• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Eyüp Burç: İMC TV haber yapıyor, başka bir şey yapmıyor
    Eyüp Burç: İMC TV haber yapıyor, başka bir şey yapmıyor
    2 Mart 2016 11:57
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    “İMC  haber yapıyor, başka bir şey yapmıyor”

     Beş yıldır Türkiye’de haberciliği barış gazeteciliği çizgisinde sürdürmeyi başaran İMC televizyonu, son dönemde çatışma bölgelerinde yaptığı haberlerle daha da görünür oldu. Ancak geçen hafta kanal savcılığın tavsiyesiyle TürkSat’tan çıkarıldı ve ekranı karartıldı. Her ne kadar kanal yöneticilerinin pratik refleksiyle kısa bir süre sonra Hotbird üzerinden yayına devam etse de, kanalı TürkSat üzerinden izleyen özellikle Batı kentlerindeki seyircisinin bir kısmını kaybetti. İMC genel koordinatörü deneyimli televizyoncu Eyüp Burç ile buluşup hem karartma sürecini hem de bundan sonra yapacaklarını konuştum:

    Televizyonunuz kısa bir aradan sonra Hotbird üzerinden yayına yeniden başladı. Çok sayıda insan sizi ziyarete geliyor, söyleşi istiyor, yoğunluk içindesiniz.

    Bu yoğunluğunuzda söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

    Ben teşekkür ederim.

    Televizyonunuzun kapatılma sürecini bize özetler misiniz?

    7 Haziran’dan sonra sistematik bir kıskaç harekatı bize başlatıldı. Dört ayaklı bir kıskaç vardı; bir mali ayakta soruşturma vardı, incelemeler daha doğrusu, soruşturmalar başlatıldı. Şey duyduk; Ankara Cumhuriyet Başsavcısı sözüm ona terörle mücadele kapsamında bir soruşturma, bir gizli soruşturma yürütüyordu, duyduk. Bir de tabii yayınlarımızda sıkı bir RTÜK denetimi başladı. Neredeyse her hafta RTÜK Üst Kurulu’na bizimle ilgili raporlar sunuldu ve birçoğu da bize ağır cezalarla geri geldi. Bir diğer kolda, dördüncü kolda medya ayağıyla üzerimize geldiler, özellikle Sabah grubu, önemli olan o, diğerleri zaten işin şey tarafı. Onlar da bizi itibarsızlaştırmak, itibarımızı bozmak, bizi kriminalize etmek gibi bir işle kamuoyu oluşturma çabasına giriştiler bize karşı. Bu dört kolun eş güdümlü ve tek merkezden yürütüldüğünü gördük. Yani bu dört ayak üzerinden bize bir kıskaç ve yayınımızı engelleme süreci başlatıldı sonra işte RTÜK üzerinden bunu yapmak istediler çünkü herhalde farkettiler ki RTÜK süreci prosedürel olarak uzun bir süreç, uzun süren bir süreç, lisans iptali öyle kolay olmuyor, nihayetinde orada, üst kurulda HDP’li, CHP’li temsilciler var, onun yerine bu kadar hızlı bir şey beklemiyorduk, yani RTÜK’ten gelecek böyle bir beklentimiz vardı ama çöktürme planı içine İMC’yi de almışlardı bu similasyon hikayesi ile ilgili ama bu kadar hızlı bir şekilde bir şey vardı, ya cemaat televizyonları gibi kayyum atayacaklardı buraya hukuksuz bir şekilde ya da RTÜK’ten lisans iptaline gideceklerdi. Bu ikisinin dışında TürkSat’tan, yayından düşürülmüş olmamız ilginç ve hızlı bir şekilde oldu bu çünkü bir ay önce TürkSat ile biz yayın sözleşmemizi uzatmıştık bir yıl daha ve bir ay sonra TürkSat bunu feshetti.

    Bunun bir cezai müeyyidesi yok mu?

    Şöyle bir şey, TürkSat’ın böyle bir hakkı yok. Biz ticari bir anlaşma yapmışız, taraflardan biri, partnerlerden biri bir sözleşmeyi tek taraflı bitirebilir, bu sözleşme şartnamesinde var bu ama bunu da prosedürel bir şekilde yapması lazım. Bir ay önceden haber vermesi lazım, bir gerekçe sunması lazım. Bu normal şartlarda, doğal şartlarda sürmesi lazım ama biz biliyoruz ki TürkSat bu alanın tek monopolüdür yani beni attığı zaman nereye gideceğim? Yani serbest piyasada bunun alternatifi falan yok ki. Bu bir kamu kuruluşu dolayısıyla monopol bir şirket olmasından kaynaklı daha çok sorumlulukları var. Öyle kolay kolay bir yayıncı kuruluşu keyfi istediği zaman seni atıyorum, seninle çalışmak sitemiyorum, sanane diyecek durumda değil. Eh ne oldu? Bir ay önce bize şey dediler, bize bir yazı geldi, demek ki RTÜK’te uzun süreceğini farkettiler, mali incelemelerde bir şey görmediler, yani ilk incelemelerinde, birileri nedense hemen bunu susturun dediler, sinirlerini bozmuş birilerinin herhalde, bir ay önce TürkSat bize bir yazı gönderdi…

    Kısacası hukuksuz biçimde kapatıldı.

    Bizi dört gün sonra kapatacağını söyledi TürkSat, sözleşmeyi yenilemiyoruz diye. Gittik dedik; ne demek ya, bir sorun mu var? Yok ama bize yukarıdan baskı var dediler, uzatmamamızı istiyorlar. Biz dedik; adres siz değilsiniz ki, RTÜK var, siz içerikle ilgilenmiyorsunuz, RTÜK denen bir şey varsa RTÜK size bildirir siz de yayınınızı düşürürsünüz, siz ayrı bir şirketsiniz. Dediler; doğrudur ve bir yıl daha uzattılar, bir ay önce. Herhalde birileri karıştırırken televizyon kanallarını bakmış hala biz yayındayız, hani bunu kapatacaktınız, TürkSat’a büyük ihtimalle fırça çekmişler uzattınız diye, onlarda şey demiştir büyük ihtimalle; bir dayanak yok ki, biz nasıl feshedeceğiz? Hemen bu komik dayanakları oluşturdular cumhuriyet savcısı üzerinden. Bir, cumhuriyet savcısının böyle bir yetkisi yok, TürkSat’a şunu çıkar, şunu indir, şunu kaldır gibi şeyler deme yetkisi yok. Rica etmesi ise görev suistimalidir. Diyorlar ya, RTÜK’e tavsiyede bulunmuş, Numan Kurtulmuş diyor. Tavsiye makamımıdır savcılık, savcılık iddia makamıdır, karar mahkemedir, bir kere savcının yaptığı yetki gaspıdır. İkinci bir yetki gaspı daha yapmış savcı, öyle bir yetkisi yok, ikinci bir şey de zaten yetkili kurum anayasal bir kurum olan RTÜK’tür, kendini RTÜK’ün de yerine koymuş ve RTÜK’ü bay-passlayarak anayasal bir suç işlemiş savcı. Bizim hukukçular bütün bunlarla ilgili suç duyurusunda bulunuyor, peşini bırakmayacağız. Bir diğer taraftan da bilirkişi dedikleri bir şey var, komedi yani, neymiş, bilirkişi tespit etmiş. Bilirkişinin işi tespit etmek midir, fikir sunmak mıdır, bir işin ne olduğunu söylemek midir? Karar ve tespit mahkeme üzerinden yapılır, karar organı mahkemedir, bilirkişi değil ki. Bilirkişi uzmanlık alanına dahil olan fikrini söyler. Neymiş? Biz terör propagandası yapmışız. İki buçuk sayfalık bir bilirkişi raporu var, iki buçuk sayfanın iki sayfası terör tanımları ile ilgilidir, ilkokul beşinci sınıf ödevi olamaz biliyor musunuz? Gerçekten olamaz. Yarım sayfasında İMC terör örgütü lideri Murat Karayılan ile röportaj yapmıştır. Müzakere döneminde yahu herkes yaptı o dönemde, biz de yaptık. Müzakere yaptığınız bir kesimin insanıyla yaptık. O gün suç olmayan bir şey yıllar sonra önümüze suç olarak çıkartılıp kapatma gerekçesi yapılıyor. Geçmişte yapılan bir şeyin sonucu ne yani, anlamadık. O dönem devletin muhattabı değil miydi? Basın meselesinde ne kadar etkili olmuştu yani, nelere yol açmıştı. Ateşkes zamanında müzakerelerin sürdüğü bir dönemde yapmıştık. Öyle komedi yani. Gazetecilik faaliyeti yapmışız orada yani, herkes yaptı, o zaman CNN de yaptı, Anadolu Ajansı da vardı orada. Dolayısıyla bütün bunlar komedi. Biri kapatın şunu, bitirin, fişini çekin, zaten hukuk dinlemeyin demiş. Bir hukuk komedyası gerçekten, hukuk skandalı. Haksız.

    Sizi niçin hedef alıyorlar?

    İMC haber yapıyor, başka bir şey yapmıyor. Türkiye’de yapılmayan bir şeyi yapıyor İMC, Türkiye’de haber yok ki. Devletin bültenlerini herkes haber diye okuyor. İMC haber yapıyor. Cizre’de yapıyor, Silopi’de yapıyor, Sur’da yapıyor, Artvin’de yapıyor, Soma’da da yaptı, Kobanê’de yaptı, yani bütün buralarda yaptı ve yapıyor. İşte siviller öldürülmedi dendiği zaman da sivillerin öldürüldüğünün bizzat kendi kameralarıyla tespitini yapıyor. Biz de diyoruz ki, bir tek haberimizi yalanlasınlar, yalan olduğunu ispat etsinler biz kendimizi kapatmaya hazırız. Dolayısıyla yalanın imparatorluğunu kırıyordu İMC ve haber yapıyordu. Yapılmayan tek şey buydu, bizden bunun intikamı alınıyor, siz nasıl haber yaparsınız?

    DSC_0224

    Tıpkı bugünkü 15-16 gazetenin yaptığı gibi sadece propaganda olsun diyorlar değil mi?

    Tabii tabii, herkes aynı ses olacak. O zaman bir tane gazete çıksın, bir tane televizyon olsun yeter yani, anlatabiliyor muyum? Dolayısıyla burayı hizaya getiremediği, satın alamadığı, yalakalaştıramadığı, yandaşlaştıramadığı, havuzun içine alamadığı bağımsız duran bir kurum olarak, tabii kuruluş amacıyda buydu, bağımsız olacağız, sadece haberi vereceğiz ve fikri olanlarla demokratik bir tartışma platformu olacağız Türkiye’nin temel yapısal sorunları konusunda ve bu da çok tuttu, çokta izlenir hale geldi, bir marka oldu İMC. Baktılar herkes hizada ama İMC hem büyüyor ve gün be gün de haberin tek kaynağı, haberin bittiği yerde haberin tek kaynağı kalınca İMC’nin izleyicileri çoğaldı kat be kat. Reyting ölçümlerini alıyoruz İMC’nin günlük. Dolayısıyla büyük bir izleyici kitlesine ulaştı ve ilk 5’in içine girdi sürekli, beş haber kanalının. Salı günü birinci sıradaydık, çarşamba günü ikinci sıradaydık, perşembe günü zaten bu meseleler başımıza getirilmeye çalışıldı.

    Diyarbakır’dan beni aradılar birgün, bir eylem yapıyorlamış, demokratik bir eylem, İMC gelmezse eylemi bitirmeyiz dediler. O kadar önemseniyor yani İMC. Herhalde bunu hazmedemediler.

    Evet, evet. Onlar siviller öldürülmedi diyorlardı, İMC televiyonunun kendi kameramanı vuruldu sonra kameramanın bir terör örgütü üyesi olduğunu iddia etti savcılık, gözaltına almaya çalıştılar. İddialarına göre sivil yok ya vurulan kameraman da olsa mutlaka terör örgütü üyesi olması lazım ki yalan tam otursun ve bu yalanı da Anadolu Ajansı servis yaptı. Ayıp bir şey yani, kendi meslektaşı vuruluyor. İMC mesela bütün bu yalan imparatorluğunun bir kameramanının vurulması üzerine, kendi kamerasının çekimleri sırasında her şeyin ne kadar sivil ve nereden ateş açıldığını, kimlerin açtığını neredeyse ortada olan şekilde gösteren bir çekim yaptı. Bütün dünya medyası bunu verdi. Öfkeleri bundan da arttı.

    Ekran karardı ama siz yayın yapmayı sürdürüdünüz değil mi? Nasıl yaptınız bunu?

    Maalesef tabii çok önemli bir hasara yol açtı bu bizimle ilgili. TürkSat üzerinden izleyicilerimizin birçoğunu şu anda kaybetmiş durumdayız ama zaten bizim izleyicilerimizin %60-70’ine biz Hotbird üzerinden yayına girerek yeniden ulaştık. Kürt izleyicilerimiz, Alevi izleyicilerimiz iki çanaklı izleyicilerdir. İki çanaklı izleyicilerimize biz zaten ulaştık, geriye kalan tek çanaklı izleyicilerimize ulaşmanın tek yolu da TürkSat’tan geçiyor. İnternet üzerinden yayına çok önemli yapısal yatırımlar yaptık bu birkaç gün içinde. İnterneti daha etkili kılmak için. İnternet üzerinden ulaşılıyor, giderek görünür ve bilinir hale geldikçe insanların haber ihtiyacını büyük ihitimalle o tek çanaklılar ya çift çanaklı ya da bir motor takarak otomatik aramalarla şey yapacaklar.

    Peki kamuoyunun tepkisi nasıldı İMC’nin TürkSat’tan çıkartılmasına? Tepkiler ne düzeyde oldu?

    Kamuoyu tepkisi şimdiye kadar çok iyi ama istenilen düzeyde değil bana göre. Yani bunlar despotizmin ve faşizmin ayak sesleridir ve demokrat her insan, her kurum, her kesim mutlak surette ”ya bunlara olmuş, bize ne” dememesi gereken bir noktadayız artık. Yani bu tür şeylerin peşini bırakmadığı kamuoyu desteği ne kadar büyürse en azından hukuksal yollarda baskı artar. Bizim başlattığımız hukuki prosedürler daha sonuç alıcı hale gelir. Tabii uluslararası kamuoyunun ilgisi çok yoğun, Türkiye’den kamuoyunun demokratik tepkisi çok yoğun. Türkiye’deki medya hariç dünyadaki bütün medya neredeyse bir-iki tane haber ve özel dosya yapıyor, yani böyle bir ilgi var.

    Sosyal medyada da çok tepki oldu değil mi?

    Sosyal medyada ”İMC TV susturulamaz” hashtagi hem Türkiye’de hem dünyada üst sıralara yükseldi. Zaten bilinen, izlenen, desteklenen bir televizyonuz ve kendisiyle izleyicisi arasında direkt bağ kurmuş bir televizyonuz, yani böyle bir samimiyeti olan bir televizyonuz ama daha büyük bir kamuoyu tepkisi ve desteği gerekiyor çünkü karşındaki taraf hiçbir şeyi dinlemiyor kamuoyu baskısı dışında dinlediği hiçbir şey yok.

    Peki bundan sonraki hukuki süreç nasıl işleyecek?

    Biz ihtiyati tedbir davalarını açtık yani TürkSat’ın bu sözleşmemizi fesih sebebine hemen tedbir kararı almak istiyoruz, hemen başvurduk, savcılık hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz, Anayasa Mahkemesi’ne gidiyoruz, RTÜK’ü göreve çağırıyoruz, Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesi’ni göreve çağırıyoruz, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın suç işlediğine inanıyoruz, TürkSat yetkilillerinin, yöneticilerinin hakkında da suç duyurusunda bulunuyoruz hem kurumsal hem de kişisel olarak. Şu anda bir avukatlar ordusu arkamızda gerçekten. Yani her kesimden avukatlar gönüllü bir şekilde İMC için ne yapabilirizi bir koordinasyon kurduk, hocalar danışmanlığında tartışıyorlar, hukukçu profesörlerimizin danışmanlığında bir hukuk mücadelesi başlattık.

    DSC_0235

    Siyasilerin desteği nasıl?

    Mecliste de zaten bütçe görüşmeleri sırasında önemli bir tartışma konusu İMC oldu. Bu gün de devam ediyor. (Pazartesi) HDP ve CHP’den yoğun destek var, CHP genel başkan yardımcıları genel başkan adıyla bize geçmiş olsun dileğini iletti. HDP de ha keza öyle. Dolayısıyla Numan Kurtulmuş beyefendi zaten mecburen cevap vermek zorunda kaldı ve bizi savunmaya başladı. Kendilerini bu işin dışında tutma çabasına girdi, bu işi doğru bulmadığını meclis kürsüsünde kendisi ifade etti. Dolayısıyla siyasal anlamda da önemli bir destek var, tartışma var. Buradan da mutlaka bir sonuca gideceğiz yani. Biz TürkSat’a gireceğiz, TürkSat’ta hakkımız vardır.

    Onu diyecektim. Sizi TürkSat’ta görebilecek miyiz?

    Göreceksiniz. Ya Türkiye direk faşizme teslim olur ya biz TürkSat’ta olacağız yani o kadar. Bu da demokratik mücadeledir çünkü basın özgürlüğü ve fikir özgürlüğü demokratik mücadelenin temel ayaklarından biridir, otoriter sistemlerde bu iki özgürlüğe dayanırlar zaten.

    Seyircinizden bir isteminiz olacak mı?

    Biz, bizim seyircilerimizin haber alma hakkının gasp edildiğini düşünüyoruz. Her izleyicimiz bu kurumları şikayet edebilir, dava açabilir. Biz de onların haberlerini yaparız.

    Bireysel olarak mı?

    Tabii ki, her izleyicimizin bireysel hakkı vardır, haber alma hakkım engelleniyor diye, hukuksuz bir şekilde engellendi diye. Şu anda bizim dava açtığımız kurumlara kendileri de açabilir.

    Son bir şey eklemek ister misiniz?

    Hayır. Çok teşekkürler ayrıca desteğiniz için de teşekkür ederim.

    Ben teşekkür ederim.


    Yorumlar



    İlgili Haberler