• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Durum
    Durum
    30 Ağustos 2017 10:45
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Bu yazıyı yazdığım gün CHP’nin Gelibolu’da düzenlediği dört günlük Adalet Kurultayı’nın son günüydü. Biz gazetecileri insanlar gündelik hayatta sokakta durdurur ve siyasi gündeme ilişkin sorular sorarlar. Bana da aynısı oluyor. Sabah sahildeki yürüyüşlerimde en çok sorulan soru “Bu kurultaydan bir şey çıkar mı?” oldu son birkaç gün.
    Açıkçası bu soruyu ben de kendime sık sık soruyorum birkaç gündür: “Bu kurultaydan bir şey çıkar mı? Bu kurultay toplumsal muhalefetin genişlemesine, güçlenmesine yarar mı?”

    Maalesef bu sorulara olumlu cevap vermek biraz zor görünüyor. Gerek Kurultay öncesi davetlilerin ve konuşmacıların seçimi ile dizayn edilen muhalefet fotoğrafı, gerekse Kurultay’da ele alınan meselelere çekilen sınır çizgisi CHP’nin toplumsal muhalefetten ya da adalet talebinden anladığının ne kadar güdük olduğunu ortaya koydu.

    7 Haziran 2015 seçimlerinden beri bu ülkede HDP seçmenleri ve Kürt halkı büyük bir mağduriyet yaşıyor, kendilerine düşman hukuku uygulanıyor. Eğer bu ülkede adaletten söz edilecekse, önce bu insanlar için adalet istenmelidir. Ama CHP’nin Adalet Kurultayı’nda bırakınız bu soruna öncelik vermek, açılış konuşmalarında telaffuz bile edilmedi.

    Namlı HDP düşmanlarıyla gıyabında HDP ve Kürt meselesi konuşuldu.

    CHP’nin hasbelkader içinde yer aldığı ‘Hayır’ cephesi ulusalcılık adına dağıtılmak istendi Kurultay boyunca.

    Aslında Adalet Kurultayı’nı bir skandal olarak da niteleyebiliriz.

    Birkaç partilinin içtiği biranın gündeme getirilmesinden bile ürken, korkan ve bu üyelerini hükümet medyasının parçalaması için önlerine atan böyle korkak ve cılız bir ana muhalefet partisinden Türkiye’nin geleceği için bir şeyler beklersek epey zorlanırız.

    Bir bira mevzuunda bile geri adım atmaya ve siyasi rakibinin söylemleriyle konuşmaya hazır bir CHP yarın iktidarın olası demokrasi cephesi çabalarına saldırdığında kendisini nasıl savunabilir ki?

    Resmi ideolojinin peşine takılan popülist politikalara değil, yenilikçi ve cesur çabalara ihtiyacı var bu ülkenin. Bir dönemin devrimcilerinin mücadelesi gibi.

    Bu haftaki söyleşim Dev-Genç eski Genel Sekreteri Abdullah Aksakal ile… Abdullah Aksakal ile geçen hafta kaybettiğimiz, yakın arkadaşı Dev-Genç Genel Başkanı Bülent Uluer’i konuştum.

    Kurban Bayramı’nın barışa vesile olmasını dilerim.

    İyi bayramlar.

    Haftaya görüşmek üzere.


    Yorumlar



    İlgili Haberler