Türkiye siyaseti önemli yarılmalara sahne oluyor. Geçen hafta da bunun etkileri görüldü. Hükümet partisi içindeki çalkantılar Ahmet Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınmasıyla su yüzüne çıkarken, yeni genel başkan ve başbakanın kim olacağı tartışmalarında da Saray’ın etkisi açıkça ortadaydı. Ancak ne yeni genel başkan ne de Saray gelişmekte olan parti içi muhalefeti bundan sonra durdurabileceğe benziyor.
Aynı yarılma MHP içinde de görülüyor. Ancak burada da Saray etkili oldu ve Meral Akşener’in başını çektiği muhalefetin olağanüstü kongre yapmasını yargı ve polis eliyle engelledi. Saray Devlet Bahçeli’nin parti içindeki iktidarının kendi yararına olduğunu düşünüyor olmalı.
CHP içinde de bir muhalefet olduğu uzun zamandır biliniyor. Eğer Kılıçdaroğlu ulusalcı saiklerle AKP’nin savaaş konseptine payanda olmayı sürdürürse çok sürmez, o da bölünür.
Türkiye temel sorunlarının çözümünde ayak dirediği sürece siyasetteki bunalımlar bitmeyecek ve statükonun savunucuları siyasetin sahnesini terk etmek zorunda kalacak.
Türkiye toplumu barış ve demokrasi istiyor ve yavaş da olsa gerçek bir muhlefetin çatısı altında toplanıyor.
Halkın Nabzı siyasetin de muhalefetin de Meclis koridorlarına ve salonlarına sıkıştırlılamayacağı tesbitiyle sokakta da muhalefeti izliyor.
Haftaya görüşmek üzere







