• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    FARKLILIKLARA SAYGIDIR HAYAT

     

    Eğer dogmatik yargıları ve ön yargıları hayatımızdan çıkarabilirsek geriye sadece insanlığımız kalacak. Belki de kendi gölgelerimiz üzerine çizdiğimiz dev aynasından ve anlamsız abartılı kibir esaretinden de kurtulacağız!

    Kendi yargılarımızdan kurduğumuz dünya, bencil ve acımasız bir hal aldı. Çekinmeden vicdanımıza soralım, hayatımız dışında aradığımız özgürlük düşü başka yaşamları kabusa çevirirken aslında kendimizi yargılamaktan bir kaçış değil midir?

    Cehaletin kör cesareti, tekçiliğin birliğinden doğdu ve sorgulamayan bir sürü ruh oluşturdu. O ruhu da bir arada tuttu ve çoğulcu yaşama karşı bir tehdide dönüştürdü.  Yaşamı çoğul bir bakış açısıyla çeşitlendirenler ise bu örgütlendirilmiş cehalet karşısında azınlığa düştü, öz güvenini yitirdi!

    Bilinir, sokak ruhunun canlı çeşitliliği bencilliği aşmada en güzel ilaçtır. Bu ruhu yaşamak ve savunmak yerine içimize sahte afralı tafralı bencil dönüşler, düşsel bir avuntu muydu acaba?

    İlkin insanlar sözcüklerle Aşk”a tutunmayı denedi. Lakin acımasızca içini boşalttı ve tüketti. Kibirle, özünü yakalamadan öldürdü aşkı. Oysa o sahip çıkmadıkları duygu tanrıçalığın yansımasıydı!

    Tanrının zamana yansıyan yüzüydü aşk. Yeryüzünde hasetten barındırılmadı! Duygu ve kibir yürümezdi beraber iki zıt yörünge ekseninde. Sezgileri yadsıyan gölge, hayat tutkulardan yoksun kupkuru iskelete dönüştü.

     

    Oysa his etmek işin özüdür. Hayatı keşif ederken insan merkezli işe başlanmalı… Çünkü hayat insanidir, mekanik değil… Dinamik ruh taşır sezgili ve hislidir.

    Çok eskilerde insan hayatı evreni hissetme gücüyle şekillenirdi ve şenlenirdi. Şimdilerde ise monoton abartı, ego salgınına dönüşmüş! Duygulu özünü küçümsedi. İnsan değersizlik sendromuna yakalandı. Duygu, ruh, zihin, gönül zenginliğini göz ardı edip maddi panik ataklara teslim etti güzelim hayatı.

    Duygunun çoğul çeşitliliğini kamusal hayata beraber yansıtabilme gücü, toplumu ruhsal, düşünsel, siyasal açıdan da çok boyutlu zenginleştirecektir.

    Demokrasi tam da farklılıkların birliğinden doğan, bitimsiz güçten beslenip sokaklara özgürlük ve refah olarak yansıyacak!

    Aslında asi duyguları politize eden demokrasi, özgürlüğün ta kendisidir. Yaşamı talep etme öz güveninde saklıdır toplumsal kurtuluş.

    Eşitlik bilinci kazanan duygular, kapsayıcıdır ve akışkandır. Sınıflar arası yatay ilişkilenmeler yaratırlar durmaksızın… Sokağın iç barışını da coşkuyla üretirler.

    Özgür toplumlar zaman ve mekâna demokratik özgürlüğü miras bırakırlar. Bu da genç nesillere kalıcı soluklanma alanları yaratır ve tutkuların manevi gıdasını karşılar. Biz çeşitliliğimizi özgür birlikteliklere dönüştüremediğimiz için böyle kibir ve cehalet karşısında kolay parçalara bölünüp yutuluyoruz. Oysa özgür birliktelikler yaratarak yaşamı cehalet karşısında savunabiliriz.

    Özgürlük ruhu farklılıklara gülümseyen emsalsiz bir yaşam ödüldür. O ruhu sızlatan ise kibirden doğan cehaletin kasvetli ağırlığıdır. Kamusal alanımızda fütursuzca tekçiliği dayatıp cirit atarken ki rahatlığıdır!

     

    Düşlerle gerçeklerin, zamanın ruhuna denk olmayan dünyası çetrefillidir. Soyut ve somutun zamansal doğrultusunu iyi hesaplamak gerekir.

    Geçmiş özlemleri idealleştirip, oraya saplanıp kalma yerine yeniyi değerleriyle beraber benimseyip birlikte yaratmak, kamusal hayata saygının da gereğidir.

    “Normal sadece bir illüzyondur. Örümcek için normal olan, sinek için kaostur.”       

                                                                                                                          Charles Addams


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları