• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Diyarbakır’da Kürdistani Konferans

    HDP, DTK, DBP dışındaki Kürt parti ve hareketlerinin bir kısmı, 6-7 Şubat tarihlerinde Diyarbakır’da toplandı. “Kürdistan’da Savaşın Sonlandırılması ve Siyasi Çözüm Perspektifi” adıyla yapılan konferansı Azadi İnisiyatifi, Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP), Kürdistan Demokrat Partisi–Kuzey (PDK–Bakûr) ve Kürdistani Parti (PAKURD) düzenledi. Düzenleyiciler her ne kadar 6 parti olsa da katılım konusunda HÜDA-PAR dışında geniş bir çevreye çağrı vardı. Bildiğim kadarıyla DBP, HDP ve HAK-PAR davet edilmelerine rağmen konferansa katılmayı uygun bulmamışlar. Konferansı düzenleyenler, partiler dışında da birçok şahsiyeti, STK yöneticisini davet etmişlerdi. Bunlardan davete icabet eden geniş bir kesim vardı.

    Henüz konferans başlamadan, Başbakan Davutoğlu 5 Şubat’ta Mardin’de ‘master planı’nı açıkladı. Konferansın master planın açıklanmasından hemen sonraya denk gelmesi, Başbakan’ın önceki açıklamalarında HDP ve PKK’nin dahil edilmeyeceği, silahlı şiddeti reddeden farklı Kürt partileri, kanaat önderleri ve sivil toplum kurumlarının katılımıyla yeni bir sürecin başlatılacağını açıklaması, gözleri konferansa çevirmişti. Direk sorulmasa da zihin altında saklı kalan bir acaba sorusu vardı: Yoksa Başbakan’ın kastettiği diğer Kürt partileri bunlar mıydı?

    Bunu anlamak için elbet konferansı izlemek, bunun yanı sıra konferans sonucunda açıklanacak bildirgeye bakmak gerekiyordu.

    Bildirgeye geçmeden önce konferansın havasına özetle de olsa değinmek gerekir.

    Çoğu PKK ve HDP’nin politik yaklaşımlarına eleştirel bakan, içlerinden bir kısmı ise silahlı şiddet ve hendekleri acımasızca eleştiren 150 civarındaki katılımcının 100’e yakını farklı STK’lardan temsilciler ile tek tek bireylerden oluşuyordu. 50’ye yakın katılımcı ise ya düzenleyici parti ve hareketlerin üye ve yöneticileri, ya da düzenleyici partilere yakın kurumların yöneticileriydi.

    İlk dikkat çeken noktayı söyleyeyim. Aynı partinin yandaş veya üyesi olarak konferansa katılanlar arasında bile aynı bakış açısı eğemen değildi. Daha basit anlatırsam, aynı partinin bir üyesi hendeklerle birlikte ortaya çıkan çatışmalı ortamdan PKK’yi sorumlu tutarken, bir diğer üyesi esas nedenin konferans sonucuna da yansıyan “”tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak’’ mantalitesi olduğunu söylüyordu.

    Hem tartışmacılar, hem de katılımcıların büyük çoğunluğu her ne kadar PKK’nin şiddet siyasetine eleştirel yaklaşsalar da konferansın ağırlıklı havası daha çok hükümet politikalarının yanlışlığına, daha da ötesi devletin işgalci mantalitesine yönelik sert eleştirilerden oluşuyordu.

    Ortaklaşılan tespitlerin başında Kürt hareketinin silahlı şiddetinin sivil siyaset alanını daralttığına dönük tespitti. Bir diğer nokta ise konferans düzenleyicisi parti ve hareketler ile katılımcıların büyük çoğunluğunun hükümetin içi boş 10 maddelik ‘master planı’na teşne olmayacakları, hükümetin bakış açısının şiddeti büyütmekten öte işe yaramayacağına dönük yaklaşımlarıydı.

    Sonuç bildirgesi konferans bittikten bir gün sonra açıklandı. Bildirgede öncelikle altı çizilen “Türk devletinin izlediği ‘’tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak’ siyasetinin” gelinen noktadaki sorumluluğuydu. Bunu, kentlerde ve kırsalda devam eden çatışmaların bitirilmesi için taraflara yapılan çağrı izledi. Çağrı öncelikle devleteydi. Kürtlere dönük işgalci ve yok edici siyasetin terk edilmesi isteniyordu. PKK’ye ise “silahlı savaşı bir an önce sonlandırma, hendeklari kapatma ve barikatları kaldırma” çağrısı vardı. Yeni anayasa çalışmalarına yönelik tespitler ise geçtiğimiz yıllarda DBP ve HDP’nin önceli partilerin de içinde bulunduğu konferanslarda üzerinde uzlaşılan 4 maddeyi kapsıyordu. Konferans sonuç bildirgesinde uluslar arası güçlere de çağrı vardı.

    Konferans sonuçlandı ama biliyoruz ki, Kürt siyasetinin bir araya gelebileceği kalıcı platformlar oluşturulmadıkça, Kürt halkının haklarının savunuculuğunu yapacak etkin iş birliği konusunda uyum sağlanmadıkça, riskler azalmayacak.

    Şu soruyu sorarak bitirelim: Kürt siyasi hareketlerinin kalıcı ve uyumlu bir ortaklaşmaya gitmelerinin zamanı şimdi değilse ne zaman?


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları