• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Ekonomik terör

    Günümüz dünyasında terör sadece cihatçı terör ya da emperyalist devletlerin terörü olarak yaşanmıyor. Bunun ekonomik boyutunu düşündüğümüzde birilerini batırmak ya da birilerini kurtarmak için devletin olanaklarını tek taraflı uygulaması, kanunlarını yıldırma amaçlı baskı aracı olarak kullanması da bir terör biçimidir.

    Ekonomik terör Cumhuriyet’le birlikte karşımıza çıkmaktadır. 1924’te Rumların, 1934’te Trakyalı Yahudilerin sürgüne gönderilmesiyle başlayan süreç, Varlık Vergisi uygulamasını hayata geçirmiştir.  Varlık vergisi oranlarını CHP’li Müslüman üyeler belirlemiştir.  Varlık Vergisi Kanunu’na göre kimse yargı organlarına itiraz edemeyecekti. Yükümlüler vergilerini 15 gün içinde nakdi olarak ödemek zorundaydı. Ödemeyenlerin menkul ve gayrimenkullerine haciz konacak ve kendileri de çalışma kampına gönderilecekti. 14 Ocak 1943 tarihli Cumhuriyet gazetesi şöyle bir haber yapıyor:“Milaslı Emin Sağır, kendisine yazılan iki bin lirayı hazırladı. Sonra Allah rızası için iki rekatnamazını kıldı.Parasını ödeyip makbuzunu cebine koyduktan sonra… Vatana, millete ve kahraman Türk ordusuna dualar ederek Maliye’den ayrıldı.”  Varlık Vergisi göç yollarını doğuran sebeplerin başıydı. Azınlıkların göç etmesine neden olan ekonomik bir terör dalgasıydı.Ermeni, Süryani, Rum ve Musevi cemaatine yönelik yıldırma operasyonuydu.

     

    Varlık Vergisi Nazi Almanyası’nın tipik bir kopyasıydı. Hitler Almanyası’nın çalışma kamplarından alınmış bir projeydi. Türkiye, Hitler’e güçlü bir sempatinin etkisindeydi. Başbakan Refik Saydam döneminde Nazi Almanyası’nın isteği ile Anadolu Ajansı’nda çalışan 13 Musevi memurun işine son veriliyordu. Basın da genel havaya uyduruluyordu.  Mesela 1942’de Cumhuriyet gazetesi “İki Yahudi çocuğu Hava Kurumu için toplanan rozet paralarını çaldılar”, “Arkadaşının cebinden para çalan Ermeni hapse mahkum oldu” gibi haberler yapıyordu.  Türk basını Varlık Vergisi’ndeki oranları yetersiz bularak azınlıklara karşı cephe almıştı. Vatan gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yalman 9 Şubat tarihinde “Türkiye’de misafir gibi yaşayan  ve yurda karşı saygı hissi beslemeyen yarım vatandaşların Varlık Vergisi ile kuvvetli bir şekilde ikaz edildiğini” yazdı. Türk basını azınlık halkları için “Nimetlerimizden yararlanıyorlarsa külfeti de paylaşmaları gerekiyor”diye akıl hocalığı yapıyordu.

     

    Varlık Vergisi listelerinde bir milyonun üzerinde vergi ödeyeceklerin başında gayrimüslimler geliyordu. İki milyon lira veren gayrimüslim armatörlerdi. Firmanın sahiplerinden IzakKohen “Vatan madem ki böyle istiyor, böyle olsun” der.  Vehbi Koç’a bu vergi uygulamasında bir milyon verilmesi söylenilir ama Koç, 60 bin lira ile bu işi kapatır.

    Varlık Vergisi Başbakan Şükrü Saraçoğlu, Maliye Bakanı Fuat Ağralı ve Müsteşar Esat Tekeli tarafından hazırlanır. Varlık Vergisi uygulaması azınlıklar için ekonomik bir terördü. Başbakan Şükrü Saraçoğlu TBMM’de yaptığı konuşmada “Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar, bir vicdan ve kültür meselesedir.” der. CHP’li komisyon üyeleri gayrimüslimlere karşı çok acımasızdı.  Vergilendirme işlemlerinde ad ve soyadı gayrimüslim benzerliğinden dolayı  komisyonun azizliğine uğrayan Müslümanlar da olmaktaydı.

    Komisyonun çalışması 15 günde bitiyor ve hemen gazetelerde satış ilanları görülüyordu. Dolayısıyla zamanın darlığından dolayı vergileri ödeyemeyen azınlıkların malları, yok fiyatına satılıyordu. Yüksek miktarda gelen vergiler, satılan mallarla karşılanamadığı için Aşkale çalışma kampına gönderiliyorlardı. (Not: Salkım Hanım’ın Taneleri filminin izlenmesini öneriyorum.)


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları