• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    DİRENİŞ GÜNLERİ VE BARIŞ SÜRECİ

    Kürt halk önderi Abdullah Öcalan ile 6’ncı görüşmesini yapan BDP heyetini oluşturan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve BDP Eşbaşkan vekili Pervin Buldan’ın görüşme sonrası yaptığı açıklamalar gösterdi ki, ‘müzakere süreci’nin 2’nci aşama diye tarif edilen kritik bir aşamasına girilmiş bulunuluyor ve sürecin bundan sonra ne şekilde yürüyeceğini hükümetin Kürt halkının talepleri doğrultusunda atacağı adımlar belirleyecek. Öcalan, İmralı’dan gönderdiği mesajda, kendisinin barış konusunda bütün sorumluluklarını yerine getirdiğini, kendisini kullanacağını sananların çok yanılacağını söylüyordu. Gerillanın Önderliğin çağrısı üzerine başlattığı barış ve çözüm yürüyüşü sürerken, PKK’nin çıktığı yerlere devletin karakol ve kontrol noktaları inşa etmeye girişmesi, aynı günlerde Kürt halkının büyük tepkisini çeker olmuş, halk bu inşaatları durdurmak için harekete geçmişti. Kürt Özgürlük Hareketi’nin kendi özgücüne güvenerek süreci yürüttüğü bu dönemde, hükümetin bırakın sürecin gereklerini yerine getirmek, tam tersine güvenlikçi anlayışını sürdürüyor olmasının Kandil’de de dikkatle gözlendiğini tahmin etmek zor değil. Kürtler 30 yıldır büyük bedeller ödedikleri özgürlük ve onurlu barış mücadeleleri için her zamanki gibi seferber olmuş durumda ve süreci bütün boyutları takip ediyor. Siyasi olgunluklarının bu seviyesinde Kürtleri oyalamak hükümet açısından büyük bir hata ve nafile bir çaba olacaktır.

     

    Kürdistan’da halk sürecin ikinci aşamasına denk düşen taleplerini bir kez daha net olarak ortaya koyup, mücadelesini kesintisiz olarak sürdürürken, iki haftadan uzun bir süredir çevreci protestolarla İstanbul’da başlayıp, ülkenin büyük bir bölümüne yayılan halk direnişine AKP hükümetinin ve Başbakan’ın yaklaşımı, göstericilere uygulanan şiddet ve kullanılan otoriter ve faşizan söylem ise yine sürecin gidişatına ilişkin kuşkuların artmasına yol açtı. Öcalan İmralı’dan selamladığı Batı’daki direnişin başlamasında öncülük yapan BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in Öcalan ile görüşecek heyetten Başbakan’ın emriyle çıkarılmış olması Öcalan’ın büyük tepkisine yol açmıştı. BDP Eşbaşkanı Demirtaş görüşme sonrası yaptığı açıklamada bundan sonra heyete müdahale edilmesini kabul etmeyeceklerini ifade etti.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, derin git geller yaşıyor. Bir yandan Türk-İslam sentezinden dem vuruyor, diğer yandan kendisine oy vermeyen ve karşı çıkan, eleştiren Türkleri de düşman görüyor. Gezi direnişi sırasında olanlar apaçık ortada. Başbakan kendi halkına da şuursuzca saldırıyor, saldırtıyor ve bütün bu tavrı onun otoriter üslubunu ve tavizsizliğini, uzlaşmadan uzak karakterini ortaya koyuyor. Elbette Kürt halkı onun kişiliğine ya da uzlaşma niyetine güvenerek girmedi bu sürece ama düşünebiliyor musunuz bir insan kendi ırkına bu kadar düşmanca davranabiliyorsa kendinden olmayanlara nasıl davranacaktır? Kürdistan’da kısa bir süre öncesine kadar yapılan katliamlar da bunu açıkça göstermiyor muydu? Yargının siyasi tutumu, Roboski katliamının üzerinin önce Meclis sonra da mahkemede örtülüyor olması neye işarettir? Başbakan hırsına ve Kasımpaşalılığına yenik düşüyor, milleti yüzde elli diye tanımladığı seçmenlerini sokağa indirmekle tehdit ediyor. Başbakan’ın tam bir diktatör gibi davranıyor olduğu yolunda Türkiye ve dünya medyasında yorumlar art arda yayımlanıyor. Şu unutulmamalı, Hitler de, Mussolini de çoğunluk desteği ile iktidara geldiler ama sonuçta hem ülkelerine ve dünyaya büyük zararlar verdiler hem de kendi sonlarını hazırladılar…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları