• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    EYVALLAH!

    Böyle zamanlarda insanın içinden hiçbir şey yazmak gelmiyor. Kaçıp uzaklaşmak istiyorsun ülkenin kanlı gündeminden…
    Geçenlerde bir profesör arkadaşımla konuşuyorduk. Yeni gelmişti Tayland’dan. Uzun uzun Tayland’ın yemek kültüründen, insanlarından söz etti. “Yoksullar ama çok mutlular Önder. Trafikte bir kez bile korna sesi duymadık. Kavga yapan, yüzü asık gezen insan yok.”
    Kendi ülkemizi düşündüm sonra… Mutlu insan var mı acaba bu ülkede, diye sordum. Zengin yoksul olması fark etmez, mutlu insan var mı? Gazeteleri açıyorsun, her gün ölüm, kan gözyaşı, çıldıran dolar, aile cinayetleri, sokak ortası bıçaklamalar, kin kusan politikacılar… Gazeteci olarak biz de kaçamıyoruz bu haberlerden…
    Gündemimizi kötülük işgal etmiş sanki…
    Sokağa çıktığımızda sağ salim evimize dönecek miyiz, bugün hangi acı yolumuza pusu kurmuş olacak… Güne böyle başlayan insanların bileşiminden mutlu bir toplum olmayı mı hayal edelim şimdi yani? Olmaz, çıkmaz.
    Ama bu saydıklarım elbette neden değil, sonuç…
    Bu ülkede siyasetin dili epeydir şiddetin kükreyen sesine dönüştü. Birbirine insanca yaşamı çok gören, iktidarın ve siyasi kapışmaların şehvetinden kahramanlık üreten retoriğin imlasız seyrinde titreşen insanlarız.
    Canlı bomba diye bir kavramımız var bizim ya… Bombaların canlandığı, insanların ‘bombalaştığı’ şiddetin dünyasında sosyal psikoloji o travmadan bu nevroza savruluyor.
    Bakın, Beşiktaş’ta canlı bomba saldırısında 44 kişi hayatını kaybetti. Yüzlerce yaralı… Ateş topu gibi düştü evimizin ortasına haberleri… Dün Suruç’ta, Ankara’da patlayan bombalar gibi…
    Acılardan öğrenmesini de bilmeyen bir toplumuz biz. Kimse mevziisini terk etmek istemiyor. Kanı kanla temizlemeye çalıştıkça daha fazla akıyor kanımız.
    Kopkoyu bir akıl tutulması içinde Suriye gibi, Afganistan gibi, Pakistan gibi, Nijerya gibi kör çatışmaların uçurumunda yuvarlanıp ölüyoruz gün be gün… “Yeter!” diyen çığlıkları susturuyorlar.
    Ama tarih yaşadığınız günün kör şiddetine teslim olmayacak kadar güçlü ve uzun. Kim ki bu ülkede şiddetle bir yere geleceğini sanıyorsa aldanıyor. Ne adına, kimin için öldürürseniz öldürün, hiç iyi anılmayacaksınız, hiç!
    Söyleyecek çok söz var belki ama elim gitmiyor işte yazmaya… Onca gencin cesetleri cami avlularında yatarken sözün de hükmü kalmıyor bir noktadan sonra.

    Ne intikam çağrıları, ne lanet nutukları, ne hamaset cümleleri… Sadece saldırıda hayatını kaybeden tıp öğrencisi Berkay Akbaş’ın acılı babasının yüreğinden dökülen sözler anlamlı geliyor bana. Şöyle diyor baba Akbaş, “Ben istemiyorum oğlum şehit olsun. Oğlum katledildi. İdeali doktor olmaktı, insanlara yardım etmekti. Ama ben onu cenaze arabasında geri götürüyorum şimdi.”
    Bir gün politikacılar bu sözler karşısında sustuğunda yeniden başlayacak hayat. Öyle mi olur?! Dilerim olur. Eyvallah!


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları