• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Eğitim devrimi!  
    Eğitim devrimi!   
    8 Kasım 2017 09:26
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

     

    Eğitimi ticarileştirme ve kendi  ideolojisi doğrultusunda şekillendirme çabalarına bir yeni daha eklendi. Adı, “Veli Tercihine Bağlı Serbest Kayıt Sistemi”.  Uzun zamandır açıklanması beklenen TEOG yerine gelen yeni lise sınav sistemi, 5 Kasım Pazar günü Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından tanıtıldı. Sınavın kazanımlarını anlatan Bakan Yılmaz, liselere geçişte kullanılacak yeni sınav sisteminin çoktan seçmeli olacağı ve isteyen öğrencilerin katılımda bulunabileceği bilgisini paylaştı. Nitelikli liselere kayıt yaptırmak istemeyenlerin sınava katılım göstermeme hakkını kullanabileceğini ve evinin yakınındaki “nitelikli/niteliksiz” 5 okulu tercih edebileceğini açıkladı.

     

    Türkiye’de 8 bin 400 okuldan sadece 600 lisenin nitelikli olduğu söyleniyor. İtiraf niteliğinde, geriye kalan okulların niteliksizliği… Sosyal Bilimler Lisesi, Fen Lisesi, Anadolu Lisesi, Meslek Lisesi ve İmam Hatip Liseleri. Bir mahallede veya ilçede bu liselerin hepsinin bulunması nadir. Hatta birçok mahallede veya ilçede bu seçeneklerin yerine beşinin de imam hatip lisesi olma olasılığı çok yüksek. Neden mi?  AKP’nin iktidara geldiği tarihten itibaren “özel ilgi” gören İHL’lere yapılan yatırım son bir yılda % 22 arttı. Özel ilginin katlanarak gideceği de öngürülüyor. Bu demek oluyor ki, beş tercihin beşinin de İmam Hatip Lisesi olma ihtimali daha yüksek. AK Parti hükümetlerinin programında olan,  “En iyi okul, eve en yakın okuldur.”  propagandası, çocuklarımızı İmam Hatip lselerine yönlendirmek dışında amaç taşımadığı açık.

     

    İmam hatiplere giden öğrenci sayısı, %7’ye düştü. İHL’lere ne kadar yatırım yapılırsa yapılsın, vatandaş çocuğunun eğitim alması için doğru yer olmadığı kanısında.  Gerçekte imam hatiplere yönelik ciddi bir talebin olmadığının gayet farkında olan AKP kadroları, çareyi gerek talep yaratmak gerekse tepkileri azaltmak üzere lobi faaliyetlerine ağırlık vermekte arıyorlar. “Beşli Koordinasyon” adı altında,  TÜRGEV mütevelli heyet üyesi sıfatıyla orada bulunan Bilal Erdoğan, İlim Yayma Cemiyeti, Önder, Ensar Vakfı gibi yandaş sermaye kurumların genel başkanları ve çeşitli düzeylerdeki temsilcileri, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri, İSMEP Müdürü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Emlak Yönetimi Daire Başkanı bulunmakta ve toplantı düzenliyorlar. Toplantının en çarpıcı yönlerinden birisi, hiçbir resmi sıfatı olmayan birtakım şahısların, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) üst düzey bürokratlarıymışçasına konuşmaları ve kararlar almalarıdır.

     

    Adrese yerleştirme ile nitelikli 600 okulun etrafında emlak fiyatlarının da artacağı açık. Sınav baskısının ortadan kalkacağını, öğrencilerimizin sosyal sportif etkinlikler için vakit bulabileceklerini, farklı akademik düzeylerde öğrenci geleceğini söyleyen, akademik çeşitlilik sağlamayı amaçlayan yeni sistemin, iktidarın eski sistemlerinde olduğu gibi, altı noksan. Eğitim sistemi ile ilgisi olmayan Bir’i dedi diye,  54 günde temelleri oturtturulmamış bir sistem dayatılıyor. AKP iktidarı ile birlikte temel eğitimden ortaöğretime geçiş sisteminde yapılan değişikliklerin sayısı 7’ye ulaştı. “LGS, OKS olmuş; OKS, SBS olmuş; SBS, SBS’ciklere dönüşmüş; SBS’cikler TEOG’lara; TEOG’lar ise, “Veli Tercihine Bağlı Serbest Kayıt Sistemi”ne…

     

    İnsan Hakları evrensel Bildirgesinde de ‘Her bireyin eğitim görme hakkı vardır’ olarak belirtilmiştir. Ancak bu hak doğarken eşit olsa da zamanla birçok yönden eşitsizlik baş gösterir. Bu eşitsizlikler sosyal yapı, ekonomik düzey, ailenin eğitim durumu, coğrafi farklılıklar, beslenme gibi etkenlerden oluşabilmekte. Türkiye’de bu eşitlik ilkesinin her coğrafi bölge için farklılık gösterdiğini söyleyebiliriz. Hatta bu eşitsizlik aynı bölgedeki farklı okullarda bile hissedilebilmekte. Bu sistem tam da coğrafi bariyerler koyuyor.  Yoksul olan çocuklar, bu bariyerlere mahkûm. Çeşitli yöntemlerle özel okulların teşvik edilmesi, AKP’nin milli eğitim poltikalarının temel taşını meydana getiriyor.

     

    Eğitim insanın bireysel, çevresel ve sosyal yönlerden başarıya ulaşmasında; barış, özgürlük, sosyal adalet ve evrensel bütünlük ideallerine erişmesinde temel araç. Eğitim, insanın bireysel hedeflerine, tüm yetenek ve yaratıcılık potansiyellerinin oluşmasına olanak sağlamakta. Bu nedenle eğitimde bireysel, ulusal ve küresel boyutlarda sürekli bir gelişim ve değişim sağlamak gereklidir. Devlet, eğitim ve öğretimi başta gelen görevi sayarak tüm vatandaşların eşit imkânlar içinde, bilime dayalı, düşündüren, bilinçlendiren nitelikte bir eğitim görmesini sağlamayı amaç edinmeli. Eğitimde fırsat eşitliğini ve eğitimin toplumla bütünleşmesini sağlamak sosyal devletin gereğidir.

     

    Anayasasının 2’nci maddesine göre, “Türkiye Cumhuriyeti… sosyal… bir… devlet”tir. Acaba “sosyal devlet”’in gereğini yerine getiren bir sistem midir?  Bu bağlamda devletin, eğitim faaliyetlerini planlanması ve fırsat eşitliğini sağlamak için gerekli önlemleri alması en önemli görevlerinden. Eğitim hakkının gerçekleştirilememesi, demokrasi ve toplumsal ilerleme, böylece de uluslararası barışa ve güvenliğe zarar verecektir. Bu yüzden, PISA sonuçlarını ve Türkiye’deki öğrencilerin maddi olarak eğitime ulaşma koşullarını belirleyerek bu sistem üzerinde tekrar çalışılmalı.


    Yorumlar



    İlgili Haberler