• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Gazetecileri tutuklayan korku

    Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma amacıyla gazetenin birer gün nöbetçi genel yayın yönetmenliğini yapan Şebnem Korur Fincancı, Ahmet Nesin ve Erol Önderoğlu önceki gün tutuklandı. Bu üç tutuklama birçok yorumcunun da dediği gibi Türkiye’de AKP eliyle gerçekleştirilmek istenen rejim değişikliğinde yeni ve önemli bir aşamadır. AKP, ülkedeki rejimi faşizme evriltme çabasında vites yükseltmiştir. Yine de Cumhurbaşkanı’nın taraftarlarına bu yolda cesur olmalarını telkin eden konuşmalar yaptıktan sonra gerçekleşen bu tutuklamalar AKP’nin cesaretlenip cesaretlenmediğini değil ama korkularını çok net ortaya koyuyor.

    Bu üç isim AKP’nin farklı ama birbiriyle bağlantılı korkularına işaret ediyor.

    Bir kere özellikle Gezi Direnişi’nden bu yana AKP’nin en çok korktuğu şey karşıtları arasında kurulacak bir dayanışma. Dayanışmanın her türünün üzerine büyük bir şiddetle yürüyor. Olabilecek en demokratik dayanışma eylemlerinden biri olan Özgür Gündem’e nöbetçi genel yayın yönetmenliği eylemine tutuklamalarla karşılık vermesi bu anlamda sembolik. “Bu kadarına bile müsaade” yok demek istiyor. Tabii Özgür Gündem eylemlerine gösterdiği tepkinin bir başka veçhesi daha var, o da şu ki, AKP ve onun öncesindeki hükümetlerin de elbette en büyük korkularından biri Kürt halkı ile Türk aydın, demokrat ve sosyalistlerinin, ezilenlerinin arasında kurulacak bir dayanışmadan duyulan korkudur. Bir yandan rejim değişikliği sürecinde Batı’da muhaliflere yönelik soruşturma ve operasyonlar, diğer yandan Kürtler’e karşı yürütülen savaş sürecinin bu son aşamasında işlenen suçlar öylesine arttı ki haliyle AKP’nin böylesi bir dayanışmadan korkusu da daha büyük, tepkisi de. HDP’nin 7 Haziran 2015 seçimindeki başarısı karşısında kapıldığı büyük korkuda işte bundandı.

    AKP’nin bir başka korkusu da medya. İktidarı boyunca medyayı denetim altına alma çabasında hiç geri adım atmadı. Türkiye bu dönemde ifade özgürlüğünde uluslararası listelerde en alt sıralara indi. Fakat gerek özgür medyanın bu dönemde gösterdiği direnç gerekse sosyal medyanın varlığı korkularını bir paranoya derecesine yükseltti. Hele gazetecilerin uluslararası dayanışması hiç tahammül edemediğin bir şey. Erol Önderoğlu’nun Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün Türkiye temsilcisi olması bu noktada tutuklanmasında etkili olmuş olmalı.

    Bir de tabii insan hakları mücadelesi özellikle bu savaş ve rejim değişikliği sürecinde AKP’nin hiç ihtiyaç duymadığı şeyler. Şebnem Korur Fincancı bu alanda Türkiye’nin önde gelen isimlerinden. Adli Tıp Kurumu’ndan TİHV’e bulunduğu her yerde insan hakları ihlallerine karşı mücadele vermiş son derece yetkin bir isim. Onun tutuklanması bir yanıyla da insan haklarının tutuklanmasıdır.

    Ahmet Nesin ise bu ülkenin yüz akı aydınlarından. Babası Aziz Nesin 12 Eylül rejimine karşı yayımlanan Aydınlar Dilekçesi’nin örgütleyicilerindendi. Ahmet Nesin ise cesur bir muhalif çizgi sürdüren bir yazı adamı. O da bir başka rejim değişikliğine karşı mücadele ediyor şimdi babası gibi. Kalemiyle, mesleğiyle.

    Evet, AKP hükümeti Cumhurbaşkanı’nın direktifiyle bir cesaret denemesine girişmiş olabilir ama ortaya çıkan yine korkuları oldu.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları