Maalesef 2017 çok acı bir olayla başladı. Bir yılın ilk sunuş yazısına “maalesef” diye başlamak zorunda kalmak insanı çok üzüyor.
2017’nin ilk saatlerindeki katliamdan burada söz etmek istemiyorum. Bu haftaki köşe yazımda bu konuyu irdeledim zaten. Diğer köşe yazarlarımız da gazetemizin sayfalarında bu konuyu ele aldılar.
Şimdi toplumsal barışa en fazla ihtiyacımız olan bir dönemdeyiz. Herkes ülkemizdeki toplumsal barışı tesis etmek, sağlamlaştırmak için ne öneride bulunmak istiyorsa bulunmalı ve siyaset de bunun için güvenli ve özgür bir ortam sağlamalı.
Bu olmadığı zaman, insanlar birbirleriyle kavgaya tutuşuyor.
Medya toplumsal barışın sağlanması için çok önemli bir platformdur.
Medya üzerindeki denetim ve sansür, tartışmaların sokağa taşınmasına yol açıyor.
“Tartışma” diyorum çünkü “kavga” demeye dilim varmıyor.
Biz Halkın Nabzı gazetesi olarak toplumsal barışa katkıda bulunmak için elimizden geleni yapmayı sürdüreceğiz.
Bu haftaki söyleşimi şehir plancısı Özcan Biçer ile yaptım. Özcan Biçer ekonominin inşaat üzerinden yürüdüğü bir dönemde gündeme gelen birçok olgu hakkında sorularımı cevapladı.
Halkın Nabzı, yerel meselelerle ülkesel meselelerini aynı sayfalarda yan yana getiren bir yayın çizgisi sürdürüyor.
Çünkü yerel ile ülke gündemi yoğun bir etkileşim içindedir ve demokrasi ve barış yerelde başlayıp ülke sathına yayılır.
2017 her şeye rağmen dilerim ki ülkemize barış, huzur ve refah getiren bir yıl olur.
Biz yurttaşlar bunun için elimizden geleni yapmalıyız.
Toplumsal barıştaki sarsıntılar, ekonomiyi de etkiliyor.
Barış ve huzur olmadan refah olmuyor.
Hepimiz refah içinde yaşamak isteriz, değil mi?
Öyleyse?!!!
Haftaya görüşmek üzere.







