Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından düzenlenen Dünya İnsani Zirvesi, İstanbul’da başladı. Küresel insani yardım sisteminin masaya yatırılacağı zirveye 60’a yakın devlet ve hükümet başkanı katıldı. Dünya egemenlerinin temsilcilerinin katıldığı zirveden Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü çekildi. Nedeni ise; bu zirvenin dünyanın en savunmasız insanlarının korunması için hiç bir işe yaramayacağını düşünmeleri. Ayrıca, zirve ile ilgili ‘sırt sıvazlama toplantısı’ şeklinde yorumlar da var.
Türkiye’de yapılan zirvesi’nin açılışında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan konuştu. Erdoğan’ın özel danışmanı AKP Milletvekili Burhan Kuzu’nun ‘vize muafiyeti’ konusunda AB ile yürütülen pazarlıklara dair “Yanlış bir karar verirse mültecileri göndeririz” şeklindeki tehdidine rağmen, mülteci sorununa ilişkin “Büyük bir tehditle karşı karşıya kalan kim olursa olsun kapımızı hiçbir zaman insanlığa kapamayacağız” dedi.
Erdoğan, yine para konusunu gündeme getirerek, “Sığınmacılar için yaptığımız harcamalar 10 milyar doları aşmışken, uluslararası toplumun katkıları 455 milyon dolarda kaldı. Bu zirvenin dönüm noktası olmasını diliyorum” dedi. Erdoğan’ın konuşmasında dikkat çeken noktalardan biri de “Eli kanlı diktatörlerin peşini bırakmayacak, insanlığa karşı suçların cezasız kalmaması için elimizden geleni yapacağız” ifadesini kullandı.
Erdoğan ayrıca, sistem sorununa şöyle dikkat çekti: Birkaç dolarlık sıtma örtülerini dahi ihtiyaç sahiplerine ulaştıramayan, basit aşıları tedarik edemeyen ve bu yüzden çocukların hayatını kaybetmesine seyirci kalan sistemde sorun var demektir. Bizler ancak ortak ilkeler doğrultusunda çalışırsak başarılı olabiliriz”
HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, İstanbul’da açılışı gerçekleştirilen Dünya İnsani Zirvesi’ne katılan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a bir mektup gönderdi. Mektupta, “Böylesi kritik bir zirveye ev sahipliği yapmanın, Erdoğan rejiminin, ulusal ya da uluslararası hukuk önünde hiçbir hesap verebilirlik gözetmeden işlemekte olduğu hak ihlalleri ve insani suçların üzerini örtmeye vesile olma ihtimalinden ciddi bir endişe duymaktayız” ifadelerine yer verildi.
Eş Genel Başkanların mektubunda, zirvenin yakından takip edildiği belirtilerek, “Bu zirve Türkiye’de, demokrasi ve toplumsal barış zemininin otoriter devlet şiddetiyle alaşağı edildiği, ülkenin Kürt bölgesinde çatışma ve insani yıkım boyutlarının gittikçe ağırlaştığı, sınırlarında ise yakın insanlık tarihinin en kitlesel mülteci trajedisine tanıklık ettiğimiz bu dönemde yapılmaktadır” dendi.
Zirvenin, “Tek insanlık, ortak sorumluluk” şiarıyla toplanacağı hatırlatılan mektupta şu ifadeler kullanıldı: “Ekselanslarının İstanbul’da toplayacağı Birinci Dünya İnsanı Zirvesi’nin de en temel ev ödevinin, diğer coğrafyaların yanı sıra, burada, evimizde, yaşanan alarm verici duruma uygun bir pozisyon almak ve bu insanı krizin çözümü için perspektif geliştirmek olduğuna inanıyoruz. Bu ülkenin, temsilcisi olduğumuz halklarının içinde yaşadığı son derece gerçek insanı krizlere karşı tavır almamanız durumunda, yukarıda ayrıntılandırdığımız koşullar altında yaşayanlar, küresel insani gündemin, bir kez daha, jeopolitik ve iktisadi hesaplara feda edildiğine şahitlik etmiş olacaklar ki bu, insanı rejime yönelik güvensizliklerini, hayal kırıklıklarını ve bir başına bırakılmışlık hislerini derinleştirecektir. Son olarak, halklar ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim Suriye, Irak, Türkiye ve Filistin topraklarındaki çapraşık insanı krizlerin, doğrudan devletler arasındaki jeopolitik ve iktisadi hesaplar ve pazarlıkların sonuçları olduğu göz önünde bulundurulduğunda, yerel ölçekli demokratik özerklik ve hesap verebilirliğin, bu insan yapımı insanı krizleri önlemek için merkezi bir ehemmiyete sahip olduğunu dikkatinize sunmak isteriz.”
İngiltere’de yayınlanan Independent gazetesinin yazarlarından Ian Birrell, İnsani Zirvesi’nin geniş katılıma karşın sonuç alınamayan yeni bir toplantıdan öteye geçemeyeceğini yazdı. Yazıda maddeler halinde zirveye tepkilerini şöyle açıkladı:
– İstanbul’da başlayacak olan Birinci Dünya İnsani Zirvesi’nden somut sonuç bekleyenlerin sayısı az.- Sonuçta sayısız konferanslar düzenleyen bir sektörden bahsediyoruz.
– Cesur konuşmalar yapılacak, sırtlar sıvazlanacak ve artık bir klasik haline gelen daha fazla mali kaynak sözleri verilecek.
– Bir de zirveyi düzenleyen BM’nin ikiyüzlülüğünü düşünün. Hâlâ daha 2010’daki Haiti depremi için yapılan yardımların yolsuzluğa kurban gitmesi nedeniyle bir özür bile dilemediler.
– Afrika’daysa BM barış gücü askerleri tecavüz ve çocuk istismarı olaylarına karıştı.
– BM Genel Sekreteri’ne Yemen’i bombalayan Suudilere silah satan ABD ve İngiltere’nin üst düzey siyasileri eşlik edecek.
-Avrupalılarsa bir yandan lideri soykırımla suçlanan Sudan gibi ülkelerle gizli anlaşmalar yaparken, zirvede mültecilere yardımdan bahsedecek.
-Öte yandan AB’nin Türkiye’yle yaptığı göç anlaşması hâlâ birçok grup tarafından insan hakları ihlâli olarak görülüyor.







