• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Düzen Hâli

                                                   

    Anlaşamıyorduk.

    Her dakika aklımda beliren onu kaybetme korkusu, sağlıklı bir ilişkinin önünü kesmeye yetiyordu. Travmatik görünüşlü davranışlarım, ondan –dünyanın sonu gelse dahi- kopamayacak oluşum, içten içe bana karşı ürkütücü bir yaklaşıma sebebiyet veriyordu.

    O, gayet doğaldı. Sessizdi. Sakindi.

    Yapmacık olan bendim. En küçük hadiselerin içinden kılı kırk yararak kendime sorunlar çıkarıyor, bu sorunları ona bilmece gibi sorup, beyninin kıvrımlarına kadar yaşadığımız anların bende bıraktığı tahribatına tanıklık etmesine uğraşıyordum. İlk zamanlarda bende bıraktığı izlere şahit olurken gözlerini kısarak yeni bir adayı keşfeden kâşif gibi bana önemli bir insan izlenimi veriyordu. Onun nazarında önemli olmanın ağırlığı aşağı yukarı iki üç dakika kadar sürüyor ve ardından saçmalamaya başlıyordum. En mantıklı hâliyle başlayan cümleler, yerini bir ergenin gerçekte var olmayan karın ağrısına bırakıyordu. Yaş kavramında ergenliği atlatmış, sivilceleri patlatmış, dünya yükünü olgunlukla kabullenen yolun yarısına henüz varmamıştık.

    Doğrusu, yaşananların sonucunda bu davranışlarımın onu benden ölümü kabullenecek kadar uzaklaştıracağını düşündürmemişti. Ölmeyi seçmemişti ama ölmeyi istemişti. Bir insanın neden ölümü isteyeceği üzerine o gittikten sonra uzun uzun düşünmeye vaktim vardı. Telefonların çalmadığı, kapının dövülmediği, imbat esintisinin getirdiği nemi vücudumun her bölgesinde hissederken düşündüm. Aynı duyguya kapıldığım sırada onun benden epey uzakta olduğu gerçeğiyle yüzleştim. Tam ölümü istediğim anda onun yaşama arzusu boy göstermişti. Belki bir tutamağı, belki de bir eşi olmak üzereydi. Anımsadığım, artık onun yanımda olmamasıydı.

    Pozitif bir bilim olan sosyolojinin hedef kitlesi toplum, öznesi insandır. Bu anlamda sosyoloji; hem toplumu inceleyen ve değerlendiren, çözümleyen, analiz eden ve gerektiğinde sentezleyen; yeniden yapılandıran bir bilim dalıdır. Kendimi ilk olarak müstesna bir arzuyla sosyolojinin kollarına bırakmıştım. Hakikati ararken en mantıklı seçeneklerin beni aydınlatacağı şüphesiyle binlerce sayfa makale okudum. İçimdeki buhranın çözümü için her fikri ve anlamı reel hayatımda bir tür tedavi yöntemi olarak uygulamaya çalıştım. İlginç deneylere sahne olan bazı anlar hafızamda yer etti. İstemediğim halde vaktinden çok fazla hayatımda kalıp, anı biriktirmeme sebep olan insanlar tanıdım. Birçoğu yukarıda bahsettiğim sosyoloji makalelerinden yola çıkarak uyguladığım deneylerdi.

    Önce, en fütursuz olanıyla yola çıktım. Manasızca sevişmek. Ten ile bir problemim yoktu, oldukça kıllı ve dilimlenmiş göbek kaslarına mensup olmadan da pervasızca birisi veya birileriyle sevişebilirdim. Boy ve kilo oranında sağlık kuruluşlarının “ideal insan” portföyünde yerimi almıştım, bu işin en zahmetsiz deneyi bu olmalıydı. Ve sevişecek birilerini çok kısa sürede bulacağım inancına kapılmıştım. Pekâlâ karşımdaki kişilerin de çok gösterişli vücutları olmayacağı aşikârdı. Dengimi bulduğum ikinci haftada sevişerek bir takım yaşanmışlıklardan kurtulabileceğimi düşündüm. Oysa çok feci yanılmıştım. Hesap etmediğim ayrıntılar devreye girmiş, sevişirken aldığım haz ve tutkularım ilk deneyimde beni ağır bir yenilgiye uğratmıştı. İlk randevuda bırakıp gidene duyulan özlem yön belirlemiş, kıvrımlardan dudak aralığına kadar takıntılarım hafızamla el ele vererek bana küçük sürprizler hazırlamıştı. Deney münasebetiyle oluşan yoğun istek yerini duygusal bir boşluğa, fiziksel olarak hazırlıksız bir duruma yöneltmişti. Bedenim bir taş heykeline dönmüş, sıcak veya soğuk bir his belirtisi olmadan derim kabuk bağlamıştı. İçerideki tüm hasarın dışa vurumu kobay olarak kullandığım kişiyi rahatsız etmemişti. Naif kişiliğim bu takıntılı ruh hâliyle sıkı bir pazarlık konusunda el sıkışmış, bütün kazanımı hafızaya devretmişti. Evet, artık sevişsem bile hafızam her zaman bir adım önde olacaktı. Karşımdaki kişiyi kırmamak adına bu pazarlığa ses etmeden, kobaya dokundum, iki parmağımla onu yokladıktan sonra irkildiğini anımsadım…

    *devam edecek…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları