Gazetemizi yayına hazırlarken, matbaaya göndermemize birkaç saat kala maalesef ajanslara yine acı bir haber düştü. İstanbul’un en önemli merkezlerinden biri olan Sultanahmet Meydanı’nda Cumhurbaşkanı’nın olaydan birkaç saat kala yaptığı açıklamaya göre Suriye’den gelmiş bir intihar eylemcisi masum insanların kanını döktü.
Zaten öyle bir dönemdeyiz ki, özellikle Kürt kentlerinden bir katliam, sivillere yöenlik bir saldırı haberi gelmeden gün geçmiyor.
Hükümetin de muhalefetin de bunun böyle devam edemeyeceğini görmesi ve bir an önce uzlaşma girişimlerinde bulunması gerekiyor.
Ama bir yandan da ülkede barış isteyenler kriminalize ediliyor ve soruşturmaya uğruyor. Geçen haftasonu Beyaz Show’a bağlanan bir yurttaşın konuşmasında “çocuklar öldürülüyor” demesi iktidar medyası tarafından terör propagandisti olarak nitelenmesine yetti. Yayıncı kuruluş ve yayıncının olay nedeniyle iktidardan özür dilemesi ibretlik bir olaydır.
Pazartesi günü ise Barış İçin Akademisyenler grubu bir bildiri yayınladı ve hemen ardından yine önce iktidar medyasının hedefi oldu.
Peki ne olmalı? Herkes savaş çığırtkanlığı mı yapmalı?
Biz Halkın Nabzı olarak barış gazeteciliğine devam edeceğiz.
Bu haftaki söyleşim de Barış İÇin Akademisyenler bildirisinin imzacılarından Cengiz Aktar.
Haftaya görüşmek üzere.
İshak KARAKAŞ







