibi Cihadist örgütlerin dış güçler tarafından nasıl beslendiğini, selefi Sünnilik üzerinden bölgeyi dizayn etmeye çalışan Türkiye, Suudi Arabistan, Katar; Ürdün gibi ülkelerleRusya, İran, Lübnan Hizbullah’ı arasındaki yarılmayı, Cihadistlerin aşırı büyümesinden ürken ABD’nin yalpalamalarını; insani bir görev olarak iç kamuoyuna sunulan MİT tırları, Türkmen meselesi, mülteci sorunu gibi konuların arka planındaki karanlık hikâyeleri daha iyi kavrıyorsunuz. Ve Suriye’de gerçekten direnen ayakta kalıyor.
    SURİYE Yıkıl Git Diren Kal, yıkıcı sonuçlarını ülke olarak bizim de yaşadığımız kanlı bir savaşın siyasi, askeri, ideolojik pek çok açıdan bütünlüklü bir analizi… Kalemine sağlık Taştekin… İyi ki varsın…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları