Türkiye yine çok yoğun bir haftayı geride bıraktı. Hafta boyunca en çok konuşulan konu cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı ziyaret oldu. Gezi sürerken gerek cumhurbaşkanının korumalarının gazetecilere ve protestoculara tutumu gerekse cumhurbaşkanının ABD başkanı Barack Obama ile görüşüp, görüşmeyeceği konuşulurken, görüşmenin ardından neler konuşulduğu ve sonrasında Barack Obama’nın yaptığı açıklamalar gündemi işgal etti. Halkın Nabzı olarak Türkiye’nin geleceğine dair bütün umutları başka ülkelerin tutumuna endekslenmesini pekte çözüm yönelik bulmuyoruz. Türkiye kendi sorunlarını öncelikle kendi içinde çözmeye karar vermeli.
Darbe söylentileri ya da Türkiye’nin uluslararası toplulukta prestij kaybı beklentisi demokratik bir açılıma yol açmayacaktır. Halkın Nabzı, barış ve demokrasiden yana tavrını sürdürürken her ikisinin de güçlü bir muhalefet ile mümkün olacağı kanısında. Ancak ülkenin ana muhalefet partisi CHP Türkiye’nin en acil sorunu olan Kürt sorununun çözümü konusunda ulusalcı refleksler dışında bir şey ortaya koyamıyor. Meclis ise hükümet partisinin tutumu nedeniyle etkisiz ve işlevsiz kaldı. Meclis’in bir an önce işler hale getirilmesi gerekiyor. Bu konuda hem HDP’ye hem de CHP’ye önemli görevler düşüyor.
Çatışma süreci ve Kürt sorunundaki çözümsüzlük insan kaybının yanı sıra kültürel değerlerin yıkımına da neden olmakta. Örneğin, Sur’da tarihi çehre büyük bir yıkıma uğradı. Şimdi hükümet kamusallaştırma kararıyla bu yıkımı daha da perçinleyecek adımlar atmaya hazırlanıyor. Bu konuda düşündüklerimi bu haftaki köşe yazımda ele aldım.
Bu haftaki söyleşimi ise eski DTP-BDP milletvekili ve Türkiye’nin en önemli insan hakları mücadelecilerinden Akın Birdal ile yaptım. Akın Birdal ile yeni başlattıkları inisiyatifi ve Türkiye’nin durumunu konuştum.
Bir kez daha barış hemen şimdi diyoruz!
Barış demekten yorulmayacağız!
Haftaya görüşmek üzere.
İshak Karakaş







