• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “En büyük düşman korkudur”
    “En büyük düşman korkudur”
    25 Ekim 2017 15:08
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

     Barbaros Şansal her ne kadar kendisini uzun bir zaman ‘terzi yamağı’ olarak tanımlamış olsa da, o Türkiye podyumlarında kendi alanında art arda devrimler yapmış, ürettiklerinin tüketicisi olan burjuvaları şoke etmiştir.

    Ama elbette Barbaros Şansal podyumlarda devrim yapmakla yetinecek birisi değildi. Bunun işaretlerini de zaten moda endüstrisindeki şok tedavileriyle gösteriyordu.

    Barbaros Şansal gözünü budaktan esirgemeyen bir devrimci muhalif olarak defalarca linç eylemlerinin hedefi oldu ama yılmadı ve mücadelesini sürdürüyor. Barbaros Şansal ile buluştum ve merak ettiklerimi sordum:

    20171023_174020_001

    Barbaros Şansal kendisini ve muhalefet gerekçelerini okurlarımıza nasıl anlatır, tarif eder?

    Bireyin kendisini anlatması genellikle doğru olmayan veriler üzerine inşa edilir, ( 60 yıllık ömrümde birkaç kişi hariç hemen hemen herkes böyleydi) bir diğer değişle insanlar, aynaya bakarcasına, parmağının arkasına saklanarak olmak istediklerini ya da görünmek istedikleri kimlikleri anlatırlar. Ben ise 50 yıllık meslek hayatımda o aynayı insanların önüne koyarak saklamaya çalıştığım kamburlarını donanıma dönüştürmeye çalışan biri olmaya mücadele verenlerdenim.Yani kamburumu bilenlerdenim. Krala yaslanıp sonunda devrilmek yerine kral çıplak diyenlerdenim, neticede Terzi Yamağıyım ve kostümle insanları değiştirmek mesleğim. Hal bu o olunca da hayatımın OHAL’de olması ve muhalif olmam çok doğal değil mi? Hem çevre hem de mesleğim gereği uluslararası ve varlıklı bir yaşam biçimim olmasına rağmen yerel referanslarımdan asla uzaklaşmadım ( uzaklaşamadım). İmkanım olmadığından değil içimden gelmediğinden. Aslında farkındalığım ilkokul yıllarıma dayanır. Sıra arkadaşıma inanıp kokulu silgimi sakız zannedip yediğimde gerçekle karşılaşmıştım. Söylenen ve gösterilenin değil, koku, doku ve tadın asıl silahlar olduğunu anlamıştım, sadece bu üç unsur bir araya geldiğinde gerçek onaylanıyordu ve bu beni kendim de dahil olmak üzere karşı olmaya yönlendiriyordu. Zaten kimlik nasıl durulduğuydu. Bu da o kadar doğruydu ki bugüne kadar kimse bana “dik dur eğilme” diyemedi .

     

    Aslında çok rahat bir burjuva hayatı sürdürüyordunuz. Bu hayatınızı riske etme süreci nasıl gelişti?

    7 yaşımda, yaz tatillerinde ninemin yanında harçlık kazanırken mesleğe başalamış biriydim. Mesleğim hep en büyük eğitimim oldu. Serbest Meslek adlı saçma sapan bir kavramı olan bu ülkede hem de! Baktım ki, sermaye kendi modasınının bedelini öderken bahşişini siyasete vererek emanet giysiyle iktidarı yaratıp sonra da terzisine iftira atıp, artan kumaştan çocuğuna yelek dikmiştir diye hırsızlığını örtüyor. Bir de baktım ki yaldızlı diplomalı rektörler alafranga helaya hala alaturka tünüyor: Yine baktım ki monarşisini kovmuş, ganimete boğulmuş, ekaliyetini sürerek ulus (!) yaratayım derken ümmet-i millete düşmüş ve en sonunda elinde geçmişi kalmadığından asalet satın almaya kalkarken emperyalizmin eline düşmüş; daha da derine baktığımda ise borç yiğidin kamçısı diyerek kredi kartına taksitle üşüşmüş bir kakafoninin içinde sindiriliyorum. Dedim “dur”, hayatımda kimlerin ve nelerin kalacağını hesaplayarak çürüyeceğime kimlerin ve nelerin çıkması gerektiğini tespit ederek özgürleşmeliyim . Eşya bekçisi yaşayıp sosyetik cenazelerle gömülmemeliyim .

    Açıklamalarınız nedeniyle defalarca saldırıya uğradınız. Cesur biri misinizdir?

    28/12/ 2012, İBB kamyonunun paravan yapıldığı organize ağır darp. İnönü caddesi, Taksim ( hala faili meçhul ). Ağustos 2013, Habibler taşocaklarına götürülüp sorgulanmam ( EGM “suç uydurdu” dedi ve dava açtı, beraat ettim). 2 ocak 2017 Atatürk Uluslararası Havalimanı’nda TCK 216 bahanesi ile Cumhurbaşkınlığı’nın müdahil olduğu bir operasyonla Kuzey Kıbrıs’tan getirtilip göz altındayken devletin görevlilerince organize bir şekilde linçe maruz kalıp tutuklanıp Silivri’de hücreye atılmam (beraat ettim). Ancak savcılığın hazırladığı linç failleri ile ilgili iddianameyi mahkeme hala kabul etmedi. DHMİ soruşturması ortada yok. Havalimanı polisleri için de soruşturma açılmasına Vali Vasip Şahin izin vermiyor! AİHM kararlarına aykırı bir şekilde TCK 301’den Adalet Bakanlığı’nın izniyle ertelenmiş bir 6 ay 20 gün ceza verildi .Onu da yüksek mahkemeye yönlendirip itiraz ettim. Bu iktidar “301’i kaldıracağız” demişti. Orhan Pamuk da yargılandı aynı maddeden, Nobel aldı, Hırant dink de yargılandı, kaldırımda delik ayakkabı toplum hafızasına kazındı. Ben de artık Holywood’dan Oscar alırım. Bunlar son yıllarda olanlar! Hele geçmişe gidersek saymakla bitmez. Selimeyeler (1980),  Sansaryanlar (1978)  Şeyhzadebaşı (1975) nezaretler…. Bu toprakların nobran ve hoyrat devletinin hukuk tanımaz tutumları. Ama cesur değil korkusuz biriyim. Çünkü en büyük düşman korkudur. Korkuları en tehlikeli silah olarak kullanıp en acımasız düşmana dönüşür. Korku katildir.

    20171023_174133

    Kıbrıs’tan çıkarılışınızın yasa dışı olduğunu söylediniz.Bu konuda bir hukuki süreç işliyor mu?

    Ocak 2017’de derhal Lefkoşa İdare Mahkemesinde KKTC hükümeti aleyhine açtığım hukuksuzluk davası devam ediyor. Bakanlar kurulu kararı olmadan, yasadışı bir şekilde mülki amirin evinden siyasi polis ile alınıp derdest edildim, şahsi eşyalarıma ve iletişim araçlarıma el konuldu,  avukat hakkım engellendi. Nereye gitmek istedğim bile sorulmadı, can güvenliğimin olmadığını söylediğim halde polis nezareti ile uçağa konuldum, Anadolu Ajansı uçuş bilgilerimi yayınladı. Hatta Aktim adlı hackerlar cep telefonlarımı bile. O uçuşun bileti kendi tarafımdan ödenmişti ve çok önceden alınan tarifeli seferdi. KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün, İçişleri Bakanı Kutlu Evren’in haberi yok muydu? Savcılık savunma dosyalayamıyor. Hükümetin avukat tayinini aylardır cevap vermedikleri gerekçesi ile yargıç artık kabul etmiyor.Yakında sonuçlanacak ve AİHM’ye taşınacak. Ayrıca ağır tazminat ve ceza davalarını da açacağım. Unutmayın KKTC hukuku TC hukukundan 50 yıl ileridedir . Çünkü Anglo Sakson emsal hukukudur ! Siyaset müdahele etmez.Yüksek mahkeme dahil kadın yargıçlar ağırlıklıdır.

    Bugün Türkiye’ye baktığınızda demokrasi ve barış umudunu nerede görüyorsunuz?

    Hukukun olmadığı bir yerde demokrasiden bahsedilemez. Eve,t cürüm kötüdür ama adaletszlik cürümden beterdir. Olaya aslında sadece Türkiye olarak bakmamak gerekir, neticede bu yarımadanın eski adı Atol! yani uzanmış el. Sümerler, Hititler’den tutun da Helenler, Romalılar ve Bizans’a, Barbarlar’dan Osmanlılar’a,  sürekli birilerinin birlerinin birikimlerine çöktüğü, insan kanına doymayan topraklar. Ama bu barışın imkansız olduğu anlamına gelmiyor. Demokrasi kutuplaştırıcı ve bölücü bir dil yerine barıştırıcı ve kaynaştırıcı uslup kullanmadığında sonuç katliam oluyor. Şimdilik barış çok uzaklarda, uzatılan eller kırılıyor, konuşan susturuluyor. Düşünce ve ifade özgürlüğü ile vücut bütünlüğünün sağlanmasının garantileri olmadıkça daha çok savaş tamtamları çalıyor. O zaman gulu gulu dansı herkesi afyonluyor !

    CHP’nin ana muhalefet partisi olarak görevlerini yerine getirdiği kanaatinde misiniz?

    Ana muhalefet partisi HDP değil miydi? Meclisin 3. büyük partisiydi hani?  Yoksa yeni muhalafet Saadet Partisi mi? Yok eskiden Süleyman Soylu’ydu , pardon bir de Meral Akşener var. Bence herşey gün gibi ortada ve muhalefet edecek çok az şey kaldı. Kadılık gelince başlayacak herkes o işe …

    Şansal

    Sizin de yakından tanıdığınız burjuva sınıfı sorumluluklarını yerine getiriyor mu?

    Yürümeyen arabalar ve yürüyen çamaşır makinları yaparak zengin olanlar mı? Yoksa yabancı sermayenin muhasebeciliğine ortak olup komisyon alarak asilleşenler mi? Aranjman popçuları? Kaleminden irin, meni ya da  kan damlayan gazeteciler? Ya da şöyle diyelim, ganimet ve yağma ile mal mülk sahibi olanlar mı? Medya maymunları mı? Hangi burjuva? Devlet ihalelerini kovalayan vekiller ve müfettişler? Liderlik sultası altında seçtirilmişler? 1980 sonrası çakma burjuvası da bitti bu toprakların. Benim içinde yaşadığım sınıf zengin olma özelliği dışında az bile olsa nitelikliler azınlığından ibaretti. Onlar da bu topraklarda, yemek yemeyi ve servisi Rumlar’dan, nezaketi Ermeniler’den, hoşgörüyü Hanefiler’den ve Aleviler’den, ticareti Yahudiler’den ve eğlenmeyi Romanlar’dan harmanlardı. Şimdi ise deforme bir arabesk çöplüğüne dönüştürülüyor….

    HDP’nin 5’nci yıl şölenine katılmanız nasıl karşılandı? HDP’ye yaklaşımınız nedir?

    Özellikle gitttim, her partiden dostlarım var, farklılık ve çeşitlilik zenginlik ve berekettir. “Öteki” dediğimiz müddetçe beriki ilan ediliriz. Diyalog, empati ve tanıma tüm canlılar için ahenk, denge ve uyumun temeli. Mecazi anlamda düşündüğünüz dilde sevişebilmeniz için düşmanınızın dilinde savaşabilmelisiniz. Salonda ülke bayrağı olmaması düşündürdü beni. Hoş hiç bir partinin toplantılarında olması gerektiğine de inanalardan değilim. Tarih yazılmaz okunur ve yorumlanır. Bayraklar değişir ama sonunda direk her zaman mızraklaşır!

    Mesleğinizin zirvesindeydiniz. Bundan sonra moda sektöründe neler yapacaksınız?

    Mesleği bıraktım ben. Bana ihtiyaç yok artık, memleket ya soyunuyor  ya da örtünüyor.Yani dikilecek tarafı pek kalmadı. Moda sekterü ise merdiven altı, sigortasız sendikasız bir polyester çöplüğü, fikir hırsızlığı iktidarı. Hayatında defile bile yapmamış bavul tüccarları ve muhabbet tellaları modacı diye adlandırılıyor. _cı lı –cu lu işler meslek olmuyor. Terzi Yamağı kapattı o defteri… Şimdi hayata yeni modeller biçme zamanı. Katinanın makasıyla değil ama düz iğliğine cırarak ….

    20171023_174155

     


    Yorumlar



    İlgili Haberler