• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Döner etine su basılıyor

     

    Avrupa’da döner ticareti Mc Donalds’la yarışıyor. 1985’de Mc Donalds ürünlerinin nasıl hazırlandığı ve nasıl kötü malzemelerle yapıldığını Günter Wallraff’in “En Alttakiler“ kitabından okuduk. G.Wallraff Türk kimliği ile çalıştığı yerlerde nasıl haksızlığa uğradığını, FPD başkanı Johann Straus’la görüştürülmediğini ama Türkeş‘in adını verdiği an nasıl görüştürüldüğünü bu kitapta detaylı yazmıştı.

    Araştırmacı-yazar G. Wallraff, gerçek kimliğini gizleyerek ve imajını değiştirerek Almanya’nın değişik bölgelerinde Mc Donalds’da işe girdi. Mc Donalds’da çalışan işçilerin aldığı düşük maaşı ortaya çıkarttı.

    Bu örneği neden verdim; Bugün döner kebap işlerinde çalışan Türk işçilerinin yaşadıkları sorunlar 1985’li yıllardan daha da kötü. Çok saat çalıştırılıp az maaş veriliyor ve sigorta primleri de en alt kademeden yatırılıyor. Sömürünün ve haksızlığın dini, dili ve kimliği yok…

    1990’ların başında Avusturya’ya Türkiyeli göçerler akın etti. Viyana’da en çok, ‘Yozgat’ ismi duyulur oldu. Viyana polisi  “Yozgat mı büyük yoksa Türkiye mi büyük? “ diye soruyordu; göçerler bu soruya güldüler hep.

    90’lı yıllar rüşvetin taban yaptığı yıllar oldu. Göçerler çalıştıkları yerde yakınlarını işe aldırmak için sekreterlere, ustabaşılarına ve kısım şeflerine altın künyeler, kolyeler ya da nakit paralar verdiler.

    Viyana’da1990’ların sonu döner büfelerinin patır patır açıldığı dönem oldu.  Çok büyük hava paraları döndü.  Rüşvet soruşturmalarında imzaları olan görevliler işlerinden alındı.

    Ama bunca dönerci müşterilerine sağlıklı hizmet veriyor mu? Hayır! Dönerin etiyle oynanıyor çünkü… Daha fazla kâr için dönere su basılıyor.  Dondurulmuş etin çözülmesiyle dönerin sarılı olduğu folyo açıldığında içinden sular akıyor. Akşama kadar satılmayan döner çöpe değil, dondurucuya konuluyor ve ikinci gün kalan dönerin içine sos basılıyor. Taze olmayan döner, vatandaşa sunuluyor. Etler dondurucuya iki sefer girip çıkıyor. Dondurucuya tekrar giren döner sağlıklı olur mu? Dönerin hazırlanışını ucuz maliyete dönüştürmek için her türlü et kullandıklarını öğreniyoruz.

    Lokantalara kuzu diye koyun satarken buna da “Helal” kesim adı veriyorlar. Dana, kuzu, tavuk nerelerde hangi şartlarda üretiliyor? Avusturyalı hayvan üreticilerden et almayan işletmeler etler Brezilya, Arjantin gibi çok uzak yerlerden şoklanmış etle ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Pilicin 40-50 gün içinde şişirilmesi artık bir sır değil.  Bunların İslami kesim ve usullere göre piyasaya sürüldüğü de bir sır değil. Hazır döneri alan büfeler ve işyerleri vitrinlerine “Helal” yazısı yazıyorlar. Şoklanmış olarak gelen dönerlerin ve fabrikalarda hazırlanan etlerin hangi şartlar altında kesildiğini, içine nelerin karıştırıldığını Alman ve Avusturya gazetelerinde okuduk, televizyonlarda dinledik. Helal kesim diye satılan dönerlerde Domuz etinin bile karıştırıldığını televizyon ve gazetelerden öğrendik

    Döner satıcıları arasında işini hijenik bir ortamda hazırlayan temizliğe önem veren ve insanların sağlığını düşünen işletmeler elbette var. Ama şoklanmış etleri Brezilya’dan ve Arjantin’den çok ucuza getirerek  “Helal kesim” diye satanlar, vicdansızlık ve haksızlık yapmış olmuyorlar mı?

    Küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz ve Avrupa‘da ‘helal kesim’den bahsediyorlar. Hıristiyanlara  ‘gavur’ diyenler  ‘helal kesim’ adı altında insan sağlığına zarar veriyorlar. Dönerin hazırlandığı andan tüketildiği ana kadar geçen tüm süreçlerde insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde korunması için alınması gereken önlem ‘helal kesim’ yazmak değildir herhalde.

    Döner etinin hazırlanışı; çalışan elemanların hijyenik yeterlilikleri ve satışa sunma koşulları gibi tüm yönleriyle ele alınması gerekiyor. Bu sorun bir makale kapsamında çözülecek bir sorun değil elbette. Ben sadece taze olmayan döner etini, vatandaşa “helal kesim” diye sunanların var olduğunu ve göçer işçilere yapılan haksızlığı ifade etmeye çalıştım.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları