• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Geç Kalmış İfşaatlar

    Türkiye yakın tarihi pişmanlıklarla değil belki ama politikacıların ya da diğer her türden iktidar sahibinin geç kalmış aklanma çabalarının örnekleriyle dolu.

    Çoğu samimiyetten uzak, kendilerini olası yargılanmalardan ya da itibar kaybından kurtarmaya yönelik, siyasetten ya da içinde yaşadıkları topluluktan dışlanma kaygısıyla yapılmış açıklamalar bunlar. Belki de yeniden iktidar olma umuduyla.

    Üstelik hiçbir faydası da olmuyor eski iktidar sahiplerinin bu ifşaat ya da açıklamalarının.

    Çünkü gerçek bir yüzleşmeye olanak sağlayacak tutarlı açıklamalar da olmuyor bu yaptıkları. Hatta manipülasyonu amaçlayanlar da oluyor.

    Son 40 yılda kaç siyasetçi, asker, polis yaptı bunu. Dergilere söyleşi veren ve ifşaatta bulunan işkenceciler, itiraflarda bulunan bebek öldürmüş acımasız tetikçiler, mesela Susurluk Meclis Komisyonu’na ağlayarak ifade veren eski başbakanlar, yöntemlerini ve stratejilerini sonradan yanlış bulan üst düzey askerler.

    Çünkü bu 40 yıl ülkede halka karşı büyük suçların işlendiği bir dönem.

    Özellikle Kürt meselesinde asker, sivil, bürokrat muktedirler, hatta başbakanlar iktidardan düştüklerinde ya da makamlarını kaybettiklerinde hemen medyanın karşısında izledikleri yolun yanlışlığından söz ediyor ya da yapılanları emir komuta zinciri içinde yaptıklarını söyleyerek kendilerini temize çıkarıyorlar.

    Kürt meselesini çözmemek bu ülkede iktidarını kaybedecek olmanın habercisidir. Bunu zamanında görmüyorlar.

    Kürtlerin hukuk mücadelesi belli bir seviyeye ulaştığından beri bu sorunu çözmeyen hükümetler art arda iktidardan düştüler.

    Aslında bu AKP hükümeti için de geçerli.

    İki AKP hükümeti hangi yoldan düşmüş olursa olsun Kürt meselesini çözemediği için düştü.

    7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’nin yükselişinin temel nedeni toplumu barış konusundaki samimiyetine inandırmış olmasıydı. AKP’nin tek başına iktidarı kaybetmesinin nedeni de çözüm sürecindeki başarısızlığı ve isteksizliğiydi.

    5 Mayıs 2016’da Ahmet Davutoğlu’nun makamını kaybetmesi bir sivil darbe olarak tanımlanabilir. Ancak onun görevini bırakmaya zorlanmasının nedeni 7 Haziran seçimlerinden sonra hükümetin uyguladığı savaş konseptinin suçlarının kendi parti arkadaşları ve hatta Cumhurbaşkanı tarafından ona yüklenmek istenmesiydi.

    Ahmet Davutoğlu bunun farkında. Makamını fiilen kaybeder kaybetmez kendisinin çözüm sürecinin bitmesi nedeniyle sabaha kadar ağladığı haberlerinin medyaya servis edilmesinin sebebi bu.

    Oysa henüz kendisini başbakan sandığı sıralarda kürsüden savaşın en etkili savunucusuydu ve bir komutan edasıyla savaş naraları atıyordu. Toplum onu böyle hatırlayacak.

    Öyle çok insan ölüyor ki bu basiretsiz siyasetçiler ve onların hırslarına ortak diğer muktedirler yüzünden, kamuoyu bu geçmiş kalmış aklanma gösterilerini ciddiye almıyor artık.

    Halklar barış istiyor ve bunun hemen şimdi istiyor.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları