• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Evdeki hesap çarşıya uymadı

    Cumhurbaşkanı’nı giderek zorlayan konuların başında dış politikanın geldiği artık daha bariz. Bu zorlanmanın onca efelenmeden sonra nasıl çark edileceğinden kaynaklandığı açık.

    Erdoğan’ın 2009’da daha başbakanken “one minute” ile İsrail’e rest çektiği günler aklımızda. Bundan çark etti. İsrail’le sessiz sedasız arasını yaptı. Son dönemlerde “Ey Amerika, ey Almanya” diye başladığı konuşmalar, hele Rus uçağının düşürülmesinden sonra Rusya ve Putin’e efelenmeler de gitti. Bu efelenmelerin yerine sorunları sil baştan ele alıp ilişkileri geliştirmeyi hedefleyen bir dil gelmeye başladı.

    Erdoğan efelenmekten vazgeçti ama henüz tam anlamıyla kendini yeni dile uyarlamış değil. Eskisine göre düşük dozda da olsa tribünlere oynamaya devam ediyor. Yeni dilin provasını önce Binali Yıldırım’a yaptırıyor. Yıldırım yarım ağızla, “Artık görevimiz dostlarımızın sayısını artırmak, düşmanların sayısını azaltmaktır” dediğinde, biliyoruz ki bu esasen Erdoğan’ın yaklaşımıdır. Erdoğan’ın bu sözleri ön açmak için Yıldırım’a söylettiğine kuşku yok. Eğer tutarsa, bu dilin etkin kullanımını da bizzat Erdoğan yapacak. Hatta ilk işaretlerini, Putin’e karşı kullandığı dil ile vermeye başladı.

    Erdoğan ve Yıldırım başka bir şey daha yapacak gibi duruyor. Bu ikilinin eski dilin günahlarını Davutoğlu’na yükleyeceklerinin işaretlerini şimdiden alıyoruz. Hatta yakında Stratejik Derinlik kitabını yasaklatıp Davutoğlu’nu da tüm yanlışların müsebbibi olarak hedefe koyarlarsa şaşırmamak gerekir.

    İnandırıcı da olurlar. Hem her şeyi iki günde unutmaya hazır bir toplum, hem de bir anda “Reis’imizi şaşırtan, onu yanlış yönlendirip Türkiye’yi karanlık günlere taşıyan Davutoğlu’dur” diye yazacak yüzlerce kalem ve bunları çarşaf çarşaf yayınlayacak onlarca gazete ve televizyon var. Nasıl inandırıcı olmasınlar!..

    ***

    Türkiye’de dış politika özellikle Suriye krizi sonrasında iç politika ile at başı gitti. İçerde herkesi biat etmeye zorlayan Erdoğan, dışarıda da özellikle bölge devletleri üzerinde mutlak hakimiyet sağlayacağı günlerin hayalini kurdu.

    Bu, birilerinin iddia ettiği gibi sadece Davutoğlu’nun politikası değildi. İçte tek hakim olacağı Türk tipi başkanlığı dışta Yeni Osmanlıcılıkla pekiştirmeyi hedefleyen Erdoğan, öyle sanıldığı gibi yönlendirmeyle politika belirleyecek biri değil. İstediğini başbakan, parti başkanı yapıp canı istediğinde görevden alabilen, partinin Gül gibi ağır toplarını, Arınç gibi özgül ağırlıklarını bir anda devre dışı bırakacak kadar sürece hakim birinin yönlendirmeye açık olmadığı o kadar net ki…

    Akla gelen tek şey Erdoğan’ın evdeki hesaplarının çarşıya uymadığı…

    Hakkını yemeyelim. Hesabını tutturmak için çok uğraştı. Geçtiğimiz yıl kendisine iktidar kaybettiren 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını kabul etmedi. MHP ve CHP’nin desteğiyle yeni bir seçim yaptı. Hedefi 1 Kasım seçimlerinde HDP’yi baraj altında bırakıp başkanlık için gerekli olan çoğunluğu sağlamaktı.

    Bunu da beceremedi.

    Seçim öncesinde Erdoğan’ı rahatlatan MHP ve CHP 1 Kasım sonrasında da desteğini kısmen sürdürdü. Daha açık deyimle MHP ve CHP bir tek başkanlık için Erdoğan’a kredi tanımadılar. Onun dışında her şeyde Erdoğan’ın yanında yer almaktan, onu desteklemekten imtina etmediler. Kentlerin yakılıp yıkılmasında, insanların bodrumlarda katledilmesinde, dokunulmazlıkların kaldırılmasında AKP’nin önüne yatan MHP ve CHP, aynı krediyi başkanlık için tanısaydılar sorun yoktu. Bu olmadı. HDP de tüm baskılara rağmen etkin muhalefetten vazgeçmedi, Erdoğan’a teslim olmadı. Aksine Erdoğan’ı açık bir biçimde teşhir etti.

    Sürecin Erdoğan’ın arzuladığı zaman ve koşullarda tamamlanmaması, ekonominin giderek çıkmaza girmesini, komşularla sıfır sorunun yüzde yüz soruna dönüşmesini beraberinde getirdi.

    Şimdilerde bu gidişatı kendi lehlerine değiştirecekleri yeni ara yollar aramaları bundandır.

    Peki, Erdoğan hedeflerinden vazgeçti denilebilir mi?

    Parlamento ve hükümeti işlevsizleştirerek başkanlığı fiilen sürdürmeye başlayan birinin hedeflerinden vazgeçtiği iddia edilemez. Ancak Erdoğan’ın eskisi kadar rahat olmadığı da açık.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları