Kış yaklaşıyor. Hava soğudu. Gerçi daha pastırma yazı denilen birkaç gün olur ama yine de kışlık giysiler dolaplardan çıktı, evler, işyerleri ısıtılmaya başlandı. Çoluk çocuk gün daha ağarmadan yola düşüyor.
Bu kış milyonlarca insan için zor bir kış olacağa benziyor. Milyonlarca insan bu kışı coğrafyamızda çadırlarda, mülteci kamplarında geçirecek. Savaşın yıkımı asıl kışın belli olacak. Ekonomi savaşın etkisiyle kötüye gidiyor ve bu gidişe dur diyecek bir siyasi söylem de duyulmaz kılınmak isteniyor. Barış söylemlerine en fazla ihtiyaç duyulan bir dönem bu. Bu umutsuz tabloyu değiştirecek tek söylem bu.
Ama Türkiye’yi yönetenler şimdilik savaşı bitirmeye niyetli görünmüyor. Oysa çatışan bütün tarafların acilen silahlarını susturması gerekiyor.
Halkın Nabzı, barış gazeteciliğini ilke edinmiş bir yayın olarak sayfalarında fetih haritalarına yer vermiyor. Bunun yerine barış çabalarına işaret ediyor, sayfalarını barış için mücadele eden insanlara açıyor.
Bu haftaki söyleşim yine bir barış mücadelecisi olan Prof. Dr. Ümit Biçer ile. Barış İçin Akademisyenler grubundan olan Ümit Biçer, bir adli tıp uzmanı.
Biliyorsunuz, ben de Türkiye Barış Vakfı’nın kurucu üyesiyim ve Denetleme Kurulu’ndayım. Barış mücadelesinden vazgeçmeyeceğim.
Geçen Haziran ayında yayımlanan ‘Barışa 100 Adım’ adlı kitabımın matbaada ikinci baskısı yapılıyor. İlk baskısı tükendi. Bu bana ülkemizde barış talebindeki artışı bir kez daha gösterdi.
Yakında barış söyleşilerimi derlediğim kitabım da yayımlanacak, hazırlıkları sürüyor.
Barış için herkes elinden geleni yapmalı.
Haftaya görüşmek üzere.







