• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “Elbet hedefimiz ülkeye dönmek”
    “Elbet hedefimiz ülkeye dönmek”
    6 Aralık 2017 13:54
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Fehim Işık’ı, birçok yayın organında düzenli olarak yayımlanan yazılarından, televizyon programlarından tanıyorsunuz. Gazetemize de ilk sayısından bu yana yazıyor. Fehim Işık bir yıldır Almanya’da gazetecilik yapıyor. Celal Başlangıç ile beraber önce bir internet haber sitesi, sonra bir televizyon kurdular. Fehim Işık ile buluştum ve Almanya’daki çalışmalarını ve sürgün hayatını sordum:

     

     

    Bir yıldır Almanya’dasınız ve bir televizyonda hem yöneticisiniz hem de programcı. Neler yapıyorsunuz, çalışmalarınız nasıl gidiyor, bir de sizden dinlesek?

    Esasen Celal Başlangıç ile birlikte Türkiye’de günlük bir gazete çıkarmak için yola çıkmıştık. Bu çabamız 15 Temmuz darbe girişiminden önce başlamıştı. 15 Temmuz sonrasında OHAL ilan edilip bir de AKP tutup kendisi gibi düşünmeyen herkese yönelince, bu gazetenin Türkiye’de yayın yaşamına başlayamayacağı çok belli oldu. Çalışmamıza destek veren iş dünyasından insanlar da haliyle yatırımlarını riske edemeyeceklerini düşündüler. Almanya’ya gelip ne yapabilirizi tartışırken, destek arayışlarımızı sürdürürken bir internet sitesi ile yola devam edebileceğimizi düşündük. Her kesime hitap eden, söyleyecek sözü olan ama barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden yana olan herkese açık bir internet sitesi için çalışmaya başladık. Daha internet sitemiz yayına başlamadan, merkezi Hollanda’da olan Artı Media Vakfı, projemizi televizyon ile genişletmemiz durumunda destek verebileceklerini söylediler. Olumlu geçen görüşmeler sonrasında, birden kendimizi Almanya’da, Artı Gerçek e-gazetenin ve Artı TV’nin çalışmalarını yürütürken bulduk. Bir hedefimiz de 16 Nisan referandumundan önce yayına başlamaktı. Çok hızlı, 5-6 kişilik küçük bir ekiple internet sitesine başladık, 10-12 kişi olunca televizyonun test yayınına başladık. Tabii hakkını vermek gerekir ki televizyon konusunda TV 10 Avrupa’nın bize çok büyük katkıları oldu. Televizyonları KHK ile kapatıldıktan sonra internet yayınını sürdüren TV 10 Avrupa, stüdyolarını, haber merkezini, binasını bize açtı. Bu yadsınamaz bir gazetecilik dayanışmasıydı. Bu dayanışma ile yayınımıza başladık, bir taraftan da destek arayışlarımızı artırarak kendi stüdyolarımızın, haber merkezimizin kuruluşuna başladık. Dönemin de konjonktürel olarak uygun ortam sağlamasıyla şu an hedeflediğimizden de ilerdeyiz. Bu memnuniyet verici. Ancak kalıcı olabilmenin yolu mutlaka kurumsal olarak da güçlenmeyi gerektirir. Şimdi tüm çabamız, yayıncılık ilkelerimizden taviz vermeden kurumsal olarak kalıcı olabilecek mekanizmaları güçlendirmektir.

     

    Yayınlarınız Türkiye’ye yönelik. Siz Almanya’dasınız. Haberin merkezinden uzak olmak sizi nasıl etkiliyor?

    İlk konuştuğumuz, Türkiye’de olmasak da Türkiye’deymişiz gibi yayın yapmak oldu. Bir sürgün yayıncılığı değil tam aksine içerden yayıncılık yapıyormuşuz gibi davranma kararımız, inanıyorum ki en önemli kararımız oldu. Bu durum iki yönüyle önemli. İlki, koşullar uygun olmadığı için Türkiye dışında yayına başladık. Eğer Türkiye’den koparsak arzuladığımız yayıncılığı yapamaz, yayın ilkelerimizi deforme ederdik. İkincisi, çözüm istiyorsak, barış ve demokrasiden yana isek kendimizi Türkiye’den koparmamalı ve Türkiye halklarına hitap etmeliydik. Bunun, birebir bağlı olmasak bile Türkiye yasaları açısından da bize önemsenmesi gereken sorumluluklar veriyordu. Düşünceyi özgürce ifade etme, haberi özgürce izleyene, okura ulaştırma dışında her yaklaşımda kendimizi Türkiye’deymiş gibi şartlandırdık. Bu Türkiye’deki okurun ve izleyicinin de, Türkiye’den bize katkı sunanların da güvenini artırdı. Haberin merkezinden uzak olmaya gelince. O kanaatte değilim. Günümüz teknolojisi bizi her halükarda haberin merkezine koyuyor. Ayrıca zaman içinde bizimle çalışan meslektaşlarımızın da sayısı arttı. Bu da bizi habere daha çok yaklaştırdı. Elbet abonesi olduğumuz ajansların da bu konuda bize sunduğu ciddi katkılar var. Mesele habere nasıl ulaşıldığı değil, haberin nasıl işlendiği. Biz haberi diğerlerinden farklı, haber gibi işliyor, yorumunun da özgürce yapılmasını savunuyoruz. Gerisini değerlendirmek okurun, izleyicinin takdiridir.

     

    Bir diaspora televizyonu değil de herhangi bir Türkiye televizyonu olmayı başardınız mı? Bunun için neler yapıyorsunuz?

    Diaspora televizyonu değiliz. Yayınlarımızın neredeyse yüzde 95’i Türkiye’nin gündemidir. Bu yönüyle bir Türkiye televizyonu, Türkiye e-gazetesi olmak için yola çıkmıştık, o amacımız devam ediyor. Başarıp başarmama konusunda henüz erken. Çok mesafe aldık. Çok daha uzun zaman alacak bir çabayı çok daha kısa zamanda tamamladık. Ancak çabamız bitmiş değil. Asıl başarımız, yayıncılığımızı tamamen Türkiye’ye taşımak olacaktır. Herkesin yayıncılık faaliyetlerini özgürce sürdürdüğü bir ortamda biz de gazetecilik, yayıncılık hedeflerimizi Türkiye’de yaşama geçirmek için çabalıyoruz.

     

     

     

    ishak-fehim ışık iç foto

     

     

    Artı TV’nin yayın politikasını nasıl tanımlarsınız?

     

    Bu sorunun yanıtını çalışmaya başladığımızda tamamlamıştık. Tek başına Artı TV için değil, gazetecilik faaliyetlerimiz açısından bu değerlendirmeyi yapmıştık. Genel Yayın Yönetmenimiz Celal Başlangıç, tümümüz adına bunu Artı Gerçek’in ilk yayına başladığı gün yayınladı. Orada, haber ve yorum ağırlıklı yayıncılığımızın temel niteliğinin demokrasiyi, barışı, özgürlükleri ve kamu çıkarlarını savunmak; savaşa, şiddete, tek adam yönetimine karşı çıkmak olduğu yazılıydı. Bu temel ilkemizdir. Elbet gazeteciliğin, haberciliğin doğası gereği kuşkucu, sorgulayıcı ve eleştirel bir meslek olduğunu biliyoruz. Bu nedenle kendimizi siyasi, ideolojik, ekonomik, askeri, kültürel tüm iktidar odaklarına eşit uzaklıkta konumlandırdık. Kimsenin sözcüsü olmayacağız. Ancak demokrasi, barış, özgürlük talep eden tüm kesimlerin, bütün mağdurların ve sessizlerin sesi olmaya çalışacağız. Evet, sadece gazetecilik yapacağız. Kimseyi kayırmadan, kimseden çekinmeden. Tek uğraşımız, okura, izleyiciye gerçekleri aktarmak, olguların arkasındaki farklı değerlendirmeleri iletmek olacak. Önce gerçeğe karşı sorumluyuz. Sonra gazetecilik meslek ilkelerine karşı sorumluyuz. Nihayet okurlarımıza karşı sorumluyuz. Yayın ve haber politikalarımızda da bazı yaklaşımlarımız var. Kimseyi ötekileştirmeden, kimseye hakaret etmeden, kadın ve çocuk haklarına saygı göstererek, gerçeği eğmeden bükmeden, abartmadan küçümsemeden aktarmayı amaçlıyoruz. Türkiye’den yayın yapmak bizim için önemliydi. Bu nedenle Türkiye’deki mevcut hukuksuzluğa rağmen, bir zorunluluğumuz olmadığı halde evrensel hukuka, Ankara’nın imzalayıp onayladığı uluslar arası anlaşmalara, Anayasa’ya ve usulüne uygun bir şekilde çıkarılan yasalara uymayı görev bildik. Gerçek ile yasa çeliştiğinde, mesleğimiz gereği gerçekten yana olacağımızı da ilan ettik. Elbet Almanya’da yayın yaptığımız için bu ülkenin de yasalarını önemsiyoruz.

     

    Bugünkü hükümete muhalif olmak, ekranlarınızı açmak için tek kriter mi? Demokrasi mücadelesinin ve basın özgürlüğünün Türkiye’de hep uzağında durmuş isimlere de yer verdiniz ve bu Türkiye’de hayli tartışıldı. Bu konuda ne dersiniz?

    Bize nedense hep AKP muhalifi dendi. Bunu zaman zaman Alman basınında da gördük. Bizimle söyleşilerde ağırlıkla ‘AKP muhalifi bir grup’ olarak tarif ettiler. Tam aksine, ne hükümet, ne de AKP muhalifiyiz. Ekranlarımıza çıkmak için hükümet muhalifi olma diye bir kriterimiz yok. Zaman zaman izleyicilerimizden olumsuz tepkiler alsak da hükümet haberlerini de, tüm partilerin grup konuşmalarını da olduğu gibi veriyoruz. Türkiye’deki televizyonlardan farkımız, onların vermediğini de vermemizdir. Bizde, toplumun ötekileştirilen, dışlanan tüm kesimleri vardır. Yayıncılık kriterlerine uyduğu sürece herkesin ekranlarımızda yeri var. Biz gelişmeyi olduğu gibi verelim, yorumunu özgürce aktaralım, doğru gazeteciliğin nasıl yapıldığını gösterelim, gerisine okur ve izleyici karar versin. Demokrasi mücadelesinin, basın özgürlüğünün uzağında durmuş isimlere yer verdiğimizi söyleyerek kimi kastettiğinizi bilmiyorum. Ancak sürekli yorumcularımız ve yazarlarımızda aradığımız kriter AKP muhalifi olması değil, özgürlüklerden, demokrasiden ve barıştan yana olmasıdır. Bunu savunmayanlara yer verme gibi bir anlayışımız yok. Bir şeylere karşı olmamız noktasında da bir iki kelam etmek isterim. Biz AKP karşıtı değil, tek adam zihniyetine karşıyız. Ülkeyi hukuk dışılığa götüren, büyük bir felakete iten anti demokratik, baskıcı, otoriter tutuma karşıyız. Biz sorunları diyalog ve uzlaşı ile çözme yerine şiddet kullanarak çözeceğine inanan faşizan anlayışa karşıyız. Bu karşıtlığımız sadece AKP veya hükümet muhalifliği ile açıklanamaz.

     

    Sürgünde olmak sizi duygusal olarak nasıl etkiliyor? Hayatınızda neler değişti?

    Doğrusu, iş ortamı nedeniyle bir yabancılık hissetmiyorum. Sadece sabah işe gidip akşam eve dönerken bindiğim toplu taşıma aracında Almanya’da olduğumu hissediyorum. Gün boyunca ülkedeki haberlerin, gelişmelerin içinde olmak, birlikte çalıştığımız tüm arkadaşlarla diyalogu bu noktada sürdürmek elbet duygusal olarak yardımcımız oluyor. Her şeye rağmen özgürlük, barış ve demokrasi için mücadele etmenin bize kattığı bir direnç de var. Tabii bu, ülkeye dönmek istemediğimiz anlamına gelmiyor. Elbet hedefimiz ülkeye dönmek ve işe gidip gelirken de kendimizi başka bir yerde hissetmemek istiyoruz.

     

    IMG-20171204-WA0014

     

     

     

    Artı TV’de bundan sonraki hedefleriniz nedir?

    En önemli hedefimiz yayıncılığımızı Türkiye’de, bıraktığımız yerden devam ettirmektir. Bunun için bir tek bize değil toplumun tüm kesimlerine, gidişattan rahatsız olan herkese görev düşüyor.

     

    Türkiye’deki gazetecilere nasıl bir mesaj göndermek istersiniz?

    Türkiye’de mesleğin onurunu ayakta tutan bir kısmı cezaevinde olan binlerce meslektaşımız var. Doğrusu onların varlığı bizim gücümüz, onların cesareti bizim inancımızdır. Onlara mesaj vermek yerine onlardan mesaj aldığımızı, almak istediğimizi belirtmek istiyorum. Türkiye’de işini layıkıyla yapan tüm meslektaşlarımızın, tüm onurlu gazetecilerin yüreğinden öpüyorum. İyi ki varlar…


    Yorumlar



    İlgili Haberler