• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Dış politika

    Türkiye’nin dış politikasının sık sık tökezlemesinin en temel sebebi dış politikanın evrensel ilkeler ve ülkenin refahı uyarınca değil, daha çok iç politikanın bir devamı olarak belirlenmesidir. Dış politika Türkiye’de daha çok iç politikaya göre şekillendirilmektedir.

    “İç politika” olarak da belirleyici olan ülke insanlarının çıkarı olmuyor çoğunlukla. Dış politikada kullanılan söylemler ya da seçilen çizgi daha çok topluma resmi ideolojiyi empoze etmenin araçlarıdır. Dış politikadan Türkiye siyasetinde anlaşılan  ülke çıkarlarını uluslararası topluluk ya da bölgesel çatışmalarda korumak değil, ülke içindeki halkı yönetmektir.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtler’in statü mücadelesine başka ülkelerin sınırları içinde de olsa yaklaşımı kuruluşundan bu yana hep toplum mühendisliğinin bir parçası olarak biçimlenmiştir.

    Ulus devlet üzerinden coğrafyasındaki tüm halkları tek bir ulusal etnisiteye katma çabası.

    Bu da hem ülkedeki toplumsal barışın hem de demokratikleşmenin önünde engeldir.

    Türkiye’nin resmi ideolojisi Türk – İslam sentezi olarak tanımlanır. AKP iktidarı döneminde, 2011’e kadar bu sentezde İslam unsurunun ağırlığı giderek arttı. Fakat Tarık Ziya Ekinci’nin geçen hafta kendisiyle buluştuğumda söylediği gibi AKP’nin son birkaç yılda aşırı milliyetçilerle ittifaka yönelmesinin etkisiyle tekrar Türk milliyetçiliği unsuru öne çıktı. AKP’yi bu değişeme zorlayan da kendisine karşı muhalefetin yükselişiydi.

    Kutuplaştırma ve taraftarlarını konsolide etme cihetine giden AKP milliyetçi söylemlerin kendisine bunu sağlayacağına kanaat getirdi.

    Hükümetin, Irak Kürt Özerk Bölgesi’nde pazartesi günü yapılan bağımsızlık referandumu etrafında kopardığı fırtına da dış politikayı içeriyi yönetmek için kullanmaktır.

    Referandum kararı alan Barzani ve partisi KDP, daha düne kadar AKP hükümetinin bölgedeki en önemli siyasi ve ekonomik partneriydi. Türkiye’nin siyasal ve ekonomik çıkarları aslında Irak’ta Kürtler’in güçlenmesi ve statü sahibi olması yönündedir. Hele ki bu statü mücadelesi iyi anlaştığı bir siyasi hareketin öncülüğünde oluyorsa.

    Üstelik referandumdan sonra bağımsızlık yolunda atılacak çok adım olacak daha. Yani hemen bugünden yarına bağımsız bir Kürt devleti kurulmayacak Irak topraklarında. Barzani, Irak yönetimi ile müzakerelerde elde edeceği kazanımlar sonrasında süreçte frene de basabilir.

    Ama hayır, gerek hükümet gerekse hükümet yanlısı medya olayı elinden geldiğince köpürtüyor ve mütemadiyen iç kamuoyuna felaket senaryoları sunuyor.

    Oysa ilkeli bir dış politika uygulanması durumunda Türkiye’nin Kürtler’in Irak’taki statü arayışını desteklemesi kendi çıkarınadır.

    Tabii bunun için kendi sınırları içinde toplumsal barışı tesis etmesi ve bunu istikrarlı hale getirmesi gerekir.

    Ülke içinde toplumsal barışın olmaması hükümeti böyle aşırı söylemlere yöneltiyor.
    Ve bu arada milyonlarca yurttaşının ne hissettiğini umursamıyor.

    Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nin asli unsuru olan Kürt halkı kendi hükümetinden sınır ötesi kardeşlerine yönelik saygı ve empati bekliyor.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları