Türkiye 15 Temmuz darbe girişiminin etkilerinden kolay kurtulacağa benzemiyor.
Aslında hükümet darbe girişiminin ardından OHAL ilan ederek hasarı büyütmüş oldu.
Şimdi hemen her haber bültenininde operasyonlarda gözaltına alınanlardan, tutuklananlardan bahsediliyor. Rakamlar her geçen gün büyüyor.
Türkiye’nin normalize olmasının uzun sürecek olması demokratları kaygılandırıyor.
Esas korkulması gereken toplumsal barışın tesisisinin hayli zor olacak olması.
Oysa tam da bu süreçte en önemli ihtiyaç toplumsal barış.
Bunu sağlayacak olan da demokrasidir.
Baskı sürdükçe toplumun bir kesimi kendisini adaletsizliğe uğramış hissedecek, ülkenin geleceği ipotek altına girecektir.
Hükümet bir an önce darbecilikle özgürlükleri koruyarak ve demokrasiyi işler hale getirerek mücadele etmenin yolunu bulmalıdır.
Ülkenin bir parçasında ise operasyonlar bütün şiddeti ile devam ediyor.
Oysa 15 Temmuz’a kadar Bölge’de operasyonları yürüten üst düzey askerlerin bir çoğu darbecilikten tutuklandı.
Hükümet ne zaman Kürtler’in yoğun olarak yaşadığı kentlerdeki bu operasyonların askerin iktidardaki payını arttırdığını ve yeni darbelere zemin hazırladığını anlayacak?
Darbelerle mücadelenin yolu ülkenin tamamında sivilleşmeyi sağlamaktan geçiyor. Bunun için de bütün toplumsal kesimlerin taleplerinin önemsenmesi ve yerine getirilmesi gerekiyor.
Yeni anayasa tartışmaları hem Meclis’te hem de sokakta uzlaşı için bir platform olabilir.
Halkın Nabzı olarak bu tartışmaları yakından izleyeceğiz.
Toplumsal barış ve demokrasi için harcanan çabalar gazetemizin öncelikli gündem maddelerindendir.
Bu hafta iki söyleşi yaptım. Biri HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ile, diğeri HDK Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit ile. İki siyasetçiye de kurumlarının faaliyetlerini sordum.
Ağustos’un ilk haftası gazetemiz için önemlidir.
İlk sayımızı 7 Ağustos 2013’te yayımlamıştık. Ben ve arkadaşım Ahmet Tulgar gururlu ve mutluyuz.
Haftaya görüşmek üzere.







