• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    EVRENDE BİR KÜÇÜCÜK İNSANOĞLU

     

    Küçücük dünyamız var bizim…  Küçüklük mesele değil de kötü olmak ayrı şey… Küçük dünyanın kötü insanlarıyız. Oysa evren denen o muhteşem var oluş, ne kadar sınırsız, ne kadar göz kamaştırıcı… Bazen kendi halimce küçük dünyamdan sıyrılıp uzaya açılırım; milyonlarca galaksi, milyarlarca gezegen, yıldız,  asteroit, göktaşına doğru yolcuğa satır aralarında.  Yepyeni bir uzamda, yepyeni bir zaman boyutuna taşınır hayal gücünüz.

    Uzaydan bakınca ne kadar varlığı yokluğu belirsiz bir yer olarak kalıyor dünya. Milyarlarca gök cisminden birinin üstünde, yaşamı sadece 70-80 yılla sınırlı bir varlığız aslında. Evren için çok da anlamlı olmayan bir yekûn. Çölde kum zerreciği gibi bir şeyin üzerine yığılmış 5 milyar insan… Hep itiş kakış halinde, sürekli öldürüyorlar birbirlerini… Birlikte ürettiklerini birlikte paylaşamayacak kadar ilkel bir düşünce; bunun siyaseti, hukuku, anayasası, sosyolojisi, ideolojisi, felsefesi…

    O hırs, o ego denen pis şey var ya, her şeyi unutmaya, her şeyin sahibi olmaya o kadara hevesli ki… Bazen Boğaz’dan geçerken Osmanlı’dan kalma yalılara bakıyorum, içinde yaşayan Türkiye’nin mutlu azınlık mensuplarına… Dünyanın envaı zenginliğine sahip olma hırsıyla hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar.  ABD’de de öyledir zenginlik halleri, Brezilya’da da, Burma ‘da da, Çin’de de… Savaşlar ve yıkımlar onlar için kar hesaplarının, yatırım stratejilerinin anlık görüngüsü sadece. Siyaseten tartışıyorlar ne tartışıyorlarsa. Siyasetin altını kazıyınca kar hırsı çıkıyor.  Uzaydan nasıl gözükür bu insanların, milyonlarca insan hayatı hakkında kararlar alıp, planlar yaptıkları gizli yalı toplantıları…

    Astrologların evrenin nereye genişlediğini tartıştıkları bir zamanda insanoğlunun çoğunluğu açlık sınırında gezinirken, küçük bir azınlık petrol kuyularının başına kendi askerlerini dikmek için kendi türünü savaşlarda yok ediyor; hayatlarında hiç kullanamayacakları bankalarda sadece bir rakam olarak kalmaya mahkûm yeşil dolarlar uğruna…

    Gelin basit bir matematik hesabı yapalım… Işığın saatteki hızı 1 milyar 80 milyon km. Dünyanın en hızlı uçağı  HTV-2, saatte 21 bin 921 km yol alıyor. Yani sesten 20 kat daha hızlı. Bir yıl boyunca hiç durmaksızın –bu mümkün değil de- uçsa, alacağı yol 21.921x24x365=192 milyon 27bin 960 km… Dünyanın bu en muhteşem uçağıyla 80 yıl havada kalsanız,  kat edeceğiniz yol 15 milyar 362 milyon 236 bin 800 km…  Işık için sadece 14 küsur saat… Oysa uzayda uzaklıklar ışık yılıyla ölçülüyor.

    Evrende neyiz ki…

    8882 metre mi, 8888 metre mi olduğuna bir türlü karar veremediğimiz Everest Tepesi insanoğlu için ne kadar heybetli gözüküyor değil mi? Ama Samanyolu’nun bilinen en büyük dağı Mars’taki Olympus Mons, Everest’in tam üç katı büyüklüğünde. Diğer galaksilerde neler var tasavvur bile edemiyoruz. Kendi aklımızı kuşatan duvarlar arasında her şey bize ne kadar mutlak geliyor. Oysa görecelilik, kuantum fiziği diye bir şey var. Bir karıncanın gözünden dünya nasıl bir yerdir, hiç düşündük mü?

    Bazen şunu sorarım kendime… Bing bang’dan, Karadelik’ten öte atom altı parçacıklarının, bozonların, taşıyıcı dalgaların sırrını keşfe çıkan bilim insanlarının imgeleminde  öldürmek üzere kurgulanan asker nasıl bir izdir?!

    Ya da birazcık hayal gücümüzü zorlayıp şunu soralım; uzayda çok daha gelişmiş bir uygarlığın fertleri dünyayı gözlemlerken ne düşünürler acaba?

    Herhalde şöyle düşünüler, “Şu insanoğlu ne garip bir yaratık.  Bir kısmı daha büyük bir kısmının emeğini sömürmek, petrol denen kirli, kara suyu ele geçirmek için on yıllardır savaşıyorlar. Önce doğurup sonra öldürecekleri çocuklar yetiştiriyorlar. “Daha çok para… Daha çok para…” diye kendi gezegenlerini mahvetmişler; başlarına asit yağıyor, aldırmıyorlar bile…  Yörüngesinden çıkmış serseri bir meteor işlerini bitirecek, haberleri yok.”

    Bencil ve evrendeki yerinden bihaber bir tür insanoğlu… Evrende her şey hareket ediyor, dönüşüyor, evrimleşiyor. Dünyanın varlığı ya da yokluğu milyarca göktaşının içinde çok da anlamlı değil. Evren bizi o kadar da takmıyor aslında…

    İnsanoğlunun kötülüğü kendi soyuna…

    önder köşe yazısı foto (2)


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları