Geçtiğimiz hafta Türkiye basın tarihi açısından üzücü bir hafta oldu. Çok sayıda radyo ve televizyon kapatıldı, reji odaları mühürlendi, bazıları da her an kapatılmayı bekliyor.
Maalesef bu çağda hâlâ iletişim yasaklarından medet umuluyor. Oysa bu ülkenin her sorunun çözüm yolu demokrasi ver barıştan geçiyor. Bu haftaki köşe yazımda bu konuya geniş olarak değindim.
Ekim ayındayız. Havalar serinlerken çocuklar, gençler yeni eğitim yılına iyice ısındılar. Yeni ders yılı birçok sorunla başladı. Görevden alınan öğretmenler sorununun kısa ve uzun vadede birçok daha büyük soruna yol açacağını düşünüyoruz. Bir an önce bu hatadan dönülmeli ve insanlar görevlerine iade edilmeli.
İşin ekonomik boyutu da önemli. Bu insanların geçim sıkıntısı ne olacak?
Bu haftaki söyleşimi ANAP eski Genel Başkanı Nesrin Nas ile yaptım. Nesrin Hanım söyleşimizin bir yerinde sosyal sermaye kavramını kullandı. Bu kavram üzerine düşünün lütfen. Türkiye sosyal sermayesine kaybetmemeli. Hep bu ülkenin dinamizminden bahsedilir. Bu dinamizmi sağlayan şey işte bu sosyal sermayedir. İnsanlar birbirine güvenmez oldu. Kutuplaşma toplumsal dokuya çok zarar veriyor.
Bir barış gazetesi olarak Halkın Nabzı her zaman toplumsal barıştan yana olacak. Ancak toplumsal barışla bu sosyal sermaye kurtulur.
Finansal sermaye, ülkenin refahı da ancak böyle sağlanacak.
Savaş sadece insan kaybına değil finans kaybına da yol açıyor.
Üç partinin oylarıyla Meclis’in açıldığı gün yine bir savaş teskeresi kabul edildi.
Bu savaş, bu çatışmalar ülkenin geleceğini ipotek altına alıyor.
Başta Sayın Cumhurbaşkanı ve ülkeyi yönetenlerden bu ülkenin bir yurttaşı ve bir gazetecisi olarak barış talep ediyorum.
Gazetemle.
Haftaya görüşmek üzere.







